Ekrem İmamoğlu’na Yönelik Örgüt Kurma İddiasıyla Binlerce Yıl Hapis Cezası İstemi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütüne” yönelik yürütülen soruşturmada 105’i tutuklu 402 şüpheli hakkında iddianame...
İstanbul'da yürütülen bir soruşturma kapsamında, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 99 şüpheli hakkında "örgüt kurma" suçlamasıyla hazırlanan iddianame mahkemeye sunuldu. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve özellikle talep edilen ceza miktarlarıyla dikkat çeken bu iddianamede, İmamoğlu'nun "örgütün kurucusu" ve "elebaşı" olduğu ileri sürülerek 849 yıl 6 ay ile 2 bin 430 yıl 6 ay arasında değişen hapis cezası talep edildi. İddianamenin mahkemeye intikal etmesiyle birlikte, sürecin hukuken nasıl ilerleyeceği ve önümüzdeki aşamalarda nelerin yaşanacağı merak konusu oldu. Bu önemli hukuki süreci Ceza Hukukçusu Avukat Mehmet Genç ve Avukat Ali Kemal Atçeken ile değerlendirdik.
İddianame Ve Suçlamaların Detayları
Hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla yer alırken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ise "suçtan zarar gören" olarak kaydedildi. İddianamede ayrıca, 99 şüphelinin "örgüt mensubu" olduğu, Ekrem İmamoğlu'nun ise bu örgütün kurucusu ve elebaşı olduğu belirtildi. Şüpheliler Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün'ün de örgütün yöneticileri olduğu iddianameye yansıdı.
Talep Edilen Ceza Miktarı Ve Hukuki Değerlendirmeler
Ekrem İmamoğlu hakkında istenen 849 yıl 6 aydan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar değişen hapis cezası talebi, hukuki çevrelerde ve kamuoyunda büyük şaşkınlık yarattı. Uzmanlar, bu denli yüksek bir ceza talebinin hukuken nasıl yorumlanması gerektiği sorusuna yanıt aradı. Ceza Hukukçusu Avukat Mehmet Genç, bu durumun genellikle birden fazla suç iddiasının ve isnadının toplam cezalarını ifade ettiğini belirterek, "Ekrem İmamoğlu hakkında talep edilen 849 yıl 6 aydan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezası gibi iddia edilen rakamlar, genellikle birden fazla suç iddiasının ve isnadının toplam cezalarını ifade eder. Bu denli bir hapis cezası isteminin sebebi birden fazla suç iddiası olduğu gibi iddia edilen suçların birden fazla kez işlenmiş olması ile de alakalı olabilmektedir" açıklamasını yaptı. Avukat Ali Kemal Atçeken de benzer bir değerlendirme yaparak, "Savcılığın bu kadar yüksek bir hapis cezası istemesi, her bir suç kaleminin ayrı ayrı değerlendirilip toplanmasından ve yöneltilen suçları birçok kez işlediğinin iddia edilmesinden kaynaklanıyor" ifadelerini kullandı.
Uygulanabilecek En Yüksek Hapis Cezası Süresi
Peki, hukuki açıdan bu kadar uzun süreli bir ceza kararı verilebilir mi? Avukat Mehmet Genç, bu konuda önemli bir ayrım yaparak, "Ekrem İmamoğlu’na isnat edilen her bir suç için ayrı ayrı hapis cezaları öngörüldüğü için bu cezalar toplandığında ortaya teorik olarak astronomik bir rakam çıkıyor. İnfaz Kanunu uyarınca cezanın miktarı ne kadar olursa olsun infaz süresi 28 yıldır" bilgisini verdi. Genç, örgüt bağlantısı durumunda infaz süresinin farklılık gösterdiğini de vurgulayarak, "Ancak suç işlemek için bir örgüt bağlantısı olması durumunda ise bu infaz süresi 32 yıla çıkmaktadır. Ekrem İmamoğlu’nun iddia edilen 849 yıl 6 aydan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılması söz konusu olursa cezası; 5275 sayılı kanun madde 107/4 uyarınca 'Birden fazla Süreli' hapis cezasının miktarı ne olursa olsun cezaevinde en fazla geçirilecek süre 32 yıldır" ifadelerini kullandı. Dolayısıyla mahkemenin, teorik toplam cezayı dikkate alsa da, uygulanacak sürenin kanunun öngördüğü üst sınırı aşamayacağını belirtti. Bu tür yüksek yıl taleplerinin, hukuken uygulanabilir cezayı değil, suçların ağırlığını ve sayısını gösterme amacı taşıdığını ifade etti.
İddianame Süreci Ve Yasal Aşamalar
İddianamenin mahkemeye sunulmasının ardından süreç nasıl işleyecek? Avukat Mehmet Genç, mahkemenin iddianameyi incelemek için 15 günlük bir süresi bulunduğunu belirterek, "Bu süre zarfında mahkeme, iddianamenin teknik açıdan eksik veya usulsüz olan yönlerini kontrol edecek ve gerekirse eksiklikleri gidermesi için dosyayı savcıya iade edebilecek" dedi. Avukat Ali Kemal Atçeken ise hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından ön incelemeye tabi tutulacağını vurguladı. Atçeken, "Ceza Muhakemesi Kanunu madde 174 gereğince mahkeme, iddianamenin yasal unsurları taşıyıp taşımadığını, yetki ve görev yönünden eksiklik olup olmadığını değerlendirir" ifadelerini kullandı ve ekledi: "Eksiklik tespit edilirse iddianame soruşturmayı yapan savcılık makamına iade edilir; şekil ve içerik bakımından uygun bulunursa Ceza Muhakemesi Kanunu madde 175 uyarınca 'kabul' edilerek dava açılmış sayılır. Tensip zaptı düzenlenip duruşma günü verilir. Bu aşama, soruşturmanın sona erip kovuşturma evresinin başlaması anlamına gelir."
