Nadir Toprak Elementleri ABD Çin Ticaret Gerilimini Tırmandırıyor

Bir süredir sakin görünen ABD-Çin ilişkileri son dönemde yeniden gerildi. İki ülke arasındaki ticaret gerilimin son halkası ise bu kez nadir toprak elementleri... Çin, 9 Ekim’de nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kontrolünü sıkılaştırırken, Washington buna Çin ürünlerine ek yüzde 100 gümrük vergisiyle karşılık vereceklerini duyurdu ancak görüşmeler sürecek. Otomotivden savunmaya, yenilenebilir enerjiden elektroniğe kadar kritik önemdeki bu minerallerde madencilik ve işleme zincirinde Çin hakimken, Trump yönetimi atılan adımlar ile bu alanda dünyanın Çin'e bağımlılığını azaltmayı amaçlıyor. Bu yeni aşamada ise fiyat tabanları...


Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında uzun süredir devam eden ticaret gerilimi, iki ülkenin karşılıklı tarife artışları ile yeni bir boyut kazanırken, çözüm odaklı müzakereler önümüzdeki hafta gerçekleşecektir. Bu küresel ekonomik rekabetin son halkası, stratejik öneme sahip nadir toprak elementleri üzerinden şekillenmeye başladı.


Çin'in Nadir Elementler Kontrolü Küresel Piyasayı Alarma Geçirdi


Dünyadaki orta ve ağır nadir toprak elementlerinin yaklaşık %80'ini kontrolünde bulunduran Çin hükümeti, 09 Ekim tarihinde yaptığı açıklamayla bu kritik elementlerin ihracatına yönelik denetimlerini sıkılaştırdığını duyurdu. Bu hamle, Washington yönetiminin derhal misillemesiyle karşılandı; ABD, Çin ürünlerine ek %100 gümrük vergisi uygulayacağını bildirdi. Bu gelişmeler, tedarik zincirleri açısından büyük ölçüde etkilenme potansiyeli taşıyan Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı alarma geçirdi.


Her ne kadar iki taraf da müzakereler aracılığıyla gerilimi azaltmayı ve piyasaları sakinleştirmeyi hedeflese de, birkaç yıl öncesine kadar pek çok kişinin adını bile bilmediği nadir toprak elementleri, artık dünya gündeminin en kritik maddelerinden biri haline gelmiştir. Peki, bir zamanlar göz ardı edilen bu sektörün hisselerini yükselten, gerilimleri artıran nadir toprak elementleri nedir ve bu süreç dünya ekonomisi için ne gibi anlamlar taşımaktadır?


Nadir Toprak Elementleri Nelerdir Ve Neden Kritiktir?


Nadir toprak elementleri; otomotiv, elektronik, savunma ve yenilenebilir enerji sektörlerinde kullanılan güçlü mıknatısların yapımında kritik rol oynayan, oldukça önemli bir mineral kategorisini temsil etmektedir. Dünya genelinde bulunabilen 17 ağır metalden oluşan bu grup, doğada bol miktarda yer alsa da, saf halde elde edilmeleri ve çıkarılmaları zorlu ve maliyetli süreçler gerektirdiğinden "nadir" olarak adlandırılmaktadır.


Bu elementler arasında öne çıkan neodimyum, hoparlörlerde, bilgisayar sabit disklerinde, elektrikli araç motorlarında ve jet motorlarında kullanılan yüksek performanslı mıknatısların üretiminde temel bir bileşen olarak görev almaktadır. İtriyum ve europyum ise renkleri görüntüleme özelliklerinden dolayı televizyon ve bilgisayar ekranlarının üretiminde vazgeçilmezdir. Ayrıca nadir toprak elementleri, lazer cerrahisi ve MR taramaları gibi tıbbi teknolojilerin yanı sıra modern savunma teknolojilerinin geliştirilmesinde de hayati bir öneme sahiptir. Ginger Uluslararası Ticaret ve Yatırım Direktörü Thomas Kruemmer, BBC'ye yaptığı açıklamada nadir toprak elementlerinin yaşamımızdaki yerini şu sözlerle vurgulamıştır: "Açabileceğiniz veya kapatabileceğiniz her şey muhtemelen nadir toprak elementleriyle çalışıyor."


Küresel Rezervler Ve Çin'in Rakipsiz Konumu


ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu'nun (USGS) 2024 yılı tahminlerine göre, dünya genelinde 110 milyon ton nadir toprak elementleri yatağı bulunmaktadır. Bu rezervlerin 44 milyon tonu ile Çin, dünyanın en büyük üreticisi konumundadır. Vietnam 22 milyon ton, Brezilya 21 milyon ton, Rusya 10 milyon ton ve Hindistan ise yaklaşık 7 milyon ton ile diğer önemli rezerv sahipleri arasında yer almaktadır.


Ancak asıl kritik mesele, bu minerallerin rezervlerinin dünya genelinde dağılmış olmasına rağmen, Çin'in madencilik ve işleme kapasitesinde rakipsiz bir üstünlüğe sahip olmasıdır. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, Çin dünya genelindeki nadir toprak elementleri üretiminin yaklaşık %61'ini ve işlenmesinin ise %92'sini tek başına gerçekleştirmektedir. Bu hakimiyet, Çin'in attığı adımların diğer ülkeleri derhal alarma geçirmesinin temel nedenlerinden birini oluşturmaktadır.


