ASELSAN Polonya’ya 410 Milyon Dolarlık Elektronik Harp Sistemleri İhraç Etti

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Bugün ASELSAN'ımız bir Avrupa Birliği ve NATO üyesi olan Polonya'ya 410 milyon dolarlık elektronik harp sistemleri ihracatını duyurdu" dedi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda gerçekleştirilen 2026 yılı bütçe görüşmelerinde önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kacır, milletvekillerinin yönelttiği soruları yanıtlarken, Türkiye'nin yerel kalkınma hamlelerinden milli hava savunma sistemlerine, stratejik füze programlarından kritik ihracat başarılarına kadar geniş bir yelpazede güncel gelişmeleri paylaştı. Konuşmasının öne çıkan başlıklarından biri, savunma sanayii devlerinden ASELSAN'ın bir Avrupa Birliği ve NATO üyesi olan Polonya'ya gerçekleştireceği 410 milyon Dolarlık elektronik harp sistemleri ihracatı oldu. Bu önemli gelişme, Türk savunma sanayisinin uluslararası arenadaki yetkinliğini bir kez daha gözler önüne serdi.



Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı İle Şehirlerin Potansiyeli Harekete Geçiriliyor

Bakan Kacır, ülkenin dört bir yanındaki şehirlerin ekonomik potansiyellerini değerlendirmek ve atıl kaynakları ekonomiye kazandırmak amacıyla başlatılan Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı hakkında detaylı bilgiler verdi. Bu programın, bölgelerin yetkinlik ve teknoloji üretim düzeyini yükseltmeyi, ithal girdilerin yerlileştirilerek tedarik zincirinin güçlendirilmesini ve böylece cari açığın azaltılmasına katkı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Program kapsamında, her şehir için dörder yatırım konusu olmak üzere, toplamda 324 yatırım konusu belirlenerek kamuoyuna duyurulmuştu.



Programın ilk çağrısına gösterilen ilginin oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, "Bu programa yapılan yüksek sayıdaki başvuru, bölgelerin potansiyellerinin ortaya çıkarılması ve katma değerli üretime yönelik yatırım iştahının güçlü şekilde devam ettiğini ispatlamaktadır" ifadelerini kullandı. İlk çağrıda, 418 milyar Lira düzeyinde bir yatırım ve 47 binden fazla istihdam hedefiyle 696 proje başvurusu alındığı açıklandı. Bakanlık, bu yatırımlara yönelik 240 milyon Liraya kadar finansman desteği, yatırımların %50'si oranında vergi indirimi, yatırım yeri tahsisi gibi önemli avantajlar sunuyor. Özellikle Muş, Ağrı ve Tunceli gibi altıncı bölge şehirlerinde ise sigorta primi desteklerinin 14 yıla kadar uzayan sürelerle sağlandığı belirtildi.



Bakan Kacır, programın bölgesel etkilerini somut örneklerle açıkladı. Muş'ta asgari 500 büyükbaş kapasiteli entegre besi ve et ürünleri işleme tesisi, yine asgari 500 büyükbaş kapasiteli entegre süt üretim ve işleme tesisi, en az 4 yıldızlı termal otel ve sağlık merkezi yatırımı ile entegre kaz yetiştiriciliği ve ürünleri işleme tesislerinin desteklendiğini ifade etti. Bu projelere yönelik başvuruların alınmaya başlandığı bildirildi. Tunceli'de ise 5 yıldızlı konaklama tesisi, 4 yıldız ve üzeri termal konaklama kompleksi, doğa temelli turizm merkezi ve asgari 500 büyükbaş kapasiteli entegre süt üretim ve işleme tesisi yatırımlarına destek verildiği, ilk çağrıda Tunceli'den bu başlıklara yönelik 5 yatırım başvurusu alındığı ve bunların toplam yatırım öngörüsünün 1,2 milyar Lira düzeyinde olduğu aktarıldı. Ağrı'da da benzer şekilde asgari 500 büyükbaş kapasiteli entegre besi, et ürünleri ve süt ürünleri tesisleri, en az 4 yıldızlı konaklama tesisi ve koyun yapağı işleme tesislerine yönelik ilk çağrıda 2,5 milyar Lira yatırım öngörüsüyle 6 başvuru alındığı belirtilerek, atılan adımların ne denli güçlü karşılık bulduğunun altı çizildi.



Milli Hava Ve Füze Savunma Mimarisi: Çelik Kubbe

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin hava sahasını her türlü tehdide karşı korumayı amaçlayan milli hava ve füze savunma mimarisi "Çelik Kubbe" hakkında da açıklamalarda bulundu. Çelik Kubbe'nin, uçaklardan helikopterlere, insansız hava araçlarından seyir ve balistik füze tehditlerine kadar geniş bir yelpazedeki havadan gelebilecek tehdit türlerine karşı ülkenin hava sahasını güvence altına almak için geliştirildiğini belirtti. Bu mimarinin, radarlar, sensörler, komuta kontrol sistemleri ile kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma silahlarını entegre bir ağ altında birleştirdiğini vurguladı.



Programın temel amacının, havadan gelebilecek ileri teknolojideki yeni nesil tehditlere ve giderek karmaşıklaşan tehdit ortamına karşı ülkenin hava savunmasını daha güçlü, daha etkin ve daha çevik hale getirmek olduğunu dile getiren Bakan Kacır, Çelik Kubbe'nin "sistemler sistemi" yapısı sayesinde farklı kaynaklardan gelen her türlü sensör verisinin gerçek zamanlı olarak bir araya getirilebildiğini ve tek bir operasyon resmine dönüştürülebildiğini ifade etti.



ASELSAN'ın bu stratejik projede oynadığı kilit role de değinen Bakan Kacır, "Bu yıl ASELSAN 300 milyon dolarlık bir yatırımla Çelik Kubbe'nin unsurlarının seri üretimini başlattı" dedi. Gelecek dönemdeki yatırımlarla ilgili de bilgi veren Kacır, "İnşallah, devreye alacağımız 1,5 milyar dolarlık Oğulbey yatırımını da tamamladığımızda seri üretim kabiliyetlerimiz hızlanacak" şeklinde konuştu. Çelik Kubbe unsurlarının teslimatlarına bu yıl başlandığını belirten Bakan, 47 sistemin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne büyük bir gururla teslim edildiğini bildirdi. Ayrıca, Türkiye'nin caydırıcılığını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla 2 bin kilometre menzilli füzelerin de yerli ve milli olarak üretileceğini sözlerine ekledi.



ASELSAN'dan Polonya'ya 410 Milyon Dolarlık Elektronik Harp İhracatı

Bakan Kacır, konuşmasının sonunda Türk savunma sanayisinin uluslararası başarısını taçlandıran önemli bir haberi de milletvekilleriyle paylaştı. Türkiye'nin önde gelen savunma sanayii firmalarından ASELSAN'ın, bir Avrupa Birliği ve NATO üyesi olan Polonya'ya 410 milyon Dolarlık elektronik harp sistemleri ihracatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Bu anlaşmanın, Türk savunma teknolojilerinin global pazardaki rekabet gücünü ve güvenilirliğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden Bakan Kacır, "İnşallah önümüzdeki hafta bundan daha büyüğünü de milletimizle paylaşacağız" diyerek gelecekteki daha büyük ihracat başarılarının sinyallerini verdi. Bu gelişme, Türkiye'nin savunma sanayiindeki yerlileşme ve dışa bağımlılıktan kurtulma hedefinin yanı sıra, dost ve müttefik ülkelere teknoloji ihraç edebilme kapasitesine ulaştığını gösteren kritik bir adım olarak değerlendirildi.