Çalışanların Kredi Erişimi Zorlaşırken Hanehalkı Borçları Şekil Değiştiriyor

Merkez Bankası raporuna göre çalışanlar 2020'de aldıkları ücretin yüzde 4.55'i kadar borçlanırken bu rakam son olarak 1.52'ye kadar geriledi. Sıkı para politikasının yanı konut ve taşıt kredilerine uygulanan kredi-değer oranı ile taşıt ve ihtiyaç kredilerine uygulanan vade tutar ve büyüme kısıtları gibi makroihtiyati tedbirlerin bu gerilemede etkili olduğu değerlendiriliyor.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan son Finansal İstikrar Raporu, hanehalkı finansal yükümlülüklerinde dikkat çekici eğilimler ortaya koydu. Rapora göre, vatandaşların kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarındaki borçları ciddi bir artış kaydederken, başta otomobil ve konut olmak üzere kredi piyasasına getirilen kısıtlamalar, çalışan kesimin kredi kullanma imkanlarını önemli ölçüde daralttı. Bu durum, finansal sistemde bir yeniden dengelenmeye işaret ederken, borçluluk yapısında belirgin kaymalara yol açtı.


Hanehalkı Borç Ve Varlık Dengesi Raporu


Merkez Bankası raporunun detaylarına göre, Türkiye genelinde vatandaşların toplam borcu, yıllık bazda yüzde 47'lik kayda değer bir yükselişle 5 trilyon 489 milyar Liraya ulaştı. Aynı dönemde, hanehalkının toplam varlıkları ise yüzde 44,5 artarak 22,5 trilyon Lira seviyesine yükseldi. Raporda dikkat çekilen önemli bir nokta, borçlu ve varlıklı kesimlerin genellikle farklı kişiler olduğu yönündeki genel kabuldü. Bu çerçevede, son 1 yıllık süreçte varlıklı kesimin gelirlerinin yaklaşık 7 trilyon Lira arttığı, diğer vatandaşların borçlarının ise 1,8 trilyon Lira civarında bir yükseliş gösterdiği tespit edildi. Bu durum, ülkedeki gelir ve servet dağılımındaki mevcut farkları bir kez daha gözler önüne serdi.


Çalışanların Bireysel Kredi Kullanımında Keskin Düşüş


Raporun en çarpıcı bulgularından biri, çalışanların bireysel kredi kullanım alışkanlıklarındaki değişimle ilgiliydi. Bireysel kredilerdeki toplam borçluluğun gelire oranının 2020 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde gerilediği belirtildi. Kişi bazındaki veriler incelendiğinde, ortalama bir bireyin aylık brüt gelirine kıyasla tüketici kredisi borcunun belirgin bir şekilde azaldığı gözlemlendi. Bu gerilemede, Merkez Bankası'nın uyguladığı parasal sıkılaşma politikaları ile birlikte konut ve taşıt kredilerine yönelik kredi-değer oranı, vade, tutar ve büyüme kısıtlamaları gibi makro ihtiyati tedbirlerin etkili olduğu değerlendirildi. Rakamlar, çalışanların 2020'de aldıkları ücretin yüzde 4,55'i kadar borçlandığını, ancak bu oranın zamanla yüzde 1,52'ye kadar düştüğünü ortaya koydu.


