Ayasofya Restorasyonu Bilim Kurulu Vinç Kullanımının Kaçınılmaz Olduğunu Belirtti
Vincin caminin içine sokulmasına ilişkin tartışmalar devam ederken, restorasyonun ‘Bilim Kurulu’ ile Ayasofya’da buluştuk. Eleştirileri ve tepkileri sorduk....
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde yürütülen kapsamlı restorasyon ve güçlendirme çalışmaları, özellikle büyük bir vinç kullanılmasıyla kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, çeşitli eleştirilere yol açmıştı. Bu tartışmalar üzerine, projenin arkasındaki bilimsel heyet, Hürriyet gazetesine özel açıklamalarda bulunarak, uygulama sürecine dair merak edilenleri ve eleştirilere karşı bilimsel gerekçelerini detaylandırdı. Bilim Kurulu üyeleri, gerçekleştirilen müdahalenin titizlikle planlandığını ve tarihi yapının korunması adına uluslararası standartlara uygun bir zorunluluk olduğunu ifade ettiler.
Vinç Kullanımı Ve Kapsamlı Restorasyonun Gerekliliği
Ayasofya'daki restorasyon çalışmalarında vinç kullanımının kaçınılmaz bir gereklilik olduğu, Bilim Kurulu üyelerince vurgulandı. Mimar Prof. Dr. Mehmet Selim Ökten, Ayasofya'da Fossati döneminden bu yana gerçekleştirilen en kapsamlı onarım ve güçlendirme restorasyonunun yapıldığını belirtti. Ökten, kubbenin hem altından hem de üstünden çelik bir strüktüre ihtiyaç duyulduğunu dile getirerek, bu müdahalenin yapıyı ibadete ve ziyarete kapatmadan gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Kurulun 58 toplantı yaparak tüm detayları ele aldığını ifade eden Ökten, 4 adet kafes, kiriş ve kolonlardan oluşan 46 metre yüksekliğindeki kubbeye aşağıdan restore müdahalesi için bir platform kurulduğunu açıkladı. Bu kolonlar için kullanılan çelik tonajını kaldırabilecek kapasitede başka bir cihazın dünyada bulunmadığını, fotoğraflarda görülen vincin kapasitesinin de bu durum karşısında yetersiz kalacağını kaydetti.
Uluslararası Standartlar Ve Benzer Uygulamalar
UNESCO danışmanı da olan Prof. Dr. Can Binan, Ayasofya'daki uygulamanın uluslararası standartlara uygun olduğunu güçlü bir şekilde savundu. Binan, UNESCO'nun koruma ve uygulama çalışmasının doğru yapılması ilkesini gözettiğini, "Şu kullanılır, bu kullanılmaz" şeklinde bir mevzuatının bulunmadığını ifade etti. Tüm meselenin yapıya zarar vermeyecek bir uygulama yapmak olduğunu belirten Binan, koruma ve restorasyon çalışmalarını "açık kalp ameliyatı"na benzeterek, dışarıdan bakan birinin neyin neden yapıldığını algılayamayacağını, ancak uzmanların hassasiyetinin en üst düzeyde olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Mehmet Selim Ökten, benzer uygulamaların dünya genelinde de mevcut olduğunu vurgulayarak, Fransa'daki Notre Dame Katedrali ve Almanya'daki Dessau Katedrali'nde de daha büyük kule vinçlerin kullanıldığını örnek gösterdi. Bu tür projelerde çok detaylı teknik raporlar alındığını, bilimsel deneyler yapıldığını ve zeminin altında GPR taramalarıyla boşluklar arandığını aktaran Ökten, vincin güzergahı altındaki dehlizlerin dikkate alınarak tahkimatlarının yapıldığını, sismik deneylerle yük değerlerinin belirlendiğini ve elde edilen verilerle çok katmanlı önlemler alındığını belirtti.
