CHP’den Mansur Yavaş Açıklaması: Ne Sanık Ne Tanık Ne De Şüpheli

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, Mansur Yavaş ne sanık ne tanık ne de şüpheli. Ankara’yı kaybetmeyi hazmedemeyenler, Ankara...


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında parti genel merkezinde bir araya geldi. Toplantının ardından Parti Sözcüsü Deniz Yücel, düzenlediği basın açıklamasında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yücel, partinin yurt içi ve yurt dışındaki "adalet" mücadelesinin yanı sıra, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında başlatılmak istenen soruşturma izni talebine ilişkin sert tepkisini dile getirdi.


CHP'den Yurt Dışı Mitingleri Ve Adalet Vurgusu


Parti Sözcüsü Deniz Yücel, CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" temalı mitinglerinin 61’incisini 09 Haziran 2024 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirdiğini belirtti. Yücel, Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarının Türkiye'deki gelişmelerden duyduğu kaygıları ifade ederek, hukukun üstünlüğüne yapılan vurgunun önemini dile getirdi. Yücel açıklamasında, "Aklı, kalbi, akrabaları ve kökleri Türkiye’de olan, yaşanan hukuksuzluklardan dolayı vatanı ve milleti için kaygı duyan binlerce gurbetçi vatandaşımızla bu defa da Brüksel’den ‘adalet’ talebimizi dile getirdik. Demokratik bir ülkede, hep birlikte, huzur ve barış içerisinde yaşamanın ön koşulunun ‘hukukun üstünlüğü’ olduğunu, siyasetin etkisinde ve gölgesinde olmayan her yargı kararının, bu ülkenin geleceğini aydınlattığını biliyoruz. İşte bu nedenle yılmadan hem yurt içinde hem de yurt dışında ‘hukuk’ ve ‘adalet’ mücadelemizi her geçen gün daha da büyütüyoruz" ifadelerini kullandı. Bu mitinglerin, hukukun evrensel ilkelerine olan bağlılığı ve Türkiye'deki adalet beklentisini yansıttığını vurguladı.


Mansur Yavaş'a Yönelik Soruşturma Talebine Sert Tepki


Basın açıklamasının odak noktalarından biri, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni talep edilmesine yönelik iddialar oldu. Deniz Yücel, bu talebin tamamen siyasi saiklerle yapıldığını öne sürerek, Yavaş'ın masumiyetini güçlü bir şekilde savundu. Yücel, söz konusu soruşturma izni talebiyle ilgili sürecin son derece şeffaf olduğunu belirtti. Sayıştay ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından detaylı incelemelerin yapıldığını, ayrıca Başkan Yavaş'ın kendisinin de ek denetimler yaptırdığını aktardı. Bu denetimlerde kaydı olmayan tek bir kuruşun dahi bulunamadığının altını çizdi. Yücel, geçtiğimiz hafta başında açıklanan iddianamede Mansur Yavaş'ın adının ne sanık, ne tanık ne de şüpheli olarak geçmediğini vurgulayarak, "Konu son derece açıktır. Sayıştay ve MASAK detaylı şekilde inceleme yapmıştır. Yetmemiş başkanımız kendisi de ayrıca inceleme yaptırmıştır. Kaydı olmayan tek bir kuruş bulunamamıştır. Her şey tüm şeffaflığıyla ortadadır. Bu soruşturmayla ilgili, geçtiğimiz hafta başında iddianame açıklandı. Mansur Yavaş ne sanık ne tanık ne de şüpheli. Görüyoruz ki, soruşturmada ismi dahi geçmezken, bir üst akıl Mansur Başkan hakkında da soruşturma izni istemeyi uygun görmüş" dedi.


Yücel, Ankara'yı kaybetmeyi kabullenemeyen siyasi çevrelerin, Mansur Yavaş'ı itibarsızlaştırma çabalarının sonuçsuz kalacağını dile getirdi. Yavaş'ın 25 yıllık belediyecilik ve yönetim sürecini rekor bir oyla sona erdirerek seçildiğini hatırlatan Yücel, hukuki değil siyasi gerekçelerle hareket edenlerin ve geçmiş dönemdeki yolsuzlukları soruşturmaktan kaçınanların bu durumun hesabını hukuk önünde vereceğini ifade etti. "Ankara’yı kaybetmeyi hazmedemeyenler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mansur Yavaş’ı itibarsızlaştırmak için ellerini ovuşturanlar avuçlarını yalayacaklar. Ankara’da 25 yıllık belediyecilik ve yönetim kabusunu rekor oyla seçilerek sona erdiren Mansur Yavaş’ı soruşturmaya dahil etmek için hukuki değil siyasi gerekçelerle hareket edenler, geçmiş dönemdeki yolsuzlukları soruşturmaktan imtina edenler elbette bunun hesabını yine hukuk önünde verecektir” şeklinde konuştu.


Ülkedeki Hukuksuzluklar Ve Mafya Düzeni İddiaları


CHP Sözcüsü Deniz Yücel, konuşmasında ülkedeki genel hukuk düzenine ilişkin eleştirilerini de dile getirdi. Dar gelirli ve dezavantajlı mahallelerde yetişen, eğitimini tamamlayamamış çocukların kolay yoldan yüksek kazanç elde etme vaatleriyle suç örgütlerine üye olduklarını söyledi. Bu gençlerin çeşitli menfaatler karşılığında suça bulaştığını, tetikçilik yaptığını ve cinayet işlediğini belirten Yücel, bu durumun ülkede bir hukuk düzeninden ziyade bir mafya düzeninin hüküm sürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti. Bu çetelerin ve kurdukları mafya düzeninin asıl azmettiricilerinin siyasete yön veriyor olma ihtimalinin ise endişe verici başka bir boyutunu teşkil ettiğini kaydetti.


Yücel, açıklamasında, yurt dışına kaçma şüphesi dahi bulunmayan seçilmiş belediye başkanlarının ve kıymetli bürokratların cezaevlerinde tutulmasına karşın, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerin merkezlerinde gündüz vakti insanların öldürüldüğünü ve bir kısım sanıkların şartla tahliye edildiği bir hukuksuzluk düzeninin varlığına dikkat çekti. Yücel, "Bu çetelerin ve bu çetelerin kurmuş olduğu mafya düzeninin asıl azmettiricilerinin siyasete yön veriyor olması ihtimali ise bu işin bir başka bir rahatsız edici boyutu. Yurt dışına kaçma şüphesi dahi olmayan seçilmiş belediye başkanlarımızın, kıymetli bürokratlarımızın cezaevlerinde tutulduğu, ama Ankara’nın, İstanbul’un göbeğinde gündüz vakti insanların öldürüldüğü, bir kısım sanıkların şartla tahliye edildiği bir hukuksuzluk düzeni ve bu bozuk düzen Serdar Öktem’i de adaleti de koruyamadı" ifadelerini kullandı. Suça sürüklenen çocuk istatistiklerinin her geçen gün daha korkunç bir hal aldığını, faili meçhul cinayetlerin ve yaşanan hukuksuzlukların bu ülkenin bir gerçeği haline geldiğini sözlerine ekledi.