Çaycuma’da Çifte Cinayetle Suçlanan Eski Polis Fuhuş İddialarıyla Gündemde

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, emekli polis memuru Okan Özcan’ın (32) 2 kişiyi öldürüp, 2 kişiyi yaraladığı olaya ilişkin görgü tanıkları yaşananları...

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Coburlar köyü, 01 Kasım tarihinde yaşanan akıl almaz bir cinayet olayıyla sarsıldı. Köy kahvesinde aniden başlayan silahlı saldırıda iki kişi hayatını kaybederken, iki kişi de yaralandı. Eski bir polis memuru olduğu öğrenilen şüpheli Okan Özcan, olayın ardından teslim oldu ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu trajik olay, ardında derin acılar ve bir dizi şok edici iddia bıraktı.

Köy Kahvesinde Kanlı Saldırı Ve Sonrası

01 Kasım günü akşam saatlerinde Coburlar köyü sakinleri için sıradan bir gün, korkunç bir kabusa dönüştü. Köy kahvesine gelen Okan Özcan, henüz belirlenemeyen bir sebeple av tüfeğiyle çevreye rastgele ateş açtı. Bu dehşet verici saldırıda, saçmaların isabet ettiği Kasım Özcan ve Aydın Özbakış olay yerinde veya kaldırıldıkları hastanede yaşamını yitirdi. Saldırıda yaralanan Gökhan G. (39) ve Hüseyin G. (67) ise ambulanslarla hastaneye sevk edildi ve tedavileri halen devam etmektedir.

Olayın ardından hızla kaçan şüpheli Okan Özcan, daha sonra Çaycuma Adliyesi'nde tanıdığı bir polis memuruna teslim oldu. Yaşamını yitiren Kasım Özcan ve Aydın Özbakış'ın cenazeleri, köy halkının büyük katılımıyla Coburlar köyünde toprağa verildi. Mahkemeye çıkarılan Okan Özcan, hakkında verilen tutuklama kararıyla cezaevine gönderildi.

Şüphelinin Geçmişi Ve Tartışmalı İddialar

Cinayet şüphelisi Okan Özcan'ın geçmişine dair detaylar, olayın karmaşıklığını daha da artırdı. Edinilen bilgilere göre Özcan'ın, saldırıdan kısa bir süre önce cins kedilerini internet üzerinden sattığı ve elde ettiği parayla da olayda kullandığı av tüfeğini temin ettiği ortaya çıktı. Saldırının hemen ardından sosyal medyada yaptığı paylaşımlarda ise köyde bir "fuhuş çetesi" kurulduğu yönünde asılsız iddialarda bulunduğu görüldü.

Okan Özcan'ın, 3 aylıkken annesini kaybettikten sonra Siyami ve Sevim Özcan çifti tarafından evlatlık alındığı ve onlar tarafından büyütüldüğü belirtildi. 13 yıl süren polislik mesleğinden, yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle malulen emekli olduğu öğrenilen Özcan'ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için henüz herhangi bir rapor sürecinin başlatılmadığı da ifade edildi.

Köy Muhtarından Sert Yanıt: "İftira Ve Suçtan Kurtulma Girişimi"

Yaşanan trajedinin ardından Coburlar Köyü Muhtarı İlkay Günsan, Okan Özcan'ın "fuhuş çetesi" iddialarına sert tepki gösterdi. Günsan, bu iddiaların tamamen iftira olduğunu ve şüphelinin suçtan kurtulmaya yönelik bir girişimde bulunduğunu dile getirdi. Muhtar, açıklamalarında şunları kaydetti:

“Acımız gerçekten çok büyük. Köyümün, katilin bu şekildeki mesnetsiz iddialarıyla anılmasını asla istemiyorum. Hiçbir sebep olmaksızın böylesine büyük bir katliam yapması, bunca insanın yardımcı olmasına rağmen bu eylemi gerçekleştirmesi akıl sır erdiremediğimiz bir durum. Köyümün, ‘fuhuş çetesi’ olarak anılmasından son derece rahatsızız. Bu olayda aileler, üçer tane evlat öksüz kaldı.”

