Marmara Denizi’nde 5 Ve Üzeri Depremlerin Sıklığı Belirgin Şekilde Yükseldi
Uzmanlar, Marmara Denizi'ndeki Marmaraereğlisi açıklarında meydana gelen 5 büyüklüğündeki depremle ilgili açıklamalarda bulundu. Boğaziçi Üniversitesi...
Marmara Denizi, son dönemde yaşanan sismik hareketlilikle bir kez daha bilim dünyasının ve kamuoyunun dikkatini üzerine çekti. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nden uzmanlar, bölgedeki deprem aktivitesine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Yapılan açıklamalar, Marmara'da 5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin sıklığında endişe verici bir artış yaşandığını ortaya koydu.
Marmara Denizi'ndeki Sismik Hareketlilik Ve Derinliğin Önemi
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nurcan Meral Özel, Marmara Denizi'nde orta büyüklükteki depremlerin aslında rutin olarak meydana geldiğini ifade etti. Prof. Dr. Özel, sarsıntının hissedilme şiddetinin depremin derinliğiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, "Yakınlığı, derinliği, hepsi şiddeti büyütüyor. Marmara Denizi'nde, yani Kuzey Anadolu fay zonunun Marmara içindeki segmentlerinde bu şiddet, bu büyüklükte depremler oluyor, yaşıyoruz." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Özel, depremler sonrası ortaya çıkan artçı sarsıntıların hangi yöne doğru yayılacağının zamanla netleşeceğini belirtirken, güncel depremlerin öncü mü yoksa artçı mı olduğunun kesin olarak belirlenmesinin güçlüğüne değindi. Özellikle Kuzey Anadolu fay zonunun Marmara içinde oluşturduğu karmaşık yapıdaki farklı segmentler göz önüne alındığında, bir depremin öncü olup olmadığını büyük depremlerden sonra dahi anlamlandırmanın oldukça zor olduğunu kaydetti.
Tarihi Depremlerle Yeni Kırıklar Arasındaki Bağlantı
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Bulut ise, Marmara Denizi'ndeki sismik aktivitenin tarihsel boyutunu ele alan çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Bulut, 1963 Çınarcık depreminden bu yana 5 ve üzeri büyüklükteki depremlerin bu kadar sık aralıklarla yaşanmadığına dikkat çekti. Bulut, "5 ve üzeri depremler yani kaynak boyutu büyük olan depremler, Marmara'da daha sık olmaya başladı. Bu, istatistiki ve deprem öncesi davranış anlamında bizim tercih ettiğimiz bir şey değil." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Bulut'un aktardığı ilk verilere göre, son depremin merkez üssü İstanbul'un Silivri ilçesi açıkları olan ve 23 Nisan'da 6,1 büyüklüğünde meydana gelen depremin kırığının batı ucunda gerçekleştiği belirlendi. Bu bölgenin aynı zamanda 1766 yılında yaşanan ikinci büyük depremin kırığının doğu ucunu barındırdığı bilgisi de önem taşıyor. 1766'daki büyük Marmara depremlerinden ilkinin İstanbul açıklarında, ikincisinin ise Tekirdağ açıklarında meydana geldiği anımsatıldı. Bu bağlamda, son depremin, 23 Nisan'daki deprem kırığının batı ucu ile 1766 Tekirdağ depremi kırığının doğu ucu arasında bir konumda ortaya çıktığı gözlemlendi.
Deprem verilerinin incelenmesiyle ilgili olarak Prof. Dr. Bulut, öncü depremleri ana şoktan ayırt etmenin mevcut teknoloji ve verilerle mümkün olmadığını vurguladı. Bulut, "Veriye baktığımızda yani depremden istasyona gelen ilk bilgiye baktığımızda, onun öncüyle ana şok diye ayırt edilebilecek herhangi bir ayırt edici özelliği yok. O yüzden bunu ayırt edemeyiz ama bizim için ilginç olan şey, artık eskisine nazaran farklı olmaya başlayan şey, 5 ve üzeri depremlerin Marmara Denizi'nde artık eskisine göre daha fazla olduğunu görmeye başlamamız." şeklinde konuştu. Uzmanlar, Marmara Denizi'ndeki sismik aktivitenin yakından takip edildiğini ve bölgenin jeolojik yapısının detaylı bir şekilde incelenmeye devam ettiğini belirtti.