CHP 38 Olağan Kurultayı’nın Mutlak Butlanla Batıl Olduğu İddiası İstinaf Mahkemesi’ne Taşındı

Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş'ın da aralarında bulunduğu önceki CHP kurultay delegeleri, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP'nin 4-5...

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) içindeki hukuki süreç, partinin 38. Olağan Kurultayı ile bu kurultayın ardından düzenlenen 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan davanın İstinaf Mahkemesi’ne taşınmasıyla yeni bir boyut kazandı. Dava dilekçesinde, partinin genel başkanlık seçimi başta olmak üzere tüm yönetim kademesinin oluşum sürecine yönelik ciddi iddialar gündeme getirildi.


Lütfü Savaş ve bazı delegeleri temsilen avukat Onur Yusuf Üregen, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne sunduğu kapsamlı dilekçede, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin daha önceki kararını detaylı bir şekilde değerlendirdi. Dilekçede, ilk derece mahkemesinin asıl dava için “konusuz kalma” gerekçesiyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmettiği, birleşen dosyalardaki davalar için ise “aktif dava ehliyeti yokluğu” nedeniyle benzer bir karar verdiği hatırlatıldı. Ancak bu kararların hukuken isabetsiz olduğu savunuldu.


38. Olağan Kurultay'ın Geçersizliği Ve Mutlak Butlan İddiası

Avukat Üregen, itiraz dilekçesinde, 04-05 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleşen 38. Olağan Kurultay’ın yapılış şekli ve sonuçlarının hukuken geçersiz olduğunu ileri sürdü. Özellikle, "Kurultay mutlak butlanla sakatlanmış olup, bu kurultay sonucunda seçildiği iddia edilen genel başkan ve yönetim organlarının hukuken varlık kazanması mümkün değildir," ifadeleriyle, kurultayın baştan itibaren yok hükmünde olduğu tezi vurgulandı. Mahkemenin davayı “konusuz kalma” gerekçesiyle reddetmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı belirtilirken, aslında hukuken hiç doğmamış bir yönetim eliyle tesis edilmiş işlemlerin iptalini gerektiren bir hukuki tablonun var olduğu öne sürüldü.


Dilekçede, kurultay sürecindeki eylemlerin parti içi demokratik iradeyi ve seçimin dürüstlük ilkesini ortadan kaldırdığı iddia edildi. Bu bağlamda, "38. Olağan Kurultay’ın ilk turunda yalnızca 18 oy farkla Özgür Özel lehine sonuç alınmış olması, delege iradesine yönelik bu sistematik fesadın etkisini somut biçimde göstermektedir. Ayrıca, iradeleri sakatlandığı sabit hale gelen 196 İstanbul delegesinin Kurultay'da oy kullanmasının meşruiyeti tamamen ortadan kaldırmıştır," denilerek, seçimin sonucunu doğrudan etkileyen usulsüzlük iddialarına dikkat çekildi.


Olağanüstü Kurultayların Hukuki Durumu Ve Hukuka Karşı Hile İddiası

Mevcut parti yönetiminin aldığı kararlar sonucunda 06 Nisan 2025 ve 21 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirilen olağanüstü kurultayların da hukuken geçersiz olduğu savunuldu. Dilekçede, bu kurultayların "bizzat mahkemeyi yanıltma saikiyle ve yargılamayı etkisiz kılma amacıyla yapılmış olduğu ve hukuka karşı açık bir hile teşkil ettiği" özenle vurgulandı. Bu tür işlemlerin, başlangıçtaki hukuki sakatlığı ortadan kaldırmadığına dikkat çekildi.


İtiraz dilekçesinde yer alan kritik ifadelerden biri de şuydu: "Özellikle 04-05 Kasım 2023 tarihinde gerçekleştirilen 38. Kurultaydaki butlan, sonradan gerçekleştirilen hiçbir işlemle ortadan kaldırılamaz, zira yok hükmündeki bir işlemin, sonradan doğrudan veya dolaylı biçimde meşrulaştırılması mümkün değildir. Nitekim yerleşik içtihatlarda da belirtildiği üzere bir işlemin mutlak butlanla sakat olması, onun hukuk aleminde hiçbir sonuç doğurmamasını gerektirir, sonradan yapılan işlemler bu sakatlığı ortadan kaldırmaz. 38. Olağan Kurultay'da yaşanan akçeli ilişkiler, irade fesadı halleri ve bu kapsamda ortaya çıkan suç teşkil eden fiiller sonucunda seçilen Özgür Özel ve yönetimi, yalnızca yetkisiz değil, aynı zamanda hukuken yok hükmünde bir oluşumdur. Dolayısıyla, bu yönetim tarafından alınan olağanüstü kurultay kararları ile bu kurultayda alınan kararların tamamı da hukuka açıkça aykırıdır ve hükümsüzdür."


Yolsuzluk Ve İrade Fesadı İddiaları: Milyonlarca Dolarlık Rüşvetler

Dilekçede, davacıların aktif dava ehliyetine sahip olmadıkları yönündeki ilk derece mahkemesi değerlendirmesinin temelsiz olduğu belirtildi. Dernekler hukuku ve parti içi yargılamanın temel ilkeleri uyarınca, üyelik statüsünün sonradan ortadan kaldırılması veya hukuksuz ihraç işlemleriyle dava ehliyetinin bertaraf edilmesinin mümkün olmadığı ifade edildi. Mahkemenin, üyelikleri hukuksuz biçimde sona erdirilmiş kişilerin aktif dava ehliyetini yitirdikleri yönündeki kabulünün hukuken temelsiz olduğu öne sürüldü.


En dikkat çekici iddialardan biri ise kurultay sürecinde yaşandığı belirtilen yolsuzluk ve rüşvet iddialarıydı. Dilekçede, "Dosya kapsamındaki belgeler, söz konusu kurultayda delegelerin iradelerini fesada uğratmak amacıyla yüzlerce delegeye kaynağı belli olmayan milyonlarca Dolarlık rüşvetler verildiğini, bazı delegelere telefonlar ve tabletler dağıtıldığını, bir kısım delegelere ise konut temin edilerek iradelerinin yönlendirildiğini ortaya koymaktadır," ifadeleriyle, delege iradelerinin manipüle edildiği yönündeki ağır suçlamalar detaylandırıldı. Bu fiillerin, CHP yönetimi tarafından işlenerek parti içi demokratik iradeyi sakatladığı, seçimin dürüstlük ve eşitlik ilkelerini tamamen ortadan kaldırdığı ileri sürüldü.


Talep Edilen Hükümler: Yönetimin Görevden Uzaklaştırılması Ve Eski Yönetime İade

İstinaf dilekçesinde, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının kaldırılarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esastan incelenmesi ve yeniden hüküm kurulması talep edildi. Başvuruda, 38. Olağan Kurultay’ın mutlak butlanla batıl olduğunun tespitiyle mevcut Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelerinin görevden uzaklaştırılmaları istendi. Ayrıca, 38. Kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki kurulların göreve iadeleri de talep edilen hükümler arasında yer aldı.


Dilekçede, 06 Nisan 2025 ve 21 Eylül 2025 tarihlerinde yapılan olağanüstü kurultayların yok hükmünde olduğunun tespiti ve iptali de istendi. Mevcut yönetim tarafından düzenlenen tüm mahalle, ilçe ve il kongreleri ile devam eden 39. Olağan Kurultay sürecinde yapılan tüm seçimlerin iptali talebiyle, CHP içinde geniş çaplı bir değişim ve yeniden yapılanma çağrısı yapıldığı görüldü.