Akbank Genel Müdürü Bankacılık Sektöründe 2026 Yılı İçin Olumlu Bir Görünüm Beklediğini Açıkladı
Akbank Genel Müdürü Kaan Gür 2026'ya bakıldığında görünen resmin 2025'ten daha olumlu olduğunu belirtti
Bankacılık sektörünün önde gelen isimlerinden Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, 5. Finansın Geleceği Zirvesi kapsamında düzenlenen "Bankacılığın Geleceği" başlıklı panelde önemli değerlendirmelerde bulundu. Gür, konuşmasında sektörün güncel durumunu, karşılaştığı zorlukları ve özellikle 2026 yılına yönelik beklentilerini detaylandırarak, önümüzdeki döneme ilişkin umut verici bir tablo çizdi.
Mevcut Karlılık Ve Makro İhtiyati Tedbirlerin Etkisi
Kaan Gür'ün aktardığı bilgilere göre, bankacılık sektörünün ekim ayı sonu itibarıyla kaydettiği öz sermaye karlılığı yüzde 25,4 seviyesine ulaştı. Bu oran, yıllıklandırıldığında yaklaşık yüzde 30'luk bir karlılık düzeyine işaret etti. Ancak Gür, bu rakamların mevcut enflasyon oranlarının altında kaldığını vurgulayarak, sektörün temel hedeflerinden birinin enflasyonun üzerinde sürdürülebilir bir karlılık sağlamak olduğunu belirtti. Mevcut ekonomik politika setinin ve özellikle makro ihtiyati tedbirlerin, bankacılık sektörünün karlılığını geçici bir süre baskıladığına dikkat çekildi.
Gür, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Dolayısıyla temel olarak zaten bankacılık sektörünün yapması gereken, enflasyonun üstünde bir karlılığı yakalayacak ve bunu sürdürülebilir kılacak bir ortam içinde çalışması. Hepimiz şunu biliyoruz, gerçekten de özellikle bugünkü politika seti, makro ihtiyati tedbirler, diğer düzenlemeler, geçici bir süre bankacılık karlılığını hakikaten baskılar durumda. Çünkü sürdürülebilir karlılık, günün sonunda bankacılık sisteminin öz kaynaklarına olumlu katkı yapacağı için ülke ekonomisinin büyümesi açısından vereceğimiz desteği de sürdürülebilir hale getirecektir," ifadelerini kullandı. Bu değerlendirme, sektörün karşı karşıya olduğu zorluklara rağmen uzun vadeli hedeflerden vazgeçilmediğini ortaya koydu.
2026'Ya Yönelik İyimser Bakış Ve Normalleşme Süreci
Akbank Genel Müdürü Gür, 2026 yılına ilişkin genel görünümün, 2025 yılına kıyasla çok daha olumlu bir tablo sunduğunu ifade etti. Bu iyimserliğin temelinde, Merkez Bankası'nın o gün açıklaması beklenen faiz indirimi kararı gibi makroekonomik adımların yattığı belirtildi. Gür, bu kararın 2026 yılına yönelik önemli bir gösterge olduğunu dile getirdi.
Mevcut politika setine uyum sürecinin reel sektör, bankacılık sektörü ve finans sektörü tarafından sergilenen ortak bir performans olduğunu vurgulayan Gür, bu iş birliğinin önemine işaret etti. Gür, mevcut baskılayıcı dönemin kısa süreli olduğunu ve 2026'dan itibaren ekonomik normalleşmenin başlayacağını öngördü. Konuya ilişkin olarak, "Bu hep birlikte yapmış olduğumuz bir performans. Yani burada reel sektör de, bankacılık sektörü de, finans sektörü de bu politika setine uyum konusunda gerçekten çok sağlam bir destek veriyor. Dolayısıyla da kısa süreli olduğunu düşündüğümüz bu dönemin 2026'dan itibaren tekrar normalleşeceğini söyleyebilirim," şeklinde konuştu.
Gelecek Dönem Bankacılık Gündemi Ve Sürdürülebilir Karlılık
Kaan Gür'e göre, 2026 yılında bankacılık sektörünün odağında enflasyonun seyri, faiz indirimlerinin devamlılığı, kredi maliyetleri ve verimlilik gibi kritik başlıklar yer alacak. Türk bankacılık sektörünün, kamu, özel ve katılım bankaları dahil olmak üzere tüm paydaşlarıyla bir bütün olarak, küresel ölçekte yüksek sermaye yeterliliğine sahip sağlam bir yapıya sahip olduğunu belirten Gür, bu durumun sektörün geleceği için önemli bir avantaj teşkil ettiğini kaydetti.
Ancak Gür, bu güçlü yapının içinde eksik kalan tek unsurun sürdürülebilir karlılık olduğunu vurguladı. Mevcut koşulların yarattığı baskının 2026'dan itibaren azalmasıyla birlikte, sektörün sürdürülebilir karlılık hedefine ulaşma konusunda daha olumlu bir ivme kazanması beklendiğini dile getirdi. Gür, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: "Dolayısıyla bütünsel olarak bu resimde eksik olan sürdürülebilir karlılık. O da 2026'dan itibaren daha olumlu katkı yapacak diye düşünüyorum." Bu beklenti, Türk bankacılık sektörünün gelecek dönemdeki stratejilerine ve büyüme potansiyeline dair önemli bir mesaj olarak öne çıktı.