Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç Ticari Kredi Faizlerinin Hızla Düşürülmesi Gerektiğini Vurguladı

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, "Temennimiz, enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak bu indirimlerin şartlar uygun olduğu sürece devam etmesidir. KOBİ'lerimiz ve geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren sanayicilerimiz oldukça zorlu bir süreçten geçiyor. Bu dönemde sanayicilerimizin ayakta kalabilmesi için en öncelikli ihtiyaçları ise işletme ve yatırım kredileridir. Reel sektör olarak temel beklentimiz, faiz indirimlerinin hızla ticari kredi faiz oranlarına yansıması ve kredi kısıtlamalarının kaldırılmasıdır" dedi


Ankara Sanayi Odası ASO Eylül ayı Meclis Toplantısı Başkan Seyit Ardıç'ın başkanlığında çok sayıda oda üyesi iş insanının katılımıyla gerçekleşti. Bu önemli toplantıda Türkiye ekonomisinin gelecek üç yıllık yol haritasını belirleyen Orta Vadeli Program OVP detaylı bir şekilde masaya yatırıldı. Başkan Ardıç iş dünyasının programa ilişkin beklentilerini ve mevcut ekonomik koşullara dair görüşlerini bu platformda kapsamlı biçimde paylaştı.


Orta Vadeli Programın Makroekonomik Hedefleri Ve İş Dünyasının Yaklaşımı


Başkan Ardıç konuşmasında Türkiye ekonomisinin makroekonomik hedeflerini şekillendiren ve kapsamlı bir yol haritası sunan Orta Vadeli Program'ın Türkiye Ekonomi Şurası'nda tüm paydaşların aktif katılımıyla hazırlandığını özellikle belirtti. Ardıç OVP'nin kredi büyümesini selektif alanlara öncelik vererek yönlendirme yaklaşımını ve ekonomik büyümeyi destekleyici nitelikte olacağına dair vurguyu memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Bu yaklaşımın üretimin ve katma değerin ulusal ekonominin temel hedefleri arasına alınmasını sağladığını dile getirdi. Sanayicilerin yüksek faiz politikalarının olumsuz etkilerinden korunması ile üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla uygun koşullu kredi hacminin artırılması yönündeki beklentilerini de güçlü biçimde dile getiren Ardıç bu haklı talebin karşılanmasının üretim istihdam ve ihracatın korunması yoluyla ekonomik kalkınma sürecini önemli ölçüde hızlandıracağını vurguladı.


Orta Vadeli Programın Etkin Uygulanması İçin Eylem Planlarının Önemi


Ardıç OVP'den beklenen sağlıklı sonuçların alınabilmesi için programda yer alan hedeflerin somut eylem planlarına dönüştürülmesi gerektiğini ısrarla belirtti. Ekim ayı sonunda açıklanacak Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda OVP'nin uygulama adımları olan mikro düzeydeki eylem planlarını ve bunların reel sektöre yansımalarını görmenin iş dünyası için kritik bir yol gösterici niteliği taşıyacağını ifade etti. Ardıç değerlendirmesinde "Bu doğrultuda OVP'den daha sağlıklı sonuçlar alınabilmesi için eylemlerin somut bir takvime bağlanması ve yakın takibi büyük önem taşımaktadır. Önümüzdeki bir yıl içerisinde hangi adımların atılacağı net şekilde ortaya konulmalı yıl sonunda da performans değerlendirmesi yapılarak sonuçlar ölçülmelidir. Bu yaklaşım programın uygulanabilirliğini artıracak ve muhtemel etkilerinin ölçülmesiyle daha güvenilir sonuçların ortaya çıkmasını sağlayacaktır" sözlerine yer verdi.


Enflasyonla Mücadeledeki Güvenilirlik Sorunu


Enflasyonla mücadele konusundaki gelişmeleri de titizlikle değerlendiren Ardıç geçen yıl açıklanan OVP'de 2025 yılı için öngörülen enflasyon oranının yüzde 17,5 olduğunu ancak yeni OVP'de bu oranın yüzde 28,5'e revize edildiğini hatırlattı. Ardıç hedef ile gerçekleşmeler arasındaki böylesine büyük bir farkın ekonomik göstergelerin güvenilirliğini zayıflatarak piyasalarda ciddi bir belirsizlik ortamı oluşturacağını dile getirdi. Bu durumun hem yerli hem de yabancı yatırımcıların karar alma süreçlerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti.