Uzman İstişareleri Ve Maliyet Vurgusu
Projenin neredeyse bir yıl boyunca hazırlandığını söyleyen Prof. Dr. Mehmet Selim Ökten, düzenli ölçüm ve kontrollerin yapıldığını, titreşimlerin sürekli takip edildiğini aktardı. Ökten, esas danışman hocalarının İstanbul Teknik Üniversitesi'nden olduğunu, ayrıca Bakanlığın yurtiçi ve yurtdışındaki tüm uzmanlardan destek aldığını, projenin müthiş bir istişare ve işbirliğiyle yürütüldüğünü ifade etti. Statik konularında Kandilli Rasathanesi'nden Prof. Dr. Mustafa Erdik'ten destek alındığını da ekledi. "Maliyetten kaçınmak için vinç kullandılar" eleştirisine ise kesinlikle katılmadıklarını belirten Ökten, idarenin kendilerine her zaman "Burası Ayasofya…" dediğini, bunun öneminin bilincinde olduklarını ve maliyet hesabının yapılmadığını, en ileri tekniğin neyse onun kullanıldığını ve kullanılmaya devam edeceğini vurguladı.
Gelecek Adımlar Ve Kubbenin Durumu
Uygulama öncesinde en az 5-6 kez simülasyon yapıldığını açıklayan Prof. Dr. Mehmet Selim Ökten, ayakların zemine yaptığı basıncın vincin yaptığı basınçtan çok daha fazla olduğunu belirtti. Vincin 45 ton ağırlığında olduğunu, ancak sistem tamamlandığında bu kolonların toplam ağırlığının yaklaşık 530 tona ulaşacağını dile getirdi. Kalan bölümler için vinç yerine ayaklardan birinde kurulacak bir asansörle parçaların kubbeye doğru yükseleceğini açıkladı. Prof. Dr. Hasan Fırat Diker ise yapının ibadete açık kaldığı sürece çelik kolonlar dışında başka bir uygulama şeklinin mümkün olmadığını ifade etti. Mimar Sinan dönemindekiler hariç, bugüne kadar yapılan tüm onarımların yapıdaki çöküntüler sonrası gerçekleştirildiğini, ancak mevcut çalışmaların yapının zarar görmemesi için çağın gerektirdiği tekniklerle önceden önlem almaya yönelik olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ahmet Güleç ise kubbenin ciddi problemler taşıdığını, Fossati veya Mimar Kemaleddin döneminden bu yana ciddi bir müdahale görmemiş olabileceğini dile getirdi. Kubbenin üzerindeki örtü kaldırıldığında gerçek durumun ortaya çıkacağını ve bu sürecin, örtünün nasıl kaldırılacağının tasarlanmasıyla başladığını, alternatiflerin elenerek bu sonuca ulaşıldığını aktardı. Kurul üyeleri arasında bu kararlar alınırken yoğun tartışmalar yaşandığını, hatta "kavgalar ettik" diyerek kararların ne kadar titizlikle alındığının altını çizdiler.
Eleştirilere Karşı Bilimsel Yaklaşım Ve Kamuoyu Algısı
Yoğun eleştirilere dair görüşlerini paylaşan Prof. Dr. Hasan Fırat Diker, bu eleştirilerin bir miktar siyasi kutuplaşmaya kurban edildiğini düşündüklerini belirtti. Bilim insanları olarak herkesin gerekenin en iyisini yapmaya çalıştığını vurguladı. Kamuoyunun ikna edilmesi konusunda ise Prof. Dr. Can Binan, durumun yine "açık kalp ameliyatı" yapan doktorun vatandaşı ikna etmeye çalışmasına benzediğini ifade etti. Bir yere kadar anlatılabileceğini, sonrasında ancak ehlinin anlayacağı teknik detayların devreye girdiğini dile getirdi. Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın ise, Ayasofya'nın mimari ve statik açıdan hiçbir yapıya benzemediğini, hala keşfedilmeyi bekleyen yerleri olduğunu vurguladı. Tüm araştırmaların, istişarelerin ve ön hazırlıkların eksiksiz bir şekilde yapıldığını belirten Yalçın, böylesine ciddi bir iş yapılırken sosyal medyadan bu kadar kolay ithamların yöneltilmemesi gerektiğini ifade etti.
Ayasofya Bilim Kurulu Heyeti: Prof. Dr. Can BİNAN (Mimar), Prof. Dr. Asnu Bilban YALÇIN (Sanat Tarihçisi), Prof. Dr. Ahmet GÜLEÇ (Kimyager-Malzeme Analizi), Doç. Dr. Mehmet Selim ÖKTEN (İnşaat Mühendisi), Doç. Dr. Hasan Fırat DİKER (Mimar).