Bakan Tunç: Selahattin Demirtaş Kararını Mahkeme Süreci Belirleyecek

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Antalya'da düzenlenen toplantıda Selahattin Demirtaş'ın tahliyesine ilişkin açıklamalarda bulundu. Tunç, İlk dereceden hüküm...

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Antalya’da düzenlenen Yargı Teşkilatı Toplantısı’nda gazetecilerle bir araya geldi. Bakan Tunç, ülkenin adalet gündemindeki birçok önemli konuya değinerek, 11. Yargı Paketi’ndeki düzenlemelerden siber suçlara, terörle mücadeleden yeni anayasa tartışmalarına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.



Yeni Yargı Paketi: Çocukların Suç Örgütlerince İstismarına Ağır Cezalar

Bakan Tunç, hazırlıkları süren 11. Yargı Paketi’nin en önemli maddelerinden birinin, çocukları suça sürükleyen veya onları suçta araç olarak kullanan kişilere yönelik cezaların artırılması olacağını vurguladı. Tunç, özellikle örgüt faaliyeti çerçevesinde çocukları kullanarak suç işleyenlere verilecek cezaların ciddi ölçüde yükseleceğini belirtti. Yeni düzenlemeyle, çocuklara silahlı bir yeri taratmak ya da tehdit ettirmek gibi eylemleri gerçekleştiren örgüt yöneticilerine, yöneticilik suçundan verilecek cezanın yarıdan bir katına kadar artırılabileceğini aktardı. Buna göre, çocuğu suçta araç olarak kullanan kişilere uygulanan 7 yıl 6 ay olan alt sınırdaki hapis cezasının 1/2 oranında artırıldığında 11 yıl 3 aya, 15 yıl olan üst sınırdaki hapis cezasının bir kat artırıldığında ise 30 yıla kadar çıkabileceğini ifade etti. Bakan Tunç, mevcut durumda “çocuğu araç olarak kullanma” diye ayrı bir suç tanımının bulunmadığını, bu düzenlemenin önemli bir boşluğu dolduracağını dile getirdi.



Tunç, Türk Ceza Kanunu’nun 220’nci maddesinde yer alan örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçlarının hapis cezalarının alt ve üst sınırlarının da artırılacağını kaydetti. Buna göre, örgüt kurma ve yönetme suçunun cezası 4 yıldan 8 yıla kadar hapis iken, yeni teklifle 5 yıldan 10 yıla çıkarılacak. Örgüt üyeliği suçunun cezasının üst sınırı ise 4 yıldan 5 yıla yükseltilecek. Silahlı bir örgütü yöneten kişiye ise 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası yerine, teklife göre 7 yıl 6 aydan 15 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.



Adalete Güven Ve Dezenformasyonla Mücadele Vurgusu

Adalet Bakanı Tunç, adalet sistemiyle ilgili yapılan dezenformasyonların toplumsal adalete olan güveni zedelediğini ifade etti. Bu tür yanlış bilgilendirmelerin, hükümete zarar verme amacı taşıdığını belirten Tunç, basın mensuplarının bu konuda daha sorumlu davranması gerektiğine dikkat çekti. Tunç, örneğin, Ceren Özdemir’in katilinin açık cezaevine çıktığı yönündeki asılsız haberleri hatırlatarak, bu tür yayınların milyonlarca kişiye yayıldığını ve adalete güveni sarstığını belirtti. Bakan Tunç, adalet sisteminde hatalar olabileceğini ancak bu hataların yine yargı sistemi içinde düzeltileceğini, yargıya güveni sarsmaya yönelik propagandaların kabul edilemez olduğunu dile getirdi.



Dijital Ortamda Artan Suçlarla Mücadele Ve Uluslararası İşbirliği

Bakan Tunç, günümüzde suç örgütlerinin artık internet üzerinden örgütlendiğini ve faaliyetlerini dijital ortama taşıdığını vurguladı. İzmir’de 3 polisin şehit olduğu olayı örnek gösteren Tunç, 16 yaşındaki bir çocuğun tamamen dijital ortamda, tanımadığı kişilerle iletişim kurarak radikalleştiğini ve cinayeti işlediğini aktardı. Bu durumun, uyuşturucu ticareti, sanal bahis, dolandırıcılık ve kripto para suçları gibi birçok alanda da görüldüğünü belirten Bakan Tunç, dijital ortamdaki suçların izini sürmenin fiziki dünyaya göre daha zor olduğunu ifade etti.



Siber suçların uluslararası bir problem haline geldiğini belirten Tunç, iki hafta önce Vietnam’da Siber Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ni imzaladıklarını hatırlattı. Sözleşmeye ilk imza atan ülkelerden biri olmaktan gurur duyduklarını ifade eden Bakan, 80 ülkenin bakanının bir araya gelerek bu konuda ortak mücadele kararı aldığını aktardı. 11. Yargı Paketi’nde bilişim suçlarıyla ilgili yeni düzenlemelerin yer alacağını belirten Tunç, sanal ortamda suç tespiti için siber polislerin tıpkı sokaktaki polisler gibi aktif rol alması gerektiğini ve siber alemin güvenliğinin de fiziki alemin güvenliği kadar önemli olduğunu vurguladı.