Çin'in İhracat Kısıtlamaları Ve Stratejik Etkileri


Çin, elektrikli otomobil, elektronik ürünler ve askeri silah yapımında kullanılan bu hayati mineraller üzerindeki kontrolünü son dönemde daha da sıkılaştırmıştır. Alınan yeni kararla birlikte, Çinli şirketlerin nadir toprak elementlerini yurt dışına ihraç etmeden önce hükümet onayı alması zorunlu hale getirilmiştir. Bu mevcut pazar hakimiyetiyle birleşen yeni kısıtlamalar, Çin'in nadir toprak elementleri tedarik zincirini tamamen kontrol ettiğini ve teorik olarak hangi şirketlerin bu elementleri tedarik edebileceğine veya edemeyeceğine karar verme yeteneğine sahip olduğunu göstermektedir.


Bu kısıtlamalar, sanayisi kıymetli metal ithalatına büyük ölçüde bağımlı olan ABD'de geniş yankı uyandırmış ve ülkenin gündemine oturmuştur.


Pekin Yönetiminin Kısıtlama Gerekçeleri


Çin'in bu minerallerin ihracatını kısıtlamasının arkasındaki nedenler, Nisan ayında Washington'ın uygulamaya koyduğu gümrük vergilerine bir yanıt olarak ortaya çıkmıştır. Pekin, özellikle "ağır" kategoriye giren ve savunma sektörü için hayati önem taşıyan yedi nadir toprak mineralinin ihracatına kısıtlamalar getirmiştir. Bu mineraller, "hafif" kategoriye kıyasla daha az yaygın olmaları ve işlenmelerinin daha zor olması nedeniyle daha değerli kabul edilmektedir.


Bu tarihten itibaren, nadir toprak elementlerini ve mıknatısları ülke dışına gönderebilmek için tüm Çinli şirketlerin özel ihracat lisansı alması şart koşulmuştur. Çin, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesine Dair Uluslararası Anlaşma'nın imzacısı olarak, çift kullanımlı ürünlerin ticaretini kontrol etme yetkisine sahiptir. Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'ne (CSIS) göre, Çin dışında ağır nadir toprak elementlerini işleyebilecek kapasitenin olmaması, ABD'yi bu konuda özellikle savunmasız bir konuma düşürmektedir.


Ekim ayında, Çin nadir toprak elementlerinin ihracatına yönelik kontrollerini daha da genişletmiş, yabancı şirketlerin az miktarda dahi olsa bu elementleri ihraç edebilmeleri için Çin hükümetinin onayını almalarını ve kullanım amaçlarını açıklamalarını zorunlu hale getirmiştir.


ABD Üzerindeki Potansiyel Etkiler


ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu'nun raporuna göre, ABD, 2020 ile 2023 yılları arasında tüm nadir toprak bileşikleri ve metal ithalatının %70'ini Çin'den karşılamıştır. Bu yüksek bağımlılık, Pekin'in ihracat kısıtlamalarının ABD'yi ciddi şekilde etkileyebilecek olmasının ana nedenlerinden biri olarak görülmektedir.


Washington yönetimi, Çin'i nadir toprak elementlerinin ihracatına getirdiği kısıtlamalar nedeniyle "ihanetle" suçlarken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Çin'in bu hamlesini "ekonomik zorlama" ve "küresel tedarik zincirinde güç ele geçirme" olarak nitelendirmiştir. Bununla birlikte, Bessent müzakerelere açık kapı bırakmıştır.


ABD merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CSIS) tarafından hazırlanan bir raporda, F-35 jetleri, Tomahawk füzeleri ve Predator insansız hava araçları gibi kritik savunma teknolojilerinin tamamen bu minerallere dayandığı belirtilmiştir. Raporda, bu durumun Çin'in "mühimmat üretimini artırması ve gelişmiş silah sistemleri ve teçhizatını ABD'den beş ila altı kat daha hızlı edinmesi" sonucunda ortaya çıktığı ifade edilmiştir.


Uzlaşma sağlanamadığı takdirde, kritik nadir toprak elementlerinin fiyatlarının önemli ölçüde artması beklenmektedir. Bu durumun, akıllı telefonlardan askeri donanıma kadar çok çeşitli ürünlerde kullanılan bileşenlerin maliyetlerini yükselteceği ve ABD şirketlerinde potansiyel üretim yavaşlamalarına yol açabileceği tahmin edilmektedir.


Ülkeler Kendi Üretimlerini Yapabilir Mi?


Teknik olarak bu sorunun cevabı olumsuzdur. Örneğin, nadir elementler konusunda önde gelen ülkelerden biri olan ABD'de aktif bir nadir toprak elementleri madeni bulunmasına rağmen, bu maden ağır nadir toprak elementlerini ayırma kapasitesine sahip değildir. Bu nedenle, çıkarılan cevherlerin bir aşamada işlenmek üzere Çin'e gönderilmesi gerekmektedir.


Aslında, 1980'li yıllara kadar ABD, nadir toprakların en büyük üreticisiydi. Ancak Çin'in ölçek ekonomisi ve maliyet avantajlarıyla pazarda hakimiyet kurmaya başlamasıyla birlikte, ABD'deki şirketler bu sektörden çekilmiştir. ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelmesiyle birlikte, Çin'e olan bağımlılığı azaltma hedefiyle yeniden harekete geçme gereği ortaya çıkmıştır.


ABD'nin Nadir Element Hamlesi Piyasaları Canlandırdı


Trump yönetimi, bu yeni stratejik dönemde fiyat tabanları belirlemeyi, stratejik mineral rezervleri oluşturmayı ve hisse senedi almayı planlamaktadır. Beyaz Saray, tedarikte Çin'in hakimiyetini kırmak amacıyla nadir toprak elementlerinin üretimini canlandırmak için giderek daha kararlı adımlar atmaktadır.


Financial Times'ın haberine göre, ABD'de listelenen MP Materials, USA Rare Earth ve Avustralya'nın Lynas şirketlerinin hisseleri, Trump yönetiminin sektöre verdiği destekle bu yıl iki kattan fazla değer kazanmıştır. Hisse senedi fiyatlarındaki bu yükseliş, lityum, kobalt ve germanyum gibi kritik mineral ve diğer metal üreticilerine de sıçramıştır. ABD, sadece geçtiğimiz ay, finansal gücünü artırmak amacıyla iki Kanadalı maden şirketi Lithium Americas ve Trilogy Metals'in hisselerini satın almıştır. Bu şirketlerin hisseleri o zamandan bu yana sırasıyla iki ve üç kat değer kazanmıştır.


ABD yönetimi, Çin'e bağlı üreticilerin yoğun bir şekilde etkilediği nispeten küçük pazarda oluşabilecek büyük fiyat dalgalanmalarından nadir toprak elementlerini koruyacak stratejik bir mineral rezervi oluşturmayı ve bu elementler için bir fiyat tabanı belirlemeyi hedeflemektedir. Bu politikanın bir parçası olarak, maden ve işleme tesislerinin inşasını hızlandırmak için izin süreçleri hızlandırılmakta ve çevre kuralları da kısıtlanmaktadır.


ABD İle Avustralya Arasında Stratejik Anlaşma


BBC'nin haberine göre, Avustralya hükümeti, Iluka Resources şirketine yaklaşık 1 milyar Dolar kredi vererek rafineri kurulmasını desteklemektedir. Bu girişimle, 2030 yılına kadar Batı ülkelerinin nadir toprak elementleri talebinin önemli bir kısmını karşılaması hedeflenmektedir. Bu noktada, ABD'nin de Avustralya ile ilişkilerini bu doğrultuda şekillendirmesi beklenmektedir.


Bu gelişmelerin bir sonucu olarak, Beyaz Saray'da Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'yi ağırlayan ABD Başkanı Trump, nadir toprak elementleri hakkında Avustralya ile görüştüklerini açıklamıştır. Yaklaşık 4-5 ay süren müzakereler sonucunda bir anlaşmaya vardıklarını belirten Trump, Avustralya ile diğer birçok konuda da sıkı bir işbirliği içinde olduklarına dikkat çekerek, "Yaklaşık bir yıl sonra, o kadar çok kritik mineral ve nadir toprak elementine sahip olacağız ki, bunlarla ne yapacağınızı bilemeyeceksiniz" ifadelerini kullanmıştır. Avustralya Başbakanı Albanese ise iki ülke arasındaki iyi ilişkileri daha da güçlendirmek için her fırsatı değerlendirmeye devam edebileceklerini belirterek, kritik mineraller ve nadir toprak elementleri konusundaki anlaşmanın ilişkileri bir üst seviyeye taşımasındaki önemini vurgulamıştır. Albanese, anlaşmanın hayata geçmeye hazır 8,5 milyar Dolarlık bir program olduğunu belirtmiştir.


Çin ise ABD-Avustralya kritik mineraller anlaşmasına örtülü bir yanıt vererek, kaynak zengini nadir toprak ülkelerinin kritik mineraller tedarik zincirlerini istikrara kavuşturmada "proaktif bir rol" üstlenmeleri gerektiğini dile getirmiştir. Daha önceki dönemlerde ABD Başkanı Trump, Çin'in tutumunu "sinsi" ve "düşmanca" olarak nitelendirmiş ve "Çin'in dünyayı esir almasına asla izin veremeyiz" demişti. Son anlaşmaya ilişkin Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada ise, doğal kaynakların potansiyelini ortaya çıkarmak için yapılan anlaşmanın, küresel tedarik zinciri işbirliği için bir model niteliğinde olduğu belirtilmiştir.


Tüm gerilim ve sert açıklamalara rağmen, iki taraf da uzlaşma için kapıları tamamen kapatmamaktadır. Ancak müzakerelerden çıkan sonuç ne olursa olsun, nadir toprak elementleri ticaret savaşının en kritik halkası ve pazarlığın en sert kozu olmaya devam edecektir.