Para Politikası Ve Ticari Kredi Faiz Oranları Beklentisi


Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun Eylül ayı toplantısında politika faizinin 250 baz puan indirilerek yüzde 43'ten 40,5'e çekildiğini belirten Ardıç bu indirimlerin reel sektör üzerindeki etkilerine odaklandı. Ardıç açıklamasında "Temennimiz enflasyondaki düşüş eğilimine paralel olarak bu indirimlerin şartlar uygun olduğu sürece devam etmesidir. Özellikle KOBİ'lerimiz ve geleneksel sektörlerde faaliyet gösteren sanayicilerimiz oldukça zorlu bir süreçten geçmektedir. Bu dönemde sanayicilerimizin ayakta kalabilmesi için en öncelikli ihtiyaçları ise işletme ve yatırım kredileridir. Reel sektör olarak temel beklentimiz faiz indirimlerinin hızla ticari kredi faiz oranlarına yansıması ve kredi kısıtlamalarının kaldırılmasıdır" çağrısında bulundu. Faiz oranları üzerindeki önemli bir baskı unsurunun da kamu kesimi borçlanma ihtiyacının artması olduğuna dikkat çeken Ardıç 2025 Ocak-Ağustos döneminde kamu kesiminin iç borç çevirme oranının yüzde 147,4 seviyelerinde gerçekleştiğini ve bu oranın 2000'li yılların başındaki dezenflasyon sürecindeki ortalamanın iki katından daha fazla olduğunu vurgulayarak kamunun finansal disiplininin büyük önemine işaret etti.


Büyüme Hedefleri Ve Sanayi Sektöründeki Dönüşüm


Orta Vadeli Program'da 2025 yılı için öngörülen yüzde 4'lük büyüme tahmininin yüzde 3,3'e 2026 yılı için belirlenen yüzde 4,5'lik hedefin ise yüzde 3,8'e revize edildiğini belirten Ardıç sanayi sektöründeki büyüme oranlarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Ardıç bu bağlamda "Sanayi sektörümüz bizim sahadan aldığımız izlenimin aksine yüzde 6,1'lik bir büyüme kaydetmiş görünüyor. Yaptığımız araştırmalarda sanayi sektöründeki büyümenin itici gücünün son dönemde büyük bir gelişim içinde olan savunma sanayimiz olduğunu tespit ettik. Küresel trendlere paralel bir şekilde teknoloji yoğun üretimin emek yoğun sektörlere güç kaybettirmesi sanayi sektöründe bir dönüşümün yaşandığına işaret ediyor. Geleneksel sektörler zayıflarken yüksek teknolojili üretim yapan sektörler büyümeye öncülük ediyor. KOBİ ve geleneksel sektörlerimizin dijitalleşme yapay zeka ve robotik otomasyon imkanlarından yararlanarak operasyonel verimlilik artışlarıyla bu dönüşüme ayak uydurmak zorunda olduğunu bir kez daha görüyoruz" ifadelerini kullandı. Bu dönüşümün yakalanması için KOBİ'lerin desteklenmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.


Dış Ticaret Dengesi Ve İhracatın Güçlendirilmesi


Türkiye'nin dış ticaret dengesindeki gelişmelere de değinen Ardıç son dönemde ihracatın azalırken ithalatın daha hızlı bir artış kaydettiğini belirterek bu durumun önümüzdeki dönemde büyümeyi daraltıcı bir etki yaratabileceği uyarısında bulundu. Ardıç bu trendin sürdürülebilir olmadığını ve acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı. "İthalattan daha fazla ihracat yüksek katma değerli üretim yapmalıyız. Hangi sektörde olursak olalım biz sanayicilerin çıkışı ihracatta pazar çeşitliliğini artırmaktan geçiyor" diyerek katma değerli üretime ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesine stratejik bir öncelik verilmesi gerektiğinin altını çizdi. İhracatın artırılmasının cari açık üzerindeki baskıyı hafifleteceğini ve döviz girdisini artıracağını da sözlerine ekledi.


Kamu Yönetimi Ve Eğitim Sisteminde Reform İhtiyacı


Başkan Ardıç kamu sektöründeki verimlilik ve eğitim sisteminin iş gücü piyasasına adaptasyonu konularına da önemli vurgular yaptı. Son 10 yılda Türkiye nüfusunun yüzde 8,8 oranında artmasına karşın kamu personeli sayısının yüzde 53,6 oranında arttığını belirterek kamuda teknolojik dönüşümün hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesinin zorunluluğunu vurguladı. Ardıç mevcut kamu yapısının sürdürülebilir olmadığını ve verimlilik odaklı bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Eğitim sisteminin Türkiye'nin acil çalışan ihtiyacına göre şekillenmesi gerektiğini savunan Ardıç esas ihtiyacın öğrencilerin yeteneklerini ve potansiyellerini erken yaşlardan itibaren doğru şekilde yönlendirecek bir eğitim sistemi kurmak olduğunu belirtti. Mevcut eğitim sisteminin mavi yaka çalışan ihtiyacının artışına neden olduğunu kaydeden Ardıç sorunun iş gücünün yokluğu olmadığını aksine temel çalışan talebiyle mevcut iş arayanların eşleşmemesinden yani beceri uyuşmazlığından kaynaklandığını dile getirerek eğitimde yapısal reformların aciliyetine dikkat çekti. Bu reformların iş dünyasının rekabet gücünü artıracağını ve genç işsizliği azaltmaya yardımcı olacağını da ifade etti.