Bakan Göktaş Nüfus Konusunu Ülkenin Bekası Olarak Değerlendirdi

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, nüfus konusunun Türkiye'nin beka meselesi olduğunu belirterek, "Günümüzde hanelerin yüzde 50'sinde çocuk yok. TÜİK projeksiyonlarına göre, önümüzdeki 5 yılda ilkokul çağındaki çocuk sayısı 900 bin azalacak. Karşı karşıya olduğumuz bu gibi sorunların çoğunun temelinde aile kurumunun zayıflaması yatıyor" dedi



Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığının 2026 yılı bütçesine ilişkin gerçekleştirilen kritik görüşmelerde milletvekillerinin yönelttiği soruları ve eleştirileri detaylı bir şekilde yanıtladı. Bakan Göktaş, özellikle demografik yapının geleceği ve aile kurumunun korunması konularına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.



"Aile Yılı" Projesi Üzerine Gelen Eleştirilere Yanıt



Bakan Göktaş, Bakanlık tarafından ilan edilen "Aile Yılı" projesine yönelik eleştirilere değindi. Projenin duyurulmasının ardından çeşitli itibarsızlaştırma ve dezenformasyon çabalarıyla karşılaştıklarını belirten Göktaş, bu tür girişimleri anlamakta güçlük çektiğini ifade etti. Aile kavramının bazı çevreler tarafından toplumun birleştirici gücü olmaktan çıkarılıp tartışma zemini haline getirilmeye çalışıldığının altını çizen Bakan, kadın ve aileyi karşı karşıya getirme çabalarını eleştirdi. Göktaş, bu tür bir zihniyetin hem kadını hem de aileyi zayıflattığını vurgulayarak, ideolojik kalıplara sığdırılmaya çalışılan bu bakış açısını kesinlikle reddettiklerini belirtti.



Nüfus Azalışı Bir Beka Meselesi Olarak Değerlendirildi



Göktaş, bireyselleşme, sosyal izolasyon ve yalnızlık gibi modern toplum sorunlarının giderek arttığına dikkat çekerek, bu durumun demografik yapıyı olumsuz etkilediğini ifade etti. Nüfus konusunun, Türkiye'nin "beka meselesi" olduğunu kuvvetle vurgulayan Bakan, günümüzde hanelerin %50'sinde çocuk bulunmadığı bilgisini paylaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) projeksiyonlarına göre, önümüzdeki 5 yıl içerisinde ilkokul çağındaki çocuk sayısında 900 binlik bir azalma beklendiğini dile getiren Göktaş, karşı karşıya kalınan bu sorunların çoğunun temelinde aile kurumunun zayıflamasının yattığını değerlendirdi.



Doğurganlık Hızındaki Düşüşe Küresel Bakış Açısı



Doğurganlık hızındaki düşüşün yalnızca ekonomik göstergelerle açıklanamayacağının altını çizen Bakan Göktaş, konunun gelir düzeyi, istihdam oranı veya ekonomik büyüklük gibi tek boyutlu bir yaklaşımla ele alınmasının yetersiz olduğunu belirtti. Dünyadaki tüm ülkelerin bu konuda önlemler aldığını, hatta geçmişte tek çocuk politikası uygulamış ülkeler de dahil olmak üzere birçok devletin aileyi korumak ve güçlendirmek adına önemli adımlar attığını ifade etti. Bakan, ailenin küresel ölçekte stratejik bir konumda değerlendirilmesi gerektiğini, pek çok ülkenin bu konuda ekonomik desteklere ciddi yatırımlar yaptığını belirterek, Türkiye'nin de bu konuya hep birlikte, ideolojik perspektiflerden uzak durarak eğilmesi gerektiğini vurguladı.



Kadınların Güçlendirilmesi Ve Şiddetle Mücadele Politikaları



Bakan Göktaş, kadınların toplumsal hayatta güçlendirilmesine yönelik son 23 yılda "devrim niteliğinde reformlara" imza attıklarını dile getirdi. Eğitimden sağlığa, siyasetten akademiye, adaletten kültür ve sanata kadar hayatın her alanında kadınların önündeki yasakların ve engellerin tek tek kaldırıldığını aktaran Göktaş, Türkiye kadınlarının eski vesayet günlerine dönmeyeceğini kesin bir dille ifade etti.



Kadına yönelik şiddetle mücadele konusundaki eleştirilere de yanıt veren Bakan, bu alanda sadece kadınları değil, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında çocukları da koruduklarını belirtti. Kanunun, çocuğun ısrarlı takibi, istismarcının, anne ya da babanın tehdidi gibi durumları da kapsadığını hatırlatan Göktaş, "Ufacık bir şüphe, iddia bile olsa biz 6284 kapsamında gizlilik ve uzaklaştırma kararı çıkartıyoruz." diyerek, kanunun kapsamının daraltılmak yerine aksine genişletilerek uygulandığını vurguladı.



Türk Ceza Kanunu'nda yapılan reformlarla cinsel saldırı, cinsel taciz ve şiddet suçlarının ağırlaştırıldığını, ısrarlı takibin müstakil bir suç olarak düzenlendiğini belirten Bakan, birçok ülkeden ve uluslararası sözleşmeden çok daha önce başlatılan bu mücadelenin güçlü ve başarılı bir şekilde sürdürüldüğünün altını çizdi. Bakan Göktaş, "sıfır tolerans" yaklaşımını sürdüreceklerini, tek bir şüphenin, tek bir vakanın bile kendileri için fazla olduğunu ifade ederek, bu mücadelenin kararlılıkla ve el birliğiyle devam ettirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, mağdurlara hukuki desteğin niteliğini artırmak amacıyla Türkiye Barolar Birliği'nden toplantı talep ettiklerini ve mağdurlar şikayetlerinden vazgeçse bile takibi sürdürdüklerini bildirdi.



