Şirketler Hayali Altın İhracatıyla Devleti 12.5 Milyon Dolar Zarara Uğrattı
İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) ile ilgili şirketlere operasyonda 21 kişi gözaltına alındı. İddiaya göre şüpheliler altın ihracatında yüzde 3’lük döviz...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı altın şirketlerinin sahipleri ve çalışanları hakkında kapsamlı bir soruşturma başlattı. Soruşturma, devletin ihracatı teşvik etmek amacıyla sağladığı yüzde 3'lük desteği hileli yollarla alarak kamuya ait kaynakları usulsüz kullandıkları ve haksız kazanç elde ettikleri iddialarını içeriyor. Yürütülen araştırmalar sonucunda, şüphelilerin devleti toplamda 12 milyon 537 bin 560 Dolar zarara uğrattığı tespit edildi.
Kapsamlı Soruşturma Ve Gözaltı Kararları
Söz konusu soruşturma, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına nitelikli dolandırıcılık", "1211 Sayılı T.C.M.B. Kanunu ve Bunun Tebliğlerine muhalefet", "4749 Sayılı Kamunun Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'a muhalefet" ve "1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'a muhalefet" gibi ciddi suçlamaları barındırıyor. Bu kapsamda, İstanbul Altın Rafinerisi A.Ş. (İAR) ile bağlantılı şirketlerin yetkilisi olan 23 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Emniyet güçleri, 09 Aralık Pazartesi sabahı Bakırköy, Bahçelievler, Sancaktepe, Avcılar, Büyükçekmece, Başakşehir, Küçükçekmece, Bağcılar, Beylikdüzü, Eyüpsultan, Sarıyer ve Üsküdar'da belirlenen 23 adrese eş zamanlı operasyonlar düzenledi. Operasyonlar neticesinde, hakkında gözaltı kararı bulunan kişilerden 21'i yakalanarak gözaltına alındı.
Sahte Şirketler Aracılığıyla Dolandırıcılık Ağı
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında elde edilen bilgilere göre, İstanbul Altın Rafinerisi (İAR) Anonim Şirketi Sahibi Özcan Halaç, Genel Müdürü Ayşen Esen, Muhasebe Müdürü Nasuh Göçmen, Pazarlama Müdürü Serdar Saraç, şirket çalışanı Erkam Halaç, Gram Altın Kıymetli Madenler Rafineri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi çalışanı Bülent Halaç, aynı şirketin müdürü Erman Dönmez, Yalçıntaş Kıymetli Madenler Ticaret Limited Şirketi çalışanı İbrahim Sontur, Kuyumcukent Enerji Üretim ve İşletme Anonim Şirketi Müdürü Mehmet Bora Tütüncüoğlu ve İstanbul Gümüş Rafinerisi Anonim Şirketi İşletme Müdürü Cenk Kocatüfek gibi kilit isimlerin, devletin sunmuş olduğu yüzde 3'lük ihracat desteğini alabilmek için özel bir yöntem geliştirdiği ortaya çıktı. Bu şahısların, kendi üzerlerine ve bahsi geçen şirketlerin toplam 30 çalışanının üzerine 24 yeni şirket kurduğu belirlendi. İddialara göre, bu paravan şirketler aracılığıyla kıymetli metaller ve altın bileşenleri adı altında toplamda 543 milyon 634 bin 253 Dolar değerinde hayali ihracat gerçekleştirdikleri ve bu ihracat tutarı üzerinden haksız yere yüzde 3 devlet desteği aldıkları öne sürüldü. Bu işlemlerin belirli bir organizasyon ve sistemli bir yapı içerisinde gerçekleştirildiği ve bu yolla devletin önemli ölçüde zarara uğratıldığı belirtildi.
Altın Üzerinden Hileli İşlem Mekanizması
Soruşturma çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından yayımlanan "Firmaların Yurtdışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğine İlişkin Uygulama Talimatı"na dikkat çekildi. Bu talimat doğrultusunda, ihracat yaparak ülkeye döviz girişi sağlayan şirketlere, döviz tutarı üzerinden yüzde 3 oranında destek verildiği ifade edildi. Şüphelilerin, bu devlet desteğini alabilmek amacıyla, altın madenini yasal yollardan yurtdışından şirketler üzerinden ithal ettikleri belirlendi.
Şirketlerin, ithal ettikleri bu ham altın madenini ülke içerisinde bulunan altın ocaklarında erittikleri ve eritilen altını asit solüsyonlarla karıştırarak "işlenmiş altın" görünümü verdikleri öne sürüldü. Bu şekilde üretilmiş gibi gösterilen kıymetli maden bileşenlerini yurtdışına yasal yollarla çıkardıkları ve bu ihracat üzerinden döviz kazancı elde ettikleri iddia edildi. Kazanılan dövizi, Merkez Bankası talimatı çerçevesinde Türk Lirası'na çevirerek, hileli yollarla yüzde 3 devlet desteğini aldıkları ve tüm bu işlemlerin örgütlü bir yapı içinde gerçekleştirildiği ileri sürüldü.
Tarihsel Bir Benzerlik: Yahya Demirel Ve Hayali İhracat Skandalları
Türkiye, "hayali ihracat" kavramıyla ilk olarak 9'uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel aracılığıyla tanışmıştı. Yahya Demirel, 1975 yılında karıştığı hayali ihracat olayıyla ülke gündemine oturmuştu. Mobilya ihracatı yapanlara verilen yüzde 75 vergi iadesini almak için hukuka aykırı yollar kullandığı iddiasıyla yargılanan Yahya Demirel'in, o dönemde bu yolla 20 milyon Lira haksız kazanç elde ettiği haberleri kamuoyunda geniş yankı buldu. Yahya Demirel'in "ceviz yatak odası" diye ihraç ettiğini beyan ettiği ürünlerin aslında sunta parçaları olduğu ortaya çıkmış, mobilyaları ihraç ettiği iddia edilen İsviçre firmasının da gerçekte var olmadığı belirlenmişti.
Yahya Demirel'in ismi, 1990'lı yıllarda bu kez de banka yolsuzluğu iddialarıyla gündeme geldi. Demirel'in Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) "Kıbrıs Yatırım Bankası" adıyla kurduğu bankanın hayali olduğu ve böyle bir bankanın izine rastlanmadığı tespit edildi. Demirel'in hayali banka üzerinden devleti milyonlarca Dolar dolandırdığı öne sürülmüştü. 1975'teki hayali ihracat skandalıyla tanınan Yahya Demirel, 08 Kasım 2012 tarihinde tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Bu tarihi vaka, mevcut altın dolandırıcılığı soruşturmasıyla benzerlikler taşıyan, devlet desteklerinin kötüye kullanılması yoluyla gerçekleştirilen büyük çaplı dolandırıcılık örneklerinden biri olarak hafızalarda yer alıyor.