Kredi Kartı Ve Kredili Mevduat Hesabı Borçlarında Endişe Veren Artış


Merkez Bankası raporu, kredi kartı ve maaş hesaplarıyla birlikte tanımlanan yüksek faizli kredili mevduat hesaplarının (KMH), alınan önlemlere rağmen yoğun bir şekilde kullanılmaya devam ettiğine dikkat çekti. Kredi kartı kullanımında son 3 ayda yüzde 63, yıllık bazda ise yüzde 56,6'lık bir artış yaşanırken, özellikle taksitli kart kullanımlarının daha fazla yükseldiği belirtildi. KMH kullanımı ise yıllık yüzde 86'lık artışla en hızlı büyüyen borç kalemi oldu. Dijitalleşmenin getirdiği kart kullanım alışkanlıkları, nakit kullanımının yüksek maliyeti ve diğer teminatsız kredi türlerine uygulanan kısıtlamalar gibi faktörler, kredi kartı kullanımını destekledi. Yılın ikinci çeyreğinde eğitim harcamaları hariç olmak üzere, üç taksit üzeri KMH kullanımlarının kredi büyüme sınırı düzenlemesine dahil edilmesiyle KMH bakiyelerinde kısmi bir yavaşlama görüldü. Bu gelişmelerin sonucunda, kredi kartlarının hanehalkı finansal borçları içindeki payı yüzde 50 seviyelerine yaklaştı. Konut kredilerinin payı ise eylül ayı itibarıyla yüzde 12'ye gerilerken, KMH ürününün payı yüzde 13 düzeyinde seyretti. İhtiyaç kredileri içinde KMH payının ikinci çeyrekte yüzde 35'e ulaşmasının ardından, üç taksit üzeri KMH kullanımlarının kredi büyüme sınırı düzenlemesine dahil edilmesiyle yatay bir seyir izlediği gözlemlendi.


Konut Kredilerinin Düşük Payı Ve Borçluluk Yapısı


Merkez Bankası raporunun borçluluk alt kırılımları incelendiğinde, konut kredilerinin gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) oranının emsal ülkeler ortalamasına göre oldukça düşük seviyede olduğu anlaşıldı. Buna karşılık, konut kredileri hariç hanehalkı borcunun GSYİH'ye oranı yüzde 8,7 ile emsal ülke ortalamasına yakın bir düzeydeydi. Konut kredilerine yönelik uygulanan makro ihtiyati düzenlemeler, konut kredilerindeki yüksek faiz oranları ve diğer ülkelere kıyasla daha sınırlı vade imkanları, konut kredisi kaynaklı hanehalkı borcunun azalmasında etkili oldu. Ayrıca, Türkiye'de ipoteksiz satışların toplam konut satışları içindeki yüksek ağırlığı, konut kredisi borçluluğunun diğer ülke ortalamalarının belirgin şekilde altında kalmasında önemli bir rol oynadı.


Tahsili Gecikmiş Alacaklarda Yapılandırmanın Etkisi


Raporda, tahsili gecikmiş alacaklar (TGA) başlığı altında yapılan değerlendirmeler de yer aldı. Ticari kredi TGA oranının yüzde 1,8 ile tarihsel ortalamasının altında seyrettiği belirtilirken, bireysel kredi TGA oranında artışın devam ettiği ve tarihsel ortalamasının üzerine çıktığı görüldü. Bankaların şüpheli alacak olarak nitelendirdiği yakın izlemedeki kredi oranı ise yüzde 8,2 seviyesinde yatay bir seyir izledi. Bireysel kredilerdeki TGA artışının, teminatsız yapıya sahip olan ihtiyaç kredileri ve kredi kartları tarafından yönlendirildiği, bu kredi segmentlerinde TGA oranlarının sırasıyla yüzde 4,9 ve yüzde 4,2 seviyesinde yatay bir görünüm kazandığı tespit edildi. Bireysel kredi TGA oranlarındaki artışın yavaşlamasında, ihtiyaç kredisi ve kredi kartları için temmuz ayında geniş kapsamlı bir yapılandırma imkanının sağlanmasının etkili olduğu vurgulandı.


Ticari kredilerde ödemesi geciken kredilerin oranı yüzde 1,1 seviyesinde sabit kalırken, bireysel kredilerde toplam ödemesi geciken kredi oranı, 30 günden az gecikmesi olan kredilerdeki artışın etkisiyle yüzde 5,2'ye yükseldi. Bireysel kredi riskinin ana sürükleyicileri olan ihtiyaç kredileri ve kredi kartı alt segmentlerinde, 30 günden az gecikme grubundaki artışın devam ettiği, ancak 30 günün üzerinde geciken kredi oranının gerilediği gözlemlendi. Kredi kartı ve ihtiyaç kredilerinde 30 gün üzerinde geciken kredi oranının düşmesinde, temmuz ayında yürürlüğe konulan yapılandırma imkanının önemli bir rol oynadığı anlaşıldı.