Bahçeli’nin Yüzüğündeki Sembol Sivas Çifte Minareli Medrese’nin Tarihi Motifleriyle Dikkat Çekti
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin grup konuşmasında taktığı rozet ve yüzüğün üzerindeki semboller gündem olmuştu. Sanat Tarihçisi Yunus Budaktaş, Sivas'ı...
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli'nin geçtiğimiz günlerde katıldığı parti grup toplantısında taktığı yüzük ve rozet kamuoyunun yoğun ilgisini çekti. Bu özel aksesuarlara, Kufi yazının estetik bir yorumu olan Mâ'kılî hattıyla "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi'l-aliyyi'l-azim" (Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah'a aittir) ifadesi işlenmişti. Bu anlam yüklü cümlenin, Bahçeli'nin o dönemde Cumhur İttifakı'na ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerine katılmama kararına yönelik eleştirilere verdiği siyasi yanıta bir gönderme olarak yorumlandığı belirtildi.
MHP liderinin üzerindeki bu semboller, kısa sürede Anadolu'nun köklü kültürel miraslarından biri olan Sivas'taki bir yapıyı akıllara getirdi: Tarihi Çifte Minareli Medrese. 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından inşa ettirilen bu abidevi medresenin minarelerinde, Bahçeli'nin yüzük ve rozetindeki motiflerle şaşırtıcı derecede benzerlikler taşıyan bezemeler bulunduğu tespit edildi.
Konuyla ilgili görüşlerine başvurulan Sanat Tarihçisi Yunus Budaktaş, Bahçeli'nin kullandığı rozet, yüzük ve medrese minarelerindeki motiflerin aynı sanatsal dilin ürünleri olduğunu teyit etti. Budaktaş, "Bu motifler, Kufi yazının Mâ'kılî hattı olarak adlandırılan özel bir tarzını temsil etmektedir" açıklamasını yaparak, bu hat sanatının kendine özgü karakteristik özelliklerini vurguladı.
Medresenin kuzeyinde yer alan minaresi, kareye yakın panolar üzerinde Mâ'kılî yazı tarzıyla işlenmiş düzenlemelere sahipti. Firuze ve patlıcan moru sırlı çinilerin tuğlalarla ustalıkla birleştirildiği bu bezemede, geometrik bir esas üzerine kurulu tüm harflerin köşeli bir yapı sergilediği belirtildi. Sanat Tarihçisi Budaktaş, bu özel bezemede "Allah" isminin dört farklı yönde yerleştirilerek kurgulandığını ifade etti. 2007-2008 yıllarında yapılan onarım çalışmaları kapsamında eksik çinilerin tamamlandığı, yazı panosunun restore edildiği ve sırları dökülen çinilerin boyandığı aktarıldı. Ancak Budaktaş, mevcut panodaki yazılarda ve tamamlamalarda çeşitli hataların bulunduğuna dikkat çekerek, restorasyon süreçlerindeki hassasiyetin önemine değindi.
Medresenin güneyindeki minareye çıkışı sağlayan açıklığın hemen üstünde de benzer bir pano bulunduğu kaydedildi. Ancak Budaktaş, bu minaredeki yazının restorasyon süreci boyunca ciddi deformasyonlara uğradığını üzülerek belirtti. Budaktaş, "2007-2008 yıllarında yapılan onarımlarda, eksik çiniler yenilenmiş ve pano tamamlanmıştır. Ancak, orijinalinde Mâ'kılî tarzda yazıların yer aldığı tespit edilen panoda, bugün yazı değil, geometrik gibi görünen düzensiz şekiller bulunmaktadır ve panonun, aslına uygun olmayan bir şekilde onarım geçirdiği anlaşılmaktadır" sözleriyle, tarihi dokunun korunmasında yaşanan sıkıntılara işaret etti. Panonun zaman içinde gördüğü zararlar ve mevcut eski fotoğrafların düşük kalitesi nedeniyle, üzerindeki yazıların özgün düzenini tespit etmenin uzun ve zahmetli çabalar sonucunda ancak mümkün olabildiği anlaşıldı.
Yapılan detaylı incelemeler ve uzman görüşleri neticesinde, Kur'an harfleriyle Mâ'kılî yazı tarzında işlenen bu panoda sırasıyla Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in ve Dört Halife Hazreti Ebubekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman ve Hazreti Ali'nin isimlerinin yer aldığı belirlendi. Budaktaş, bu isimler arasında dikkat çeken bir detaya da vurgu yaptı: "Ebubekir isminde farklı bir uygulama ile karşılaşmaktayız. İlk 'be' harfinin altında bir nokta olması beklenirken, restorasyon öncesi fotoğraflardan seçilebildiği kadarıyla, 'elif'in ucunun sola doğru uzatıldığı dikkati çekmektedir. Bu durum benzer yazıların yer aldığı uygulamalardan farklıdır" şeklinde konuştu. Bu özgün farklılığın, dönemin hattatlık geleneğindeki özel bir yorumu veya sanatsal bir tercihi yansıtabileceği ihtimali üzerinde duruldu.