Siyasi Eleştirilere Yargı Bağımsızlığı Vurgulu Yanıt

Adalet Bakanı Tunç, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile ilgili soruşturmalara yönelik eleştirilerine de yanıt verdi. Özel’in, soruşturmaları siyasi amaçlı gibi gösterme algısı oluşturmaya çalıştığını belirten Tunç, şu ifadeleri kullandı: “Beşiktaş iddianamesi var, İBB Başkanının yaptığı, suç teşkil ettiği iddia edilen suçlamalar var. Bunların esasıyla ilgili herhangi bir şey söylemiyor, tamamen suçlamaları reddediyor, bu doğru değil. Bunu yaparken de yargı mensuplarına hakaret ediyor, tehdit ediyor. Bunlar kabul edilebilecek bir şey değil.” Bakan Tunç, Özel’in İstanbul İl Başkanlığı ile ilgili valiz dolusu paraların kaynağına değinmemesini eleştirerek, yargı sürecinin sonucunun beklenmesi ve iddialara açıklık getirilmesi gerektiğini vurguladı. Yargılamaların ilk derecede bitmeyeceğini, istinaf ve Yargıtay süreçlerinin bulunduğunu hatırlatan Tunç, siyasi müdahalelerle kamuoyunun etkilenmeye çalışılmasını doğru bulmadığını ifade etti.



Terörle Mücadeledeki Milli Mutabakat Ve Hukukun Üstünlüğü

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bakan Tunç, Türkiye’nin terörle mücadelede büyük enerji kaybettiğini belirtti. Terörün ülkenin gelişmesinin ve kalkınmasının önünde büyük bir engel oluşturduğunu ifade eden Tunç, teröre zemin hazırlayan tüm unsurların ortadan kaldırıldığını, demokratikleşme adımlarının atıldığını ve Kürtçe yasaklarının kaldırıldığını hatırlattı. Tunç, İmralı’dan gelen “Artık bir anlamımız kalmadı. Demokrasi için, demokratikleşme için, kimliğimizin var olması için mücadele ettik ama şu anda Türkiye oraları aştı” şeklindeki çağrıları anımsatarak, Devlet Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı çağrının tarihi bir nitelik taşıdığını dile getirdi. Bu sürecin bir pazarlık konusu olmadığını vurgulayan Tunç, “Terör örgütü silah bırakırsa kanun çıkacak gibi pazarlık söz konusu değil, böyle hukuk devleti olmaz. Böyle bir pazarlık sürecine devlet girmez” dedi. Komisyonun hazırlayacağı rapor çerçevesinde yasal düzenleme gerekiyorsa Meclis’in adım atacağını, bu süreçte milletin hassasiyetlerinin gözetileceğini belirtti.



Selahattin Demirtaş Kararı Ve Türkiye'nin Aihm Süreçlerindeki Tutumu

Adalet Bakanı Tunç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında verdiği karara ilişkin de konuştu. Bu kararın AİHM’nin tek kararı olmadığını, geçmişte Öcalan ve Kavala kararları gibi benzer davaların da bulunduğunu hatırlattı. Demirtaş ile ilgili davanın Kobani Davası olduğunu belirten Tunç, Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı sonrası dosyanın şu anda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’nde incelendiğini aktardı. AİHM 2. Dairesi’nin Demirtaş’ın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle verdiği ihlal kararının, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından değerlendirileceğini ifade eden Tunç, “Mahkeme ne karar verecek hep beraber bekleyeceğiz” dedi.



Türkiye’nin AİHM kararlarına uymayan bir ülke olduğu yönündeki genellemelerin doğru olmadığını vurgulayan Bakan Tunç, şunları kaydetti: “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan ülkelerin karara uyma ortalaması yüzde 79. Türkiye’nin uyma oranı ise yüzde 91. Türkiye’de bazı davalar, özellikle dışarıdan da çok siyasallaştırılıyor. O siyasallaştırılan davalar öne çıkarılarak, sanki Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının hiçbirine uymuyor gibi bir algı çalışması yapılıyor.”



Türkiye İçin Yeni, Sivil Ve Demokratik Bir Anayasa Çağrısı

Bakan Tunç, yeni bir anayasanın Türkiye için taşıdığı önemi dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin 2’nci yüzyılına girerken, darbe dönemlerinin kapandığını ve darbecilerin yazdığı bir Anayasa ile yönetilmenin artık çağ dışı olduğunu belirtti. Mevcut Anayasa’nın milletin temsilcileri tarafından yazılmadığını, milletin bir an önce demokratik siyasi hayata geçebilmek için kabul etmek zorunda kaldığını ifade eden Tunç, Anayasa’nın değişmesinin tek başına bu durumun bile yeterli bir sebebi olduğunu söyledi. Yıpranmış ve “yamalı bohça”ya dönmüş 177 maddelik Anayasa’da 180’den fazla değişiklik yapıldığına dikkat çeken Bakan, amaçlarının demokratik, sivil, katılımcı bir anlayışla, milletin temsilcileri tarafından yeni bir anayasa yazmak ve millet tarafından onaylanmasını sağlamak olduğunu vurguladı.



Yeni bir anayasanın, temel hak ve özgürlükleri önceleyen, her kesimin kendini içinde bulduğu bir toplum sözleşmesi niteliğinde olacağını belirten Tunç, “İç Hizmet Kanunu 35’inci maddeyi hep darbelere gerekçe gösterirlerdi. Biz bu maddeyi 14 Temmuz’da yürürlükten kaldırdık. Ertesi gün darbe kalkışması oldu” diyerek darbe girişimine dikkat çekti. Milli Güvenlik Kurulu ve Yüksek Askeri Şura’nın yapısındaki değişiklikler ile askeri yargının kaldırılması gibi demokratik adımları hatırlatan Bakan Tunç, terörsüz bir Türkiye ortamında, milletvekillerinin uzlaşmasıyla yeni bir anayasa yapılmasının millete olan borcun ödenmesi anlamına geleceğini sözlerine ekledi.