Kadın Konukevleri Ve Çocukların Korunması



Bakan Göktaş, Kadın Konukevleri'nin doluluk oranının %69 olduğunu açıkladı. Bir kadının talep etmesi durumunda konukevi önerildiğini ve gizlilik kararlarının uygulandığını belirten Göktaş, konukevlerinde sunulan eğitimlerle kadınların mesleki beceriler edinmelerini, istihdam hayatına dahil olmalarını sağlayarak güçlendirildiklerini ifade etti. Bakanlığa bağlı 112 olmak üzere toplam 149 Kadın Konukevi bulunduğunu belirten Göktaş, bu yıl 5 yeni Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) ile 4 yeni Kadın Konukevi inşası için çalışmalara başlandığını kaydetti. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele 5. Ulusal Eylem Planı'nda bilimsel temele dayalı, çok paydaşlı bir yaklaşım benimsediklerine dikkat çekerek, ilgili kurum müdürleri ve kuruluşlarla düzenli toplantılar yapıldığını dile getirdi.



Çocuklar Güvende Programı ile ilgili vakaların basından ya da sosyal medyadan öğrenildiğine yönelik iddialara yanıt veren Bakan, bu iddiaların doğru olmadığını, zira 7 gün 24 saat esasına göre çalışan sürekli bir takip mekanizmalarının bulunduğunu belirtti. İhbar hatları, ALO 183 ve sosyal risk haritaları ile önemli çalışmalar yürüttüklerini aktaran Göktaş, Çocuklar Güvende Mobil Ekibi'nde görevli 394 personelin gece gündüz demeden çalıştığını ve sokakta bulunan çocuklarla ilgili hem mesleki hem de ailelerine yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.



Taciz Gören Çocukların Ailelerine Bırakıldığı İddialarına Kesin Yalanlama



Bir milletvekilinin taciz gören çocukların ailelerine bırakılıp üzerine para verildiği yönündeki iddiasını da yanıtlayan Bakan Göktaş, bu iddianın "gerçekten çok büyük bir yalan" olduğunu ve esefle kınadığını söyledi. Bu tür bir iddiada bulunmanın, 81 il ve 922 ilçede çalışan tüm meslek elemanlarının hakkına girmek ve onların gayretlerini göz ardı etmek anlamına geldiğini belirten Göktaş, bir iddia bile olsa çocuğu alıp asla riskli bir aileye teslim etmediklerini, travma yaşayan çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine yönelik özel rehabilitasyon çalışmaları yürüttüklerini kesin bir dille açıkladı.



Suça sürüklenen çocuklar konusunda ise Güçlendirici Bakım Modeli'ni hayata geçirdiklerini aktaran Bakan, ilk kez sağlık, eğitim, adalet, güvenlik ve sosyal hizmetleri tek çatı altında bir araya getirdiklerini vurguladı. Böylece çocukların korunma ve özellikle tedbir kararlarının uygulanması açısından bir çalışma başlattıklarını belirten Göktaş, 12 ilde İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Siteleri'nde bu modelin uygulandığını ve kısa sürede olumlu sonuçlar alınmaya başlandığını bildirdi.



Kreş Hizmetleri, Yaşlı Bakım Politikaları Ve Sosyal Yardımlar



Kreş sayılarının az olması yönündeki eleştirilere de yanıt veren Bakan Göktaş, çocuk bakım sisteminin güçlendirilmesi için geniş bir bakış açısıyla modelleri çeşitlendirmek amacıyla çalıştıklarını kaydetti. Özellikle çocuk bakan annelere eğitim vererek, bu kadınların kayıtlı şekilde istihdam edilmesini sağlamanın önemine değinen Göktaş, bu konuda bir pilot projeye başladıklarını ve UNICEF ile iş birliği içerisinde 180 saatlik eğitim ve sağlık raporu alınması için çalışmalar yürüttüklerini belirtti.



Yeni huzurevi inşa çalışmalarının sürdüğünü ve yaşlı nüfusun fazla olduğu illere öncelik tanıdıklarını aktaran Bakan Göktaş, 2023 yılında yapılan Türkiye Yaşlı Profili Araştırması'na göre yaşlıların %75'inin "Evimizde yaşlanmak istiyoruz." dediğini ifade etti. Huzurevlerinin sürdürülebilir bir bakım modeli olmadığını bilmekle birlikte, yoksulluk riski yaşayan, tek başına olan ve rehabilitasyon ihtiyacı duyan vatandaşlara yönelik çalışmaların devam ettiğini söyledi.



Sosyal yardımların "oy karşılığı dağıtıldığına" yönelik eleştirilere ise Bakan Göktaş, "Sosyal yardımlarımızı halk temelli, şeffaf, hesap verilebilir şekilde vatandaşlarımıza ulaştırıyoruz. Aksi mümkün değildir. Bu veriler her gün bilgi-işlem sisteminde güncelleniyor. 'Sen bana oy kullanmadın, sana destek vermiyorum.' gibi bir anlayış olamaz." yanıtını vererek, yardımların tamamen objektif kriterlere göre dağıtıldığını vurguladı.



Görüşmelerin ardından TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2026 yılı bütçesi kabul edildi.