Ak Parti Dünya İnsan Hakları Gününde Türkiye’nin Küresel İnsanlık Misyonunu Değerlendirdi

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlık İçin Güçlü Türkiye programında, küresel...

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın'ın açıklamalarına göre, parti genel merkezinde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" başlıklı programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katılım sağladı. Bu program, küresel ölçekte insan haklarının mevcut durumunu, önemini ve gelecek dönemde karşılaşılabilecek sorunları ele alan bir platform sundu.


Küresel Siyasette İnsan Hakları Ve Türkiye'nin Konumu

Yalçın, programın temasını belirlerken, küresel siyasette insan haklarının son dönemde ciddi biçimde göz ardı edildiğini ve çiğnendiğini gözlemlediklerini ifade etti. Artan savaşlar ve bölgesel gerilimler karşısında, dünya siyasetinin bu durumu görmezden gelme eğiliminde olduğunu belirtti. Bu çalkantılı dönemde Türkiye'nin, yürüttüğü politikalarla "gerçekten bir güneş gibi parladığını" dile getiren Yalçın, ülkenin bu olumlu rolünü program çerçevesinde detaylıca anlatmayı hedeflediklerini aktardı.


Türkiye'nin Uluslararası Krizlerdeki Barış Misyonu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın, Türkiye'nin son yıllarda yaşanan tüm uluslararası krizlerde barışçıl bir tutum sergilediğinin altını çizdi. Yalçın, Ukrayna-Rusya geriliminden Gazze'ye, Suriye'den Karabağ'a kadar birçok çatışma bölgesinde Türkiye'nin insanlık adına bu krizlere bir damga vurduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın krizlerin çözülmesinde veya istikrara kavuşturulmasında çok önemli bir rol üstlendiğini vurguladı.


Gazze Diplomasisinde Türkiye'nin Öncü Rolü

Yalçın, özellikle Gazze konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın izlediği siyasetin, insanlığın gündeminden düşme tehlikesi taşıyan bir meselede Filistin halkının yanında yer aldığını ve insanlık için pozisyon aldığını belirtti. Şarm el-Şeyh'te varılan ateşkes anlaşmasının Türkiye'nin yoğun çabaları sonucunda gerçekleştiğini anımsattı. Yalçın, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve dönemin ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımıyla düzenlenen Gazze konulu toplantıda çekilen fotoğrafın önemine dikkat çekti ve bu anın tam olarak kavranamadığını düşündüğünü dile getirdi.

Yalçın, o dönemde New York'ta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ABD Başkanı Trump ile Orta Doğu'daki diğer liderleri bir araya getirerek Filistinlilerin ateşkes beklentilerini masaya taşıdığını ve bölge ülkelerinin uzlaşma etrafında tek bir pozisyon almasını sağlayacak bir diplomasi yürüttüğünü açıkladı. Bu diplomatik sürecin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Gazze etrafında uzun süre boyunca gerçekleştirdiği telefon ve yüz yüze görüşmelerin bir sonucu olduğunu belirten Yalçın, aksi takdirde İsrail'in "katliamlarına devam edebileceği" uyarısında bulundu. Şarm el-Şeyh'teki ateşkes görüşmelerinde Hamas'ın ikna edilmesi ve masanın tekrar kurulması gibi konular gündeme geldiğinde, ABD ve diğer ülkelerin Türkiye'ye yöneldiğini ifade etti. Yalçın, şu sözleri kaydetti: "Cumhurbaşkanımız, Gazze konusunda kimsenin o dönem söylemeye cesaret dahi edemediği şeyleri söylediği için bugün Hamas başta olmak üzere tüm Gazzeliler sadece Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a güveniyorlar. Hamas, o masada bir uzlaşma aranırken Türkiye'nin garantörlüğünün kendisi için çok önemli olduğunu bildiğinden o masaya otururken Türkiye'nin de var olmasını istediği için aslında Türkiye o masadaydı." Bu bağlamda, Türkiye'nin insanlık için bir diplomasi izlediğini vurguladı.


Kafkaslar'dan Afrika'ya Türkiye'nin Etki Alanı

Karabağ'ın özgürleştirilmesi sürecinde Türkiye'nin Azerbaycan'a en fazla destek veren ülke olduğunu hatırlatan Yalçın, Kafkaslar'da bugün bir barış ve huzur ihtimalinin bulunmasının Türkiye'nin "tarihin doğru tarafında" yer alması ve barışı kolaylaştırıcı bir pozisyon inşa etmesiyle mümkün olduğunu belirtti. Türkiye'nin hem insanlık hem de yakın coğrafyası için sürekli barış üreten bir aktör olduğunu ifade eden Yalçın, son yıllarda Türkiye'nin güçlü konumuyla dünya siyasetine yön veren aktörlerden birine dönüştüğünün tartışılamayacak kadar açık bir gerçeklik olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uluslararası diplomasideki "çok prestijli bir marka" olarak oynadığı rol sayesinde Türkiye'nin sadece kendisine istikrarlı bir coğrafya yaratmakla kalmayıp, küresel siyasette de istikrarı koruyucu, barışı ve adaleti savunan bir aktör haline geldiğini dile getirdi.

Yalçın, Türkiye'nin insanlık için elde ettiği diplomatik başarının sadece yakın coğrafyasıyla sınırlı kalmayıp, Afrika'nın derinliklerine kadar uzanan geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" şiarıyla hareket eden bir lider olduğunu belirten Yalçın, bu siyasetin küresel siyasete de yansıdığını ve Türkiye'nin güçlendikçe küresel arenada çok daha etkili bir şekilde hareket edebildiğini gösterdiğini söyledi.


Terörle Mücadele Ve Güçlü Türkiye Vizyonu

Türkiye'nin son yıllarda teröre karşı yoğun bir mücadele verdiğine işaret eden Yalçın, bu mücadelenin sonucunda ülkenin artık kronik veya akut bir terör tehdidiyle karşı karşıya olmadığını belirtti. Yalçın, Sayın Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önderliğindeki Cumhur İttifakı'nın bir "Terörsüz Türkiye" inisiyatifi inşa ettiğini ve bu hedefe ulaşmak için çalıştıklarını açıkladı. Terörün Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkmasının, vatandaşların daha huzurlu ve müreffeh bir toplumda yaşaması için gerekli olduğunu vurguladı.

Hasan Basri Yalçın, tüm bu çerçevede Türkiye güçlendikçe insanlık için daha faydalı, kendi vatandaşları için ise çok daha avantajlı hale geleceğini ifade etti. Yalçın, "O anlamda elimizde çok büyük bir avantaj var, Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliği var. Biz, bu liderliğin, Türkiye'nin geleceği için çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz." sözleriyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinin önemine dikkat çekti. AK Parti'nin siyasetinin, Erdoğan'ın hem küresel hem de yurt içindeki vizyonu çerçevesinde barış, huzur, adalet ve özgürlük gibi kavramların altını çizmeye devam edeceğini belirten Yalçın, içeride inşa edilen barış ikliminin bazen dışarıdan kaynaklı sebeplerle bozulabildiğini, bu nedenle tüm bölgeye ve insanlığa yeni bir vizyon getirerek insanı merkeze alan küresel bir siyaset üretmeye çalıştıklarını ifade etti. Bu öncülüğü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığını dile getiren Yalçın, yakın gelecekte Türkiye'nin gücünün bu vizyonu hem ülke içinde hem de küresel siyasette hakim kılacağı bir döneme girileceği temennisinde bulundu.