Ulaş Gölü’nde Kuraklık Felaketi Can Suyu Çabaları Yetmedi
Sivas'ın Ulaş ilçesinde göçmen kuşların konaklama noktalarından olan ve 2016 yılında 'Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan' ilan edilen Ulaş Gölü, yağışların ve...
Sivas'ın Ulaş ilçesinde bulunan ve bölgenin önemli sulak alanlarından biri olan Ulaş Gölü, ciddi bir kuraklık kriziyle karşı karşıya kaldı. Geçtiğimiz yıl yaşanan su seviyesi düşüşünün ardından bahar yağışlarıyla umut vadeden göl, yaz döneminde yağışların kesilmesi ve artan sıcaklıkların etkisiyle yeniden alarm vermeye başladı. Alınan önlemler ve yapılan müdahaleler de gölün kuruma sürecini durdurmakta yetersiz kaldı.
Ulaş Gölü'nün Ekolojik Önemi
2016 yılında 'Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan' statüsü kazanan Ulaş Gölü, zengin biyoçeşitliliğiyle öne çıkmaktaydı. Göl, özellikle nesli tükenme tehlikesi altındaki elmabaş patka ördeği başta olmak üzere sakarmeke, yeşilbaş ördek, angut, uzunbacak ve flamingolar gibi pek çok farklı kuş türüne ev sahipliği yapıyordu. Bu statü, gölün korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından büyük bir önem taşımaktaydı.
Kuraklığın Kronolojik Seyri Ve Durum Tespiti
Geçen yıl su seviyesindeki belirgin azalma ile kuraklık sinyalleri veren Ulaş Gölü, bu bahar dönemi yaşanan yağışlarla geçici bir toparlanma sürecine girmişti. Ancak yağış rejimindeki bozulma ve ardından gelen yüksek sıcaklıklar, durumu hızla tersine çevirdi. Temmuz ayından itibaren gözle görülür şekilde başlayan su seviyesi çekilmesi, Ağustos ayı itibarıyla kritik bir zirveye ulaştı. Sıcaklık artışları ve gölü besleyen doğal kaynakların yetersiz kalması, bu dramatik tabloyu daha da derinleştirdi.
Kurtarma Çabaları Sonuçsuz Kaldı
Gölün kurumaya başlaması üzerine Sivas Valiliği, İl Özel İdaresi ve Ulaş Kaymakamlığı ortak bir çalışma başlatarak harekete geçti. Gölün yeni su kaynaklarıyla beslenmesi amacıyla Tecer Irmağı başta olmak üzere uygun akarsulardan göl yatağına su taşıyacak kanallar açıldı. Ancak bu çabalar, umulan sonucu vermedi. Açılan kanalların beslendiği su kaynaklarının da yetersiz olması nedeniyle, bu "can suyu" girişimi göl için kalıcı bir çare sağlayamadı. Netice olarak, suyu tamamen çekilen Ulaş Gölü, göz göre göre kuruma tehdidiyle karşı karşıya kaldı ve çevresindeki harap haldeki tesislerle birlikte kaderine terk edilmiş bir görüntü sergiledi.
Uzman Görüşü: "Göl, İçler Acısı Halde"
Ulaş ilçesi sakinlerinden Su Ürünleri Mühendisi Murat Sulakçı, gölün içinde bulunduğu durumu yakından takip eden isimlerden biriydi. Sulakçı, gölün değerine vurgu yaparak, "Göl, bizim değerimiz. Ben de Ulaşlıyım. Bir türlü bu göl kurtarılamadı. Çünkü gerekli çalışma yapılmadı." ifadeleriyle yetkililere eleştirilerini yöneltti. Koruma altına alındığı günden bugüne kadar Tecer Irmağı'ndan yapılması planlanan çalışmaların yetersiz kaldığını belirten Sulakçı, "Maalesef göl, içler acısı hale gelmiş." dedi. Sulak alanların göçmen kuşların yaşam ve üreme alanı olduğunu hatırlatan mühendis, "Patka, dikkuyruk, uzunbacak gibi yaban ördeklerin yeridir. Buralarda üremesini yapar ve göçüp giderler. Anlayacağınız orası bir yaşam alanıdır. İlgililerden rica ediyorum. Bu türlü alanlar korunmalıdır. Buralar çok önemli. Halkımız ve bizi yönetenlerin de buna dikkat etmesi gerekiyor." diyerek alanın ekolojik öneminin altını çizdi.
İklim Krizi Ve Kalıcı Çözüm Önerisi
Gölün kurumasında iklim krizinin etkisine de dikkat çeken Sulakçı, "Bu durum göllerimizi de etkiliyor. Yapacağımız sulamalarda özellikle vahşi sulamanın da önüne geçmemiz lazım. Sular bitmeyen, tükenmeyen enerjiler değildir. Düzgün bir şekilde suyu harcamak değil, kullanmak gerekiyor." sözleriyle su kaynaklarının bilinçli yönetiminin önemini vurguladı. Ulaş Gölü gibi göllerin genelde karstik yapıya sahip olduğunu ve Tecer Dağı'ndan gelen dip sızıntıları ile mevsimsel yağışlarla beslendiğini açıklayan Sulakçı, küresel ısınmanın yol açtığı yağış rejimi bozukluğu nedeniyle tek kurtuluş yolu olarak kesin bir çözüm önerdi. Mühendis, "Onun haricinde şu anda bu gölü başka türlü kurtarma şansımız yoktur." diyerek, "Tecer Irmağı'ndan 12 ay boyunca kanal vasıtasıyla su taşımaktır." önerisinin hayati önem taşıdığını belirtti.