Ailenin Dramı Ve Şüpheliye Yönelik Suçlamalar

Öldürülen Kasım Özcan'ın oğlu K.Ö., cinayet şüphelisi Okan Özcan'ı çocukluğundan beri tanıdığını belirterek, Özcan'ın kişiliği ve aile içinde yaşanan gerginliklere ışık tuttu. K.Ö., şüphelinin agresif ve kibirli bir yapıda olduğunu, çevresiyle sürekli sorunlar yaşadığını ifade etti. Ankara'da polislik yaptığı dönemde evliliğini eşine şiddet uygulaması nedeniyle 5 ay içinde sonlandırdığını anlatan K.Ö., Özcan'ın emekli olduktan sonra köye dönerek evlatlık annesi ve babasına baskı kurmaya başladığını iddia etti. Maddi sebepler öne sürerek arsalarını satmalarını istediğini ve bu taleplerinin karşılanmaması üzerine babasını boğmaya çalıştığını, bu yüzden ailesinin uzaklaştırma kararı aldırdığını belirtti.

K.Ö., Okan Özcan'ın annesinin yanına gizlice giderek ses kaydı yaptığını ve bu kaydı manipüle ederek olayları farklı bir zemine çekmeye çalıştığını düşündüklerini vurguladı. Kasım Özcan ile şüpheli arasında doğrudan büyük bir sorun olmadığını, babasının yaşlı akrabaları Siyami Özcan'ı zaman zaman hastaneye götürmesinden dolayı Okan Özcan'ın kin beslemeye başladığını aktardı. K.Ö., şunları ekledi: "Olaydan 1-2 gün önce cins kedilerini internetten sattığını biliyoruz. Onunla da internetten tüfek satın almış. Bu tüfekle hatta, olaydan 1 gün önce atış talimi yaptığını biliyoruz çünkü çevreden silah sesi duyulmuş kaldığı evden. Olayları belli bir zemine oturtmak için babamın, annesini pazarladığı şeklinde fuhuşla alakalı kelimeler kullanmış ama açıkçası hiçbir dayanağı yoktur. Sadece olayı bir zemine oturtmaya çalışmasıdır. Eski bir polis memuru olduğu için, annesinin de rahatsızlığı var, yürüyemiyor."

Annesinin İfadesi: "Bana Tuzak Kurmuş"

Okan Özcan'ın ortopedik engelli olması nedeniyle yürüyemeyen evlatlık annesi Sevim Özcan (69), yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Benim yanıma geldi, oturdu soru sormaya başladı. Ben cevap verdim. ‘Fuhuş yapıyor Kasım Özcan bilmiyor musun’ dedi. ‘Babam seni satmıyor mu’ dedi. Her şeyi dedi, ‘Beni mahkemeye vermişsiniz, mahkemeyi geri çekeceksiniz’ dedi. ‘Çekeriz’ dedim ben. Babasına Siyami diyordu, ‘Pazartesi günü Siyami ile senin imza atması gerekiyor, ben de geleceğim’ dedi. Öyle her şeyi konuştu. Ben ona ‘Karnın aç mı?’ diye bile sordum. Kalçamdan ameliyat olamıyorum. Rahatsızım, şeker hastasıyım, tansiyon var. Yürüyemiyorum. Geldi bana, bunları yaptı. Tuzak kurmuş, halbuki sesimi almış bilmiyorum. Öyle hiçbir şey yok."

Babasından Evlatlıktan Red Davası

Siyami Özcan, oğlu Okan Özcan'ı evlatlıktan reddetmek için dava açtığını ve uzun süredir oğlu yüzünden büyük sıkıntılar yaşadığını belirtti. Okan Özcan'ın emekli olduktan sonraki bir yıllık süreçte kendilerine sürekli şiddet uyguladığını, hakaret ettiğini ve hatta boğmaya çalıştığını aktardı. Bu durumlar üzerine karakola giderek uzaklaştırma kararı aldırdığını, ancak daha sonra yeni bir darp olayı olmadığı gerekçesiyle uzaklaştırma talebinin reddedildiğini söyledi. Siyami Özcan, evlatlıktan red davasının son aşamaya geldiğini ifade ederek, oğlunun annesine attığı iftirayı şiddetle kınadı:

"Hanıma bu şekilde iftira atması, bir evlat anasına bu şekilde iftira nasıl atar ya? Böyle bir insan olabilir mi? Bu insan değil yahu. Ben şu anda kendimi suçlu hissediyorum. Böyle bir evladın nasıl babası olursun? Canlarım ciğerlerim gitti. Her zaman gözümün önündeydi şurada Kasım var. Aydın’ın 3 çocuğu yetim kaldı. Bu ne demek yahu? İnsan birisiyle dargın olur, kavga eder; vurmak, öldürmek mi lazım? Ben bunun ağır bir şekilde yargılanmasını istiyorum. Eğer bu raporuna güvenip de böyle bir şey yaptıysa, çıkarsa ben kanundan şüphelenirim."

Siyami Özcan, oğlunun kendisini de öldürmek istediğine dair duyumlar aldığını belirterek, "Bir seneden beri bu, küfürler, hakaretler, itmeler, kedi; kediye vuramazsın. Dokunamazsın kediye. Anasına da öyle. İsimle hitap eder. Bizi ana baba bilmez. Böyle bir evlat olamaz. Evlatlıktan reddetmek için dava açıldı, 4-5 ay oluyor. Zaten beni de öldürmekmiş meramı. Söylentiler öyle. Evlatlıktan reddettiğim için böyle düşünüyor," sözleriyle yaşadığı dehşeti paylaştı.

Saldırı Anı Ve Tanıklıklar: "Sorgu Sual Yok Direkt Sıkmaya Başladı"

Saldırı anında kahvede bulunan Emrah Yıldırım, Okan Özcan'ın kahveye oldukça profesyonel bir şekilde girdiğini, arkasını dönmeden ateş açtığını ve ardından hızla dışarı çıktığını anlattı. Yıldırım, olay anını şöyle tarif etti: "Olay gecesi içeride arkadaşlarımla birlikte oyun oynuyorduk. Patlama sesi duydum, genelde arkadaşlarla birbirimize şaka yaparız, birbirimize torpil atarız, öyle sandım. Ayağa kalktım ama tüfeğin namlusunu gördüm. İlk önce Kasım Özcan’ın yere düştüğünü gördüm. Sonra Aydın Özbakış’ın yere düştüğünü gördüm. Sonra Gökhan’ı benden tarafa çektim, ikimiz birden yere düştük. O anda içeride bulunan arkadaşlarımın da yere yattığını gördüm. Ayağa kalktım, sandalyeye yeltendim, atmaya çalıştım, masaya takıldı. Onun profesyonel şekilde, ileri adım adım gelerek, geri geri de atarak çıktığını gördüm. Peşinden dışarı çıktığımda, kendi geldiği aracına binip hızla uzaklaştığını gördüm. Sonra yaralı olan arkadaşlarıma müdahaleye koştum. Tüfeğin namlusunu görünce korktuk yani. İçeri girdi, sorgu sual yok direkt sıkmaya başladı. Tüfek sesi, o yankılanma kulaklarımızdan hala gitmiyor. Yaşadığımız psikoloji kolay bir psikoloji değil."

Saldırıda 2 akrabası yaralanan Hüseyin Göktaş da olay anındaki şoku ve dehşeti aktardı. Göktaş, katilin hiçbir uyarıda bulunmadan ateş açmaya başladığını belirterek, "Olay akşamı maç seyrediyorduk. Bir anda kahvede kapı açıldı, hızlı bir şekilde geldi katil. Hiç durmadan 5 el silah attı. Silahın namlusunu her tarafa tuttu yani. İki yaralı vardı içeride. İkisi de dışarıdaydı. Biri kardeşim, biri yeğenim oluyor. Birinin diz kapağı parçalandı, kardeşimin kolu kopmak üzereydi, et parçası tutuyordu. Hiçbir şey söylemedi. İçeri girişiyle beraber başladı tetiği çekmeye. Biz kaçıştık sağa sola, ne olduğunu anlayamadık," şeklinde konuştu.