Sanıkların İddianame Kabulüne İtiraz Hakları
Sanıkların veya avukatlarının iddianamenin kabulüne karşı doğrudan bir başvuru veya itiraz yapma hakları bulunup bulunmadığı da merak edilen konular arasında yer aldı. Avukat Ali Kemal Atçeken, "Sanıklar veya avukatlarının Ceza Muhakemesi Kanunu madde 176 gereği, iddianamenin kabulüne karşı doğrudan bir itiraz yolu bulunmamaktadır" açıklamasını yaptı. Bununla birlikte, sanıkların veya müdafilerin tutukluluk kararları, yetki, görev veya usul hataları gibi konularda itirazda bulunabileceğini ekledi. Mehmet Genç de sanıkların veya avukatların iddianamenin kabulüne karşı doğrudan bir dava ya da temyiz yoluna başvurulamayacağının altını çizerek, "Ancak iddianamenin hukuka aykırı, usulsüz veya eksik hazırlandığını düşünüyorlarsa, buna ilişkin olarak mahkemeye yazılı itirazda bulunabilirler. Mahkeme bu başvuruları değerlendirir ve gerekli görürse düzeltme isteyebilir. Ancak bu süreç, davayı durdurmaz; yalnızca iddianamenin şekil ve usul yönünden hukuka uygunluğunun denetlenmesini sağlar" şeklinde konuştu.
Duruşma Takvimine İlişkin Beklentiler
İddianamenin kabul edilmesinin ardından duruşma sürecinin ne zaman başlayacağı sorusu da gündeme geldi. Avukat Ali Kemal Atçeken, dosyadaki çok sayıda tutuklu sanık göz önüne alındığında, duruşmanın yakın bir tarihe belirlenmesinin esas olduğunu belirtti. Atçeken, "Dosyada çok sayıda tutuklu da olduğu için duruşmanın yakın tarih olarak belirlenmesi esastır. Bu nedenle duruşma tarihinin erken bir tarihe verilmesini bekliyoruz" dedi.
Dosyanın Birleştirilmesi Veya Ayrılması İhtimali
Bu kadar geniş kapsamlı bir dosyada mahkemenin dosyayı bölme kararı verip vermeyeceği de konuşulan konular arasında yer aldı. Avukat Ali Kemal Atçeken, geniş kapsamlı davalarda yargı sürecinin sağlıklı ilerlemesi için mahkemelerin gerekli gördüğü durumlarda dosyaları birleştirme veya ayırma kararı verebileceğini ifade etti. Atçeken, "Bu denli geniş kapsamlı bir dosyada, yargılamanın her aşamasında Cumhuriyet savcısının veya tarafların talebi üzerine ya da hâkimin re’sen gerekli görmesi durumunda mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 8 ve 11’inci maddeleri çerçevesinde dosyayı 'ayırma' ya da 'birleştirme' kararı alabilir" açıklamasıyla bu hukuki yetkiye dikkat çekti.
Yargılama Sürecinde Yeni Delillerin Rolü
Duruşma süreci devam ederken yeni delillerin ortaya çıkması halinde savcılık veya mahkemenin nasıl bir yol izleyeceği de önemli bir hukuki ayrıntı olarak öne çıktı. Avukat Ali Kemal Atçeken, kovuşturma aşamasında ortaya çıkan yeni delillerin mahkeme tarafından Ceza Muhakemesi Kanunu madde 206 ve 207 uyarınca dosyaya dahil edilebileceğini belirtti. Atçeken, "Savcılık ayrıca, suç vasfının değişmesi veya yeni suç unsurlarının ortaya çıkması durumunda Ceza Muhakemesi Kanunu madde 170/3-e gereği 'ek iddianame' düzenleyebilir" dedi. Ancak bu aşamada mahkemenin, sanığın savunma hakkını korumak için yeni deliller hakkında beyanda bulunmasına olanak tanıması gerektiğini vurguladı. Atçeken, önemli bir hukuki prensibe dikkat çekerek şunları kaydetti: "Ortaya çıkan yeni delil, sanığın iddianamede belirtilen suçların dışında başka bir ya da birkaç suç daha işlediğini gösteriyorsa, o suç o yargılamanın konusu yapılamaz. Zira yargılama sürecinde mahkeme, iddianameyi kabul ettikten sonra iddianameyle bağlıdır. İddianameye konu edilmeyen bir suç için yargılama yapılıp ceza verilemez. Burada kasıt, yargılama sırasında başka suçlara vakıf olunursa ne yapılmalıdır ise, yeni bir suça vakıf olunsa dahi sanık o davada o suçla yargılanamaz. Suça vakıf olan hâkim, durumu ilgili Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunur. Cumhuriyet savcılığı, o konuda ayrı bir soruşturma yürütür. Dava açılmasını gerektirecek kanaat oluşursa o konuda ayrıca iddianame düzenlenebilir."