Adli Tıp Uzmanından Tuğyan Vakasında Şüpheli Profil Ve Çelişkili İddialara Kapsamlı Bir Bakış
Annesini öldürmekle suçlanan Tuğyan Ülkem Gülter’in kişiliği günlerdir masaya yatırılıyor. Çocukluğundan beri agresifliğiyle tanındığı, hemşireyken hastalara...
Güllü isimli şahsın trajik ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, Tuğyan adlı kişinin profilini detaylıca inceleyen bir Adli Tıp uzmanı, olayın karmaşık yapısına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Elde edilen ses kayıtları ve mesajlaşma içerikleri üzerinden yapılan derinlemesine analizler, Tuğyan’ın kişilik yapısına ve eylemlerine dair kritik ipuçları sunarken, kamuoyunda geniş yankı uyandıran çeşitli iddialar da uzman görüşleri eşliğinde mercek altına alındı.
Tuğyan'ın Sorunlu Geçmişi Ve Aile Dinamikleri
Adli Tıp uzmanının değerlendirmelerine göre, soruşturma dosyasına yansıyan ses kayıtları ve yazışma içerikleri, Tuğyan’ın derin sorunları olan bir kişiliğe sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Uzman, aynı zamanda Tuğyan'ın annesinin de kendi içinde ciddi sorunları bulunan bir birey olduğu izlenimini edindiğini belirtti. Annenin, hemşirelik yaptığı dönemlerde vefat eden hastalara elektroşok cihazı uygulamasından, farklı eziyetlere varan birçok eylemi gerçekleştirdiği yönündeki iddialar, davanın genel tablosunu daha da karmaşık hale getirmektedir. Ancak bu iddiaların henüz kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadığı için doğruluğu henüz netlik kazanmamıştır.
Tuğyan’ın, parçalanmış bir aile ortamında büyüdüğü ve yetiştirilme tarzının ciddi olumsuzluklar içerdiği uzman tarafından kaydedilmiştir. Kendisi hemşirelik diplomasına sahip olmasına rağmen, kullandığı dilin argo ifadelerle dolu olduğu, madde kullanım öyküsünün bulunduğu ve kendi çocuğuyla yeterince ilgilenmediği yönündeki kuvvetli iddialar, uzmanların dikkatle üzerinde durduğu noktalar arasında yer almaktadır.
Antisosyal Kişilik Özellikleri Üzerine Değerlendirme
Adli Tıp uzmanı, Tuğyan’ın davranışlarında gözlemlenen çelişkili hallere dikkat çekti. Bir yandan, annesi Güllü ile yaptığı görüşmelerde "Yapma dediğimde dinlemiyorsun ama pişman oluyorsun" şeklinde dile getirilen ifadeler, Tuğyan’ın eylemlerinden sonra bir nevi pişmanlık duyduğunu düşündürmektedir. Ancak diğer yandan, bu pişmanlık belirtilerine rağmen benzer eylemleri tekrarlamaktan çekinmemesi, kişilik yapısındaki karmaşık dinamikleri gözler önüne sermektedir.
Uzman, tipik antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bireylerin genellikle işledikleri eylemlerden pişmanlık duymadığını, toplumsal normlara uyum sağlamakta güçlük çektiğini ve başkalarına zarar vermekten çekinmediğini vurguladı. Ancak Tuğyan’ın durumunun, mevcut veriler ışığında klinik anlamda bir akıl hastalığı seviyesinde değerlendirilemeyeceğini ve daha önce bu şekilde tanımlanmış bir vaka olarak karşımıza çıkmadığını belirtti. Bu durum, Tuğyan’ın kişiliğinin özel bir analiz gerektirdiğini ortaya koymaktadır.
Biyopsikososyal Faktörlerin Suça Etkisi Ve Kamuoyundaki İnfial
Bir insanın davranışlarını belirleyen temel etmenlerin biyolojik, psikolojik ve sosyal özellikler, yani biyopsikososyal faktörler olduğu uzmanlar tarafından ifade edildi. Tuğyan ve olaya ismi karışan Tuğberk’in ailelerinde benzer biyolojik sorunlara rastlanmadığı için, vakada biyolojik bir anormallik olduğuna dair somut bir bulgu bulunmamaktadır. Ancak Adli Tıp uzmanı, bireylerin psikolojik yetişme biçimlerinin ve içinde bulundukları sosyal çevrenin, onları suç işlemeye itebileceği potansiyeline vurgu yaptı. Özellikle kötü arkadaş çevresi gibi sosyal etmenlerin, suç işleme olasılığını önemli ölçüde artırabileceği belirtildi. Uzman, her ne kadar suç işlememe ihtimali tamamen ortadan kalkmasa da, mevcut veriler ışığında suç işleme olasılığının daha güçlü olduğunu dile getirdi.
Soruşturma dosyasına yansıyan ve Tuğyan’ın "kiralık katil arayışında olduğu" yönündeki iddiaları içeren yazışmalar, kamuoyunda geniş çaplı bir infial yaratmıştır. Uzman, bu diyalogların gerçekliğinin teyit edilmesi halinde, Tuğyan’ın oldukça sorunlu ve tehlikeli bir karaktere sahip olduğunun net bir şekilde ortaya çıkacağını ifade etti. Bu tür vahim iddialar, toplumun adalet duygusunu derinden sarsmaktadır.
Ölüm Nedeni Ve Çelişen Beyanlar
Güllü’nün ölümünün, dile getirilen bu iddialar sonucunda gerçekleşip gerçekleşmediği ise halen kesinlik kazanmamış bir konudur. Ancak soruşturma süresince hazırlanan ve 262 sayfadan oluşan detaylı Adli Tıp raporunun son maddesinde, Güllü’nün yüksek olasılıkla itilerek düştüğü sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Bu tespit, olayın kaza değil, dış bir müdahale sonucu meydana geldiği ihtimalini güçlendirmektedir.
Öte yandan, bazı canlı yayın programlarında ortaya atılan ve bir kişinin "Güllü ölmemiş ama kızı sarılarak nefessiz bırakıp öldürmüş" şeklindeki iddia, kamuoyunda farklı bir tartışma boyutunu beraberinde getirmiştir. Ancak Adli Tıp uzmanı, yapılan otopsi raporlarının bu tür bir iddianın gerçeklikle bağdaşmadığını net bir şekilde gösterdiğini açıkladı. Buna rağmen, bu ve benzeri söylemlerin, kamuoyunda Tuğyan’ın zihinlerde "vahşi kız" olarak algılanmasına neden olduğu vurgulandı. Uzman, olayın bütününde halen birçok soru işaretinin varlığını koruduğunu sözlerine ekledi.
Geçmişte "Güllü'yü kızı itti" yönünde ifade verdiği belirtilen Sultan Nur Ulu'nun, Tuğyan ile eski günlerden kalma samimi fotoğraflarının ortaya çıkması da, bu karmaşık vakanın bir başka dikkat çekici detayını oluşturmaktadır.