Cumhurbaşkanı Erdoğan 01 Ekim Meclis Karesini Gerçek Türkiye Fotoğrafı Olarak Yorumladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Azerbaycan'da gerçekleşen Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'ne katılmıştı. Azerbaycan'daki temaslarını...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'ne katıldığı Azerbaycan temaslarını tamamlamasının ardından yurda döndü. Dönüş yolculuğunda beraberindeki basın mensuplarına önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, hem zirve sonuçlarını hem de güncel iç ve dış politika gündemini kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.



Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi Ve Gelecek Vizyonu

Erdoğan, Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev'in ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 12. Zirvesi'nin başarıyla tamamlandığını belirtti. 03 Ekim tarihinde kutlanan Türk Devletleri İşbirliği Günü'ne ve Nahçıvan Antlaşması'nın 16. yıl dönümüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, teşkilatın kısa sürede kat ettiği mesafeyi vurguladı. Teşkilatın kurumsal yapısını güçlendirirken Türk dünyasının müşterek vizyonunu küresel ölçekte daha görünür hale getirdiğini ifade etti. Zirvede dış politika, sektörel iş birliği, beşeri ve kültürel ilişkiler gibi geniş bir gündemin ele alındığını aktardı.

Türk dünyasının kurumsal bütünleşme sürecinin yanı sıra diğer ülkeler ve uluslararası teşkilatlarla iş birliğinin geliştirilmesine yönelik adımlar üzerinde duruldu. Teşkilatın uluslararası aktör konumunu pekiştirmek amacıyla “Türk Devletleri Teşkilatı Plus” adı verilen yeni bir formatın oluşturulması kararlaştırıldı. Gebele Bildirisi'nde savunma sanayii, enerji, bağlantısallık ve kritik mineraller alanlarında iş birliği başlatma kararı alındı. Bölgesel barış ve güvenlik teması altında şekillenen bildiride Gazze, Suriye, Güney Kafkasya'daki istikrar süreci gibi öncelikli dış politika konularına dair ortak yaklaşımlar da yer aldı. Dışişleri Bakanlarının bölgesel ve küresel gelişmeler hakkında daha sık bir araya gelmeleri yönünde talimat verildiğini de ekledi. Zirve sırasında Türkmenistan ve Azerbaycan ortaklığında Fuzuli'de yapılacak caminin temel atma törenine canlı bağlantıyla katılım sağlandı. Türkmenistan'ın Türk Akademisi ile Türk Kültürü ve Mirası Vakfı'na gözlemci üye olarak kabul edilmesi, “aile fotoğrafımızın tamamlanmasında yeni bir merhale teşkil etti” şeklinde değerlendirildi.



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Konumu Ve Gelecek Dönem Başkanlığı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) teşkilat içinde hak ettiği en üst düzeyde temsiline büyük önem atfedildiğini ifade etti. KKTC'nin 2022'den itibaren gözlemci ülke sıfatıyla teşkilat üyesi ülkelerle temaslarını artırdığını gözlemlediklerini belirtti. Budapeşte ve Gebele Zirvelerinde, Kıbrıs Türklerinin özden gelen haklarının güvence altına alınması konusunda Türk dünyasının dayanışmasının bildirilerde vurgulandığını aktardı. Ayrıca KKTC'nin Türk Akademisi'ne gözlemci üyeliğine ilişkin kararı yürürlüğe koyan gerekli düzenlemenin hayata geçirildiğini duyurdu.

Zirve marjında gerçekleştirdiği ikili görüşmelerde küresel ve bölgesel gündemdeki meseleleri muhataplarıyla ele alma fırsatı bulduğunu dile getiren Erdoğan, Teşkilatın artan uluslararası görünürlüğü, genişleyen etki alanı ve derinleşen iş birliği zeminleriyle küresel bir aktör olma yolunda ilerlediğini vurguladı. “Bu yolda kurumsallaşmamızı derinleştirecek, iş birliğimizi çeşitlendirecek ve teşkilatımızı küresel ölçekte daha da müessir kılacağız” dedi. Kırgızistan'ı dönem başkanlığını layıkıyla tamamladığı, Azerbaycan'ı ise başarılı bir zirve düzenlediği için tebrik eden Erdoğan, gelecek yıl dönem başkanlığını Türkiye'nin üstleneceğini ve zirvenin Türkiye'de yapılacağını bildirdi.



Türk Devletleri Teşkilatı Artık Sadece Kültürel Bir Birliktelik Değil

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazetecilerin savunma ve güvenlik alanındaki iş birliği potansiyeline yönelik sorularını yanıtlarken, Türk Devletleri Teşkilatı'nın artık sadece kültürel bir birliktelik olmadığını, “stratejik bir dayanışma platformu” haline geldiğini ifade etti. Dünyadaki gerilimlerin teşkilat üyesi ülkeleri yakından etkilediğini, özellikle çatışma bölgelerine yakınlıkları nedeniyle bu gerilimlerden daha fazla etkilendiklerini söyledi. Bu nedenle riskin olduğu yerde tedbirin de beraberinde geleceğini belirtti. İstihbarattan sınır güvenliğine, siber alana kadar çok boyutlu iş birliğinin ele alındığını vurguladı. Dünya genelinde savunma harcamalarını artırma ve güvenlik konusunda ileri adımlar atma eğiliminin bulunduğunu, Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri olarak bu yönde adımlar attıklarını ve ileri adımların her açıdan değerlendirilerek gerektiğinde atılacağını sözlerine ekledi.



Gazze Ve Filistin Meselesinde Türkiye'nin Rolü

Erdoğan, Birleşmiş Milletler ziyareti sonrası ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Filistinlilerin Türkiye'nin Filistin'in menfaatini koruduğunu bildiğini, Gazzeli mazlumların hakkını ve Filistin'in diğer bölgelerindeki kardeşlerin hukukunu kendilerini savunur gibi müdafaa ettiklerini belirtti. Gazze'de akan kanın durması ve mazlumların güvenliğinin sağlanması için yıllardır çaba sarf ettiklerini, Hamas ile sürekli temas halinde olduklarını vurguladı.

Filistin'de çözümün nasıl gerçekleşebileceğini Sayın Trump'a hem Amerika ziyareti hem de son telefon görüşmesinde izah ettiklerini dile getiren Erdoğan, Trump'ın özellikle Hamas'la görüşme ve Hamas'ın ikna edilmesi ricasında bulunduğunu aktardı. Bu konuda muhataplarla süratle irtibata geçtiklerini ve Trump'ın barış çabalarını desteklediklerini kamuoyuna ilan ettiklerini belirtti. Erdoğan, “Hamas verdiği cevapla barışa ve müzakerelere hazır olduğunu bize ifade etti. Yani ters bir söylem içerisine girmedi. Bu bana göre çok çok değerli bir adımdır. Hamas, İsrail'den önde gidiyor” dedi ve İsrail'in benzer yapıcı tavırlar sergilemediğini, böyle bir tutum da beklemediklerini sözlerine ekledi. İki devletli çözüm temelinde İsrail-Filistin sorununu ortadan kaldırmak için gayret edeceklerini ve bu süreçte uluslararası destek beklediklerini ifade etti.

Gazze için doğan barış umudu ve ABD Başkanı Trump'ın barış planı çerçevesindeki iki uluslararası oluşum, Barış Konseyi ve Uluslararası İstikrar Gücü'nde Türkiye'nin yer alıp alamayacağı sorusuna ise Erdoğan, önceliklerinin acil ve kapsamlı ateşkesin sağlanması, insani yardımların kesintisiz ulaştırılması ve Gazze'nin altyapısının ayağa kaldırılması olduğunu belirtti. Gazze'nin Filistin halkının toprağı olarak kalmasının ve Filistinliler tarafından yönetilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Güvenliğin hangi yolla sağlanacağı ve istikrar gücünün nasıl kurulup işletileceği konularının ayrıntılı olarak değerlendirileceğini söyledi. Şarm El-Şeyh'teki müzakereleri çok önemsediğini, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı'nın da orada olacağını ve buradan çıkacak neticenin büyük önem arz ettiğini belirtti. “Her türlü çabaya destek veririz” derken tüm ihtimalleri göz önünde bulundurarak bu açıklamayı yaptığını söyleyen Erdoğan, “Umarız İsrail verdiği sözleri tutar ve bu barışı sabote edecek adımlar atmaz. Biz kalıcı ateşkes ve barış için umutlu olduğumuz kadar aynı zamanda da ihtiyatlıyız” ifadelerini kullandı.



Sumud Filosu Operasyonu Ve Türkiye'nin İnsani Diplomasisi

Sumud Filosu ile ilgili soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk etapta 36'sı Türk, toplam 137 aktivistin ülkeye getirildiğini, ikinci etapta ise 14'ü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı toplam 16 kişinin İsrail'den alınarak Ürdün üzerinden İstanbul'a getirildiğini bildirdi. Bu filonun İsrail'in Gazze'ye uyguladığı hukuksuz ablukanın görünür olmasını sağlaması açısından önem taşıdığını belirtti. Erdoğan, “Sadece insani yardım taşıyan gemilerini, Gazze karasularına kadar ulaştırmış ve ablukayı kırmışlardır. Başarının bana göre en önemli yanı bu” dedi. Türkiye olarak Sumud Filosu'nun harekete geçtiği ilk andan itibaren insansız hava araçları ve gemilerle süreci yakından takip ettiklerini, Akıncılar'ın elde ettiği görüntülerden filonun durumunu sabahtan akşama kadar izlediğini söyledi. Dışişleri Bakanlığı ve istihbaratın bu süreçte yoğun çalıştığını vurguladı.

İsrail'in uluslararası hukuku çiğneyerek uluslararası sularda filoya müdahale etmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Erdoğan, hem kendi vatandaşlarını hem de filodaki diğer ülke vatandaşlarını İsrail'in elinden almak için yoğun çalıştıklarını ve kısa sürede tahliyelerin başladığını ifade etti. Türkiye'ye ulaşan aktivistlerin yaşadıklarının doktor raporları ve hukuki metinlerle kayıt altına alındığını, diplomasi ve hukuk cephesinde mücadelenin sürdürüleceğini ve “bundan bir milim geri adım atmayacağız” dedi.



Gazze Dramı Ve İnsanlık Vicdanı

07 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yaşananlar nedeniyle uluslararası sistemin ve insanlık ailesinin sarsıcı bir dönemden geçtiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'yi “adeta kıyametin dünyada görünen bir ön yüzü” olarak tanımladı. 67 binden fazla Gazzeli şehit ve 169 binden fazla yaralı olduğunu, enkaz altında kalanlarla birlikte bu rakamların 600 bine ulaşabileceği iddialarının bulunduğunu aktardı. Bu acı tablo karşısında insanlığın sessiz kalmasına ve yapılan herhangi bir şeyin olmamasına tepki gösterdi.

Erdoğan, “Gazze'de büyük bir drama, soykırıma şahit olduk. İsrail'in uluslararası hukuku ayaklar altına alan saldırıları tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. İsrail'in yaptıkları meşru müdafaa değil, planlı bir soykırımdır ve terördür” şeklinde konuştu. İsrail'in gerçekleştirdiği katliamları görmezden gelenlerin insanlık tarihinin utanç kayıtlarına geçtiğini belirten Erdoğan, İsrail bebekleri öldürürken, hastaneleri, ambulansları, pazar yerlerini, mülteci çadırlarını, Birleşmiş Milletler misyonlarını, okulları ve ibadethaneleri hedef alırken “'ama'lı 'fakat'lı cümleler kuranlar, gelecek nesillere bu tutumlarını izah edemeyeceklerdir” dedi. Tarihin doğru tarafta duranları da yanlışta ısrar edenleri de kayda aldığını belirterek, Nazilerin soykırımında, Bosna'da ve diğer coğrafyalarda yaşananlara sessiz kalanların yaşadığı utanca işaret etti. “Biz dün de bugün de tarihin doğru tarafında durmanın övüncünü yaşıyoruz. Bundan dolayı huzurluyuz” ifadeleriyle Türkiye'nin duruşunu özetledi.



Suriye'deki Gelişmeler Ve Türkiye'nin Bölgesel Stratejisi

Suriye'deki duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, SDG'nin 10 Mart mutabakatına uymadığını ve hatta dün Suriye ordusuna bir saldırı gerçekleştirdiğini belirtti. Suriye'nin yeniden istikrarsızlığa sürüklenmesine asla müsaade etmeyeceklerini vurguladı. Türkiye'nin sahadaki tüm gelişmeleri yakından izlediğini ve “sabırlı, sağduyulu, vakur tavrımız, bir acziyet olarak asla algılanmamalıdır” mesajını verdi.

Suriye Demokratik Güçlerinin verdiği sözü tutması ve Suriye ile bütünleşmeyi tamamlaması gerektiğini dile getiren Erdoğan, “Ortak tarih, ortak gelecek ruhuyla hareket edilirse inanıyorum ki birçok sorun çözülür. Daha önce söyledim. Yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacaktır. Türk, Kürt ve Arap ittifakı bölgede ebedi barışın ve huzurun anahtarıdır” dedi. Kimsenin provokasyonlara gelmemesi ve yanlış heveslere kapılmaması gerektiğini vurguladı. Halep'teki gerginlikte Suriye yönetiminin hassasiyetini koruduğunu ve Suriye Demokratik Güçlerinden 10 Mart mutabakatına uygun davranmasının beklendiğini ilan ettiğini aktardı. Suriye'nin toprak bütünlüğünün Türkiye için olmazsa olmaz olduğunu ve bunun aleyhine tutumları kabul etmelerinin mümkün olmadığını ifade etti. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve yönetiminin de Türkiye ile aynı görüşte olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye olarak Suriye halkının yanında olmaya devam edeceklerini yineledi.



ABD İle İlişkiler: F-35, CAATSA Ve Halkbank Müzakereleri

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump ile yapılan görüşmelerde ele alınan konulara değinen Erdoğan, Türkiye ile ABD arasında savunma sanayii dahil her alanda iş birliği bulunduğunu ve bu ilişkileri geliştirmek amacıyla her iki konunun da ABD ile müzakere edildiğini ve olumlu sonuçlar beklediklerini söyledi. Trump'la yapılan görüşmede bu yönde “müspet mesajlar aldık” denildi. F-35 konusunu açık ve net bir şekilde gündeme getirdiklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bu projede ortak olduğunu, parasını ödediğini ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurguladı. “Bizi bu programdan çıkaran gerekçelerin hiçbir meşruiyeti yok. Bunu Sayın Trump da daha önce dolaylı olarak dile getirmişti” dedi. Somut adımların atılması için gerekli teknik görüşmelerin her düzeyde yapıldığını belirten Erdoğan, hem F-35 konusunun çözülmesini hem de CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını umduklarını söyledi. Ziyaretin Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni bir dönemi başlattığını, diyalog ve dostluğu daha da güçlendirdiğini ifade etti.

Halkbank davasına ilişkin olarak ise Erdoğan, Trump'ın Amerika'daki temaslarda ve son telefon görüşmesinde “Halk Bankası'nın problemi bizim için bitmiştir” dediğini aktardı. Bunun önemli bir siyasi irade beyanı olduğunu ve kıymetli olduğunu belirten Erdoğan, tamamlanması gereken bazı süreçlerin olduğunu bildiklerini ve bu süreçlerin bir an önce olumlu şekilde neticelenmesini temenni ettiklerini söyledi.



İç Politika: Meclis Resepsiyonu Ve Toplumsal Bütünlük Mesajı

Meclisin açıldığı 01 Ekim resepsiyonunda çekilen ve kamuoyunda tartışılan fotoğrafa ilişkin düşüncelerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, resepsiyon davetine katılanların oradaki yer alışının çok önemli olduğunu belirtti. DEM Grubuyla da orada bir araya geldiklerini ve sohbet ettiklerini, geleceğe yönelik nelerin yapılabileceğini konuşma fırsatı bulduklarını aktardı. “Bundan sonrası da inşallah hayır olur diye düşünüyorum” dedi. Resepsiyonda çekilen fotoğraf karesi için ise “O kare, gerçek Türkiye fotoğrafıdır” yorumunu yaptı. