CHP Kurultay Davası Konusuzluk Ve Husumet Eksikliği Nedeniyle Reddedildi

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada ret kararı veren Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi gerekçesini...


Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı'nın iptali talebiyle açılan dava, mahkeme tarafından çeşitli gerekçelerle reddedildi. Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce hazırlanan 22 sayfalık gerekçeli kararda, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı belirtilirken, ana gerekçe olarak davanın "konusuz kalması" ve bazı davacıların "aktif husumet ehliyeti" bulunmaması gösterildi.


Ana Ret Gerekçeleri


Mahkeme, davanın reddedilmesine dair temel nedenleri ayrıntılı biçimde açıkladı. Gerekçeli kararda, Türk Medeni Kanunu'nun 83. maddesine yapılan atıfla, genel kurul kararlarının iptalini talep etme hakkının yalnızca genel kurula katılma hakkına sahip üyelerde olduğu vurgulandı. Bu hukuki ilke, davacıların konumunu doğrudan etkileyen önemli bir unsur olarak öne çıktı.


Davacıların Husumet Ehliyeti Yokluğu


Mahkeme, davacılardan Lütfü Savaş ve Yılmaz Özkanat yönünden davanın reddine karar verilmesini, bu kişilerin aktif husumet ehliyetine sahip olmamalarına bağladı. Gerekçeli kararda, "Genel kurul üyesi olmayan veya genel kurula katılma yeterliliği bulunmayan kişilerin genel kurulda alınan kararlara karşı mahkemeye başvuramayacağı anlaşılmaktadır" ifadesine yer verildi. Her iki davacının da CHP Yüksek Disiplin Kurulu tarafından kesin ihraç kararıyla partiden çıkarıldığı anımsatıldı. Bu durumun, davacıların siyasi partinin genel kurul kararlarının iptalini isteme yetkilerini ortadan kaldırdığı belirtilerek, "Partiden ihraç edilen davacıların, siyasi partinin genel kurul kararlarının iptalini isteme ehliyeti bulunmadığından, aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir" görüşü dile getirildi.


Davanın Konusuz Kalması


Mahkeme, davayı konusuz kılan bir diğer önemli gerekçeyi de açıkladı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin dava sürecinde yeni kongre ve kurultaylar düzenlediği belirtildi. Bu çerçevede, Siyasi Partiler Kanunu uyarınca Yüksek Seçim Kurulu'nun görevlendirdiği seçim kurulları gözetiminde 24 Eylül 2023 tarihinde İstanbul Olağanüstü İl Kongresi ve 21 Eylül 2023 tarihinde 22. Olağanüstü Seçimli Kurultay gerçekleştirildiği ifade edildi. Bu yeni seçimlerde il başkanı, il yönetim kurulu, parti meclisi ve disiplin kurulu üyelerinin belirlendiği ve sonuçların ilçe seçim kurullarınca tasdik edildiği kaydedildi. Mahkeme, bu gelişmeler ışığında 38. Olağan Kurultay'ın iptalinden beklenen hukuki yararın kalmadığı sonucuna vardı ve davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.


İrade Fesadı İddiaları Yetersiz Bulundu


Davacılar, kurultay öncesinde bazı delegelere menfaat temin edilerek iradelerinin fesada uğratıldığını ve bu durumun kurultayı "mutlak butlanla sakat" kıldığını iddia etmişti. Mahkeme, bu iddiaları Türk Borçlar Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında ve Prof. Dr. Fikret Eren'in Borçlar Hukuku Genel Hükümler kitabına atıfta bulunarak değerlendirdi. Gerekçeli kararda, irade bozukluğunun tanımı açıklanırken, "Bir kimseyi sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten yanlış kanaat uyandırma fiiline aldatma denir" denildi. Ancak sunulan delillerin, delegelerin kongre öncesi çeşitli menfaatler talep ettiklerini gösterdiği, bu beyanların delegelerin iradesinin fesada uğradığı anlamına gelmediği, aksine ahlaka aykırı menfaat sağladıklarını gösterdiği belirtildi. Dolayısıyla, menfaat temini durumunun irade fesadı oluşturmadığı sonucuna varıldı.


Ceza Soruşturması Ve Hukuki Değerlendirme Farklılığı


Gerekçeli kararda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyalarına da değinildi. Bu dosyalarda bazı sanıklar hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "seçime hile karıştırmak" suçundan ceza davası açıldığı anımsatıldı. Ancak mahkeme, açılan ceza davasında, "delegelerin iradelerin fesada uğradığına ilişkin kanaat edilemediği anlaşılmıştır" tespitini yaparak, hukuk davasındaki irade fesadı değerlendirmesi ile ceza soruşturmasındaki bulgular arasındaki farka işaret etti.


İstinaf Yolu Açık


Mahkeme, kararının sonunda kanun yolunun açık olduğunu bildirdi. Bu karar, parti içi muhalefet tarafından Bölge Adliye Mahkemesi'ne (istinaf) taşınabilecek. Davacı tarafın, mahkeme kararının tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde istinaf başvurusu yapma hakkı bulunmaktadır.