Çanakkale Açıklarındaki Depremler Fayların Aktif Olduğu Mesajını Verdi Gemlik Ve İznik’e Dikkat

Cumartesi akşamı Çanakkale’nin Ayvacık açıklarında başlayan deprem zinciri, bölgeyi salladı. 4 büyüklüğündeki ana sarsıntının ardından 30’dan fazla mini...


Türkiye, son dönemde yaşanan sismik hareketlilikle Balıkesir'in Sındırgı ilçesindeki depremleri yakından takip ederken, bu kez Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında kaydedilen sarsıntılar dikkatleri bölgeye çekti. Uzmanlar, Ege Denizi'ndeki bu hareketliliğin bölgedeki fayların aktif yapısına işaret ettiğini ve özellikle Marmara Bölgesi'ndeki bazı yerleşim yerleri için önemli uyarılarda bulundu.


Çanakkale Açıklarındaki Sarsıntılar Ve Deprem Fırtınası


Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı'ndan edinilen bilgilere göre, 15 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 21:29'da Çanakkale'nin Ayvacık ilçesi açıklarında 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Ayvacık'ın yaklaşık 13,93 kilometre açığında ve yerin 8,33 kilometre derinliğinde gerçekleşen bu sarsıntının, ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluğa yol açmadığı kaydedildi. Ancak bu deprem, peş peşe yaşanan 30'dan fazla artçı sarsıntıyla "mini bir deprem fırtınası"na dönüştü. Bölgedeki sismik aktivite devam ederken, 17 Kasım 2025 Pazartesi günü gece yarısı yine aynı bölgede 3,5 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi.


Bölgenin Jeolojik Yapısı Ve Fay Hatları


Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgedeki depremlerin büyüklüğü ve derinliğinin, Ege Denizi'nin kendine özgü sismik aktivitesiyle uyumlu olduğunu belirtti. Pampal, bu sarsıntıların olağan kabul edilebileceğini ancak barındırdığı potansiyel tehlikelere de dikkat çekti. Prof. Dr. Pampal, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kuzey kolunun batı ucu ile güney kolunun batı ucunun kesiştiği bu alanın, fay kollarının batı uçları arasında kalan bir geçiş bölgesi niteliğinde olduğunu ifade etti. Her iki fay kolunun da aktif olduğunu ve deprem üretmeye devam ettiğini vurgulayan Pampal, ana yıkıcı bir fayın doğrudan bu bölgeden geçmediğini ancak güneybatıya doğru devam eden tali fay hatlarının bulunduğunu aktardı. Bu durumun bölgede zaman zaman hissedilen depremlerin sürpriz olmamasını sağladığını kaydetti.


Tarihsel Depremler Ve Bölgedeki Yıkıcı Miras


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Çanakkale ve çevresinin tarih boyunca önemli depremlere sahne olduğunu hatırlattı. Edremit Körfezi'nde 1944 yılında meydana gelen 6,7 büyüklüğündeki depremin, bölgenin en yıkıcı sismik olaylarından biri olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. Benzer şekilde, bölgeye yakın Midilli Fayı üzerinde de geçmişte büyük depremler yaşandığını ifade eden Pampal, 1865 yılında 6 ile 7 arasında olduğu tahmin edilen yıkıcı sarsıntıları örnek gösterdi. Daha yakın tarihlerde ise 2021 yılında bölgede 5 civarında büyüklükte depremlerin meydana geldiğini söyledi. Doğuya doğru ilerlendiğinde de önemli deprem örnekleri bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Pampal, 1953 Yenice depreminde 7'nin üzerinde bir büyüklüğün, ardından 1970'li yıllarda Gönen'de 6,8'lik bir depremin yaşandığını anımsattı. Bölgenin kuzeyinde ise 1912 Mürefte depremi, dikkat çeken diğer tarihsel olaylardan biri olarak öne çıktı.


Deprem Fırtınasının Anlamı Ve Tehlike Potansiyeli


Yaşanan 30'dan fazla sarsıntının "mini bir deprem fırtınası" olarak nitelendirildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu küçük depremlerin daha büyük bir depremin doğrudan habercisi olmadığını ifade etti. Ancak bu sarsıntıların, tali fayların 4-5 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğini gösterdiğini söyledi. Pampal, bölgenin biraz daha doğusunda, Biga gibi yerleşim alanlarına doğru gidildikçe 6-7 büyüklüğünde depremlerin mümkün olabileceğini aktardı. Uzman isim, Kuzey Anadolu Fay Zonu'nun kuzey veya güney kolunda doğrudan bir deprem meydana gelmesi durumunda Ayvacık ve çevresinin ciddi hasar görebileceği uyarısında bulundu. Ancak mevcut durum için böyle bir tehlikenin söz konusu olmadığını, bölgenin genel olarak hareketli bir yapıda olduğunu ekledi. Ayvacık'a en yakın etkili fay hattının Edremit Körfezi'ndeki fay olduğunu vurgulayan Pampal, "Ayvacık açıkları için en dikkat edilmesi gereken yer Edremit fayıdır. 1944'te burada yıkıcı bir deprem meydana geldi" ifadelerini kullandı.


Sındırgı Bağlantısı Ve Türkiye'nin En Kritik Fay Hattı


Bölgede yaşanan çok sayıda depremin ardından sosyal medyada ortaya atılan Sındırgı depremiyle bağlantılı olabileceği iddialarına da değinen Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu görüşlerin gerçeği yansıtmadığını kesin bir dille belirtti. Pampal, "Bu bölge Sındırgı'dan oldukça farklı bir jeolojik yapıya sahip ve oraya da uzak. Dolayısıyla bu depremi Sındırgı fay hattıyla ilişkilendirmek doğru değil" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Pampal, Türkiye'nin en kritik ve tehlikeli fay hatlarından birinin tamamen başka bir bölgede bulunduğunu vurguladı. Özellikle Bandırma-Gemlik-İznik-Geyve-Pamukova hattı üzerinden Sakarya'nın doğusuna, Akyazı'ya doğru uzanan fay kolunun şu an için en yüksek risk taşıyan alanlardan biri olduğunu ifade etti. Pampal, 1065 yılında İznik'te 7 büyüklüğünde yıkıcı bir depremin meydana geldiğini anımsatarak, "Bu fay o günden bu yana kırılmadı. Yaklaşık 900 yılı aşkın süredir enerji biriktiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Bu hattın, 7 ile 7,5 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeline sahip olduğunu ve uzun süredir suskun olmasının riski artırdığını ekledi.


Gemlik Ve İznik İçin Acil Uyarı


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Marmara Bölgesi'ndeki deprem riskiyle ilgili soruları yanıtlarken özellikle Gemlik için ayrı bir parantez açtı. Pampal, "Gemlik, riskin en yüksek olduğu yerleşimlerden biri. Buradaki yapı stokunun çok ciddi biçimde incelenmesi gerekiyor. Fayın enerjiyi biriktirdiği ortada, ayrıca Gemlik'in zemininin de oldukça kötü olduğu biliniyor" sözleriyle ciddi uyarılarda bulundu. Aynı riskin İznik için de geçerli olduğuna dikkat çeken Pampal, 1065 yılındaki büyük depremi tekrar hatırlattı: "O depremde İznik'teki bazilika yıkıldı ve su altında kaldı. Bugün hâlâ su altında ve bu konuda çalışmalar yürütülüyor. İznik'in bir kısmının o depremle suya gömüldüğünü biliyoruz. Bu da bölgedeki tarihsel yıkıcılığın bir göstergesi." Pampal, bölgede yeniden deprem beklendiğini ancak zamanının öngörülemeyeceğini belirterek, "Bu faylar uzun süredir enerji biriktiriyor. Elbette zamanını bilemeyiz ama dikkatli olmak ve hazırlığı ciddiye almak gerekiyor" ikazında bulundu. Bölgedeki tehlikeyi artıran bir diğer hattın ise Bursa Ovası'ndan geçen Bursa Fayı olduğunu dile getiren Pampal, "1855 yılında bu fay üzerinde iki büyük yıkıcı deprem yaşandı ve ikisi de 7’nin üzerindeydi. Bursa’nın bu tarihsel deneyimi, riskin bugün de devam ettiğini gösteriyor" dedi.


Küçük Sarsıntıların Büyük Mesajı Ve Yapı Güçlendirme Gerekliliği


Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgede yaşanan küçük sarsıntıların, büyük bir depremle kıyaslandığında etkisinin çok az olduğunu ancak bu depremlerin önemli bir mesaj verdiğini vurguladı. Pampal, "Büyük bir depremle kıyaslandığında, bu küçük sarsıntılar hiçbir şey. Ancak bu depremler, stresi azaltmanın ötesinde bize bir mesaj veriyor. ‘Bu fay aktif, zamanı geldiğinde kırılacak’ demek istiyorlar" ifadeleriyle depremlerin aslında bir uyarı niteliği taşıdığını anlattı. Fayın ne zaman kırılacağının, enerjiyi kırılma direncini aşacak kadar biriktirmesine bağlı olduğunu belirten Pampal, Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığını ve bölgede yeterli enerji biriktirmiş potansiyel fayların bulunduğunu hatırlattı. Bu nedenle, yapı stokunun güçlendirilmesinin ve depreme hazırlıklı olmanın hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.