Akm, 2025-2026 Sezonunda Dünyaca Ünlü Yapımlar Ve Cumhuriyet Ruhunu Sahneye Taşıyor

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Geçtiğimiz yıl AKM’de 2.390 etkinlikle 2,5 milyondan fazla sanatseveri buluşturduk. Bu yıl hedefimiz, İstanbul’un...

İstanbul’un kültürel ve sanatsal nabzının attığı merkezlerden biri olan Atatürk Kültür Merkezi (AKM), 2025-2026 sanat sezonunu büyük bir coşkuyla karşıladı. Sanatseverleri, dünya sahnelerinde yankı uyandıran operalardan bale gösterilerine, özel tematik konserlerden kapsamlı sergilere ve derinlikli söyleşilere kadar zengin bir program bekliyordu. Merkez, bu sezon boyunca klasik eserlerin yanı sıra çağdaş yorumları ve özel gösterileriyle kültür-sanat hayatına önemli katkılar sunmaya devam edeceğini gösterdi.


Sezon açılışı, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası'nın (İDSO) "Denizbank Konserleri Sezon Açılış Konseri" ile görkemli bir şekilde gerçekleşti. Konserde, İtalyan şef Antonio Pirolli yönetimindeki orkestra, dinleyicilere büyüleyici bir müzikal deneyim yaşattı. İDSO’nun sezon boyunca birçok önemli şefin yönetiminde gerçekleştireceği konserlerle müzik ziyafeti sunmaya devam edeceği de vurgulandı.


Cumhuriyet Ruhu Akm Sahnesinde

AKM, yeni sezonda Cumhuriyet ruhunu sahneye taşıyan özel bir repertuvar ile Ekim 2025 ayı boyunca sanatseverlerle buluştu. İDSO Denizbank Konserleri kapsamında 24 Ekim 2025 tarihinde şef Hasan Niyazi Tura yönetiminde düzenlenen Cumhuriyet Bayramı Konseri’nde, genç piyanist Can Saraç, Cumhuriyet’in ilk bestecilerinden Ulvi Cemal Erkin’in Piyano Konçertosu’nu ustalıkla yorumladı. On sekiz yaşındaki Saraç’ın kariyerine birçok değerli ödülü sığdırması dikkat çekti.


İDSO, 31 Ekim 2025’te ise Cumhuriyet döneminin Türk tango tınılarını AKM’ye taşıdı. Şef Hakan Şensoy yönetimindeki orkestra eşliğinde solistler Ezgi Köker ve Tevfik Rodos, Türkiye’nin erken dönem tango bestecilerine adeta bir saygı duruşu niteliğinde olan eserleri seslendirdi.


26 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen "İstanbul Filarmoni Orkestrası Cumhuriyet Bayramı AXA Türkiye Konseri", Cumhuriyetin 102. yılı coşkusunu müziğin birleştirici gücüyle harmanlayarak dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Devlet Halk Dansları Topluluğu da Cumhuriyetimizin 102. yılını kutlama etkinlikleri çerçevesinde 29 Ekim 2025’te "Zafere Doğru Cumhuriyet Doğuyor" adlı temsili AKM Tiyatro Sahnesi’nde sahneye taşıdı.


TRT İstanbul Radyosu Caz Orkestrası ise şef Cem Tuncer yönetiminde caz tarihinin önemli bestecilerinin eserlerinden oluşan seçkin bir repertuvarla 30 Ekim 2025 Perşembe akşamı saat 20.30’da AKM Tiyatro Salonu’nda izleyici karşısına çıktı. Klasik big band geleneğinin modern cazın renkleriyle buluştuğu bu konserde, orkestra swing’in enerjisini ve çağdaş düzenlemelerin zarafetini bir araya getirdi.


Dünyanın En Ünlü Ressamlarının Sergileri Akm’De

İstanbul Kültür Yolu Festivali kapsamında kapılarını açan ve büyük ilgi gören sergiler, yıl sonuna kadar AKM’de sanatseverlerin ziyaretine açık kaldı. Bunlar arasında "Salvador Dalí: Sürrealizmin Başyapıtları", "Henri Matisse: Şekillerin Basitleştirilmesine Doğru" ve "Şakir Paşa Ailesinin Beş Harikası" yer alıyordu.


AKM Galeri’de yer alan "Salvador Dalí: Sürrealizmin Başyapıtları" sergisi, 20. yüzyılın en etkileyici ve sıra dışı sanatçılarından Dalí’nin hayal gücünün derinliklerine bir yolculuk sundu. Modern sanatın öncülerinden Matisse’in yaratıcı dünyasının yansıması olan "Henri Matisse: Şekillerin Basitleştirilmesine Doğru" sergisi ise AKM Çok Amaçlı Salon’da sanatseverleri farklı bir estetik dünyaya davet etti.


Türk sanatının en önemli ailelerinden Şakir Paşa ailesinin beş değerli sanatçısının eserlerini bir araya getiren "Şakir Paşa Ailesinin Beş Harikası" sergisi ise AKM Müzik Platformu’nda büyük beğeni topladı. Türk modern sanatının gelişim sürecine ışık tutan bu sergide; edebiyat ile resim arasında kurduğu bağla tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı), Türk modern sanatının öncülerinden Fahrelnissa Zeid, Türkiye’de gravür sanatının önde gelen isimlerinden Aliye Berger, Türk soyut ekspresyonizminin önemli temsilcilerinden Nejad Melih Devrim ve modern seramik sanatının öncülerinden Füreya Koral’ın eserleri geniş kitlelerle buluştu.


Çaykovski’Nin Ölümsüz Eseri "Kuğu Gölü" Akm Sahnesinde

Pyotr İlyiç Çaykovski’nin bestelediği, klasik bale repertuvarının en ünlü eserlerinden "Kuğu Gölü", AKM sahnesinde yeniden hayat buldu. Eser, genç Prens Siegfried’in, kötü büyücü Rothbart tarafından kuğuya dönüştürülen Prenses Odette’e olan saf aşkını ve bu aşkın laneti bozma mücadelesini dramatik bir dille ele aldı. Bale, ilk kez 1877’de Moskova’daki Bolşoy Tiyatrosu’nda Julius Reisinger’in koreografisiyle sahnelenmiş olsa da, asıl başarısını 1895’te St. Petersburg’daki Mariinsky Tiyatrosu’nda Marius Petipa ve Lev Ivanov’un koreografisiyle yakaladı. Günümüzde de çoğu yapımın temelini bu versiyon oluşturmaktadır.


Türkiye’de ilk kez 1965’te Ankara’da, ardından 1971’de İstanbul’da sahnelenen bu başyapıt, İstanbul Devlet Opera ve Balesi tarafından 2025-2026 sezonunda Ricardo Amarante’nin özgün koreografisiyle yeniden izleyiciyle buluşturuldu.


İstanbul Devlet Opera Ve Balesi, Klasikleşmiş Yapımları Sahneye Taşıyor

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), 2025–2026 sezonunda, sahne sanatlarının üç güçlü yapıtını Atatürk Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşturdu. Her biri kendi alanında ölümsüzleşmiş bu eserler; aşkın saf halini, insanlığın varoluşsal arayışını ve trajedinin estetik gücünü gözler önüne serdi.


Puccini’nin "La Bohème" operası, 19. yüzyıl Paris’inde geçen tutkulu bir aşkı ve dostlukla örülü bohem yaşamı konu alarak, gençliğin coşkusu ve hayatın kaçınılmaz gerçekleri arasında duygusal bir yolculuk sundu. Puccini’nin unutulmaz melodileriyle hayat bulan karakterler, izleyiciyi hem umutlandırdı hem de derinden etkiledi.


Ahmed Adnan Saygun’un "Gilgameş" operası ise insanlığın ilk yazılı destanını sahneye taşıyarak, bilgiye ulaşma arzusunu ve varoluşsal sorgulamaları tasavvufi bir derinlikle ele aldı. Doğu’nun ezgiselliği ile Batı’nın çok sesliliğini harmanlayan bu epik opera, Caner Akın’ın yenilikçi rejisiyle sahnelenerek Türkiye’de opera sahnesinde görsel anlamda devrim niteliğinde bir yorum sundu.


Prokofyev’in "Romeo ve Juliet" balesi, klasik balenin zirvesinde yer alan bir başyapıt olarak AKM sahnesine döndü. Shakespeare’in ölümsüz trajedisini Prokofyev’in güçlü müziği ve Ricardo Amarante’nin İstanbul Devlet Opera ve Balesi dansçıları için hazırladığı özgün koreografiyle yeniden yorumlayan eser, aşk, nefret ve fedakârlığın büyüleyici bir dans diliyle anlatıldığı bir şölen sundu.


İDOB, bu üç eserle birlikte sahne sanatlarının evrensel gücünü, tarihsel ve duygusal derinliklerini izleyiciye yeniden hatırlattı. Aşkın zarafeti, arayışın felsefesi ve trajedinin çarpıcılığı; müzik, opera ve dansla sahnede can buldu.


İstanbul Devlet Tiyatrosu’Nda Sanatın Coşkusu Bu Sezon Da Sürüyor

İstanbul Devlet Tiyatrosu, bu sezon sahnede sadece sanatı değil; bireyin iç dünyasındaki çatışmaları, adalet arayışını ve insan ruhunun kırılganlığını da derinlemesine ele aldı.


"Kapıların Dışında" adlı oyun, İkinci Dünya Savaşı sonrası sakat ve ruhen yıkılmış Alman asker Beckmann’ın, savaşın ve kayıpların ardından kendi benliğinden ve değişen toplumundan yabancılaşmasını, çaresizlik ve yalnızlık içinde "bütün kapıların dışında" kalışını çarpıcı bir biçimde anlattı.


"Suçsuzlar Çağı Suçlular Çağı" ise, hukukun işlemediği totaliter rejimlerde suçun herkesin üzerine rastgele bulaşarak anonimleşmesini ve suç kavramının keyfi bir biçimde yozlaşmasını metaforik bir dille ele aldı. Oyunda, bir suikastçının suç ortaklarını itiraf ettirmeye çalışırken, suçsuz insanlarla birlikte aynı hücreye kapatılması ve itiraf edilene kadar kimsenin dışarı çıkamaması üzerinden adaletin çarpıtılması ve bireyin baskı altındaki konumu sorgulandı.


Her iki oyun da savaşın ve totaliter baskının birey üzerindeki yıkıcı etkilerini, suç, adalet, yabancılaşma ve umutsuzluk temalarıyla güçlü biçimde gözler önüne serdi.


Akm’De Sanatın Tüm Renkleri Bu Sezon Bir Arada

AKM’de sezon boyunca birçok klasiğin yanı sıra tiyatrodan operaya, halk müziğinden özel temalı konserlere kadar sanatın tüm renklerini bir araya getirildi. AKM bu sezonda da yalnızca sahne sanatlarıyla değil; resim, fotoğraf, çağdaş sanat, söyleşi ve çocuk atölyeleriyle kültür-sanat hayatının tüm alanlarına hitap etmeyi sürdürdü. Merkez, kültürel çeşitliliği ve erişilebilirliği ön planda tutarak, İstanbul’un ve Türkiye’nin kültür-sanat vizyonunun önemli bir sembolü olmayı başarıyla devam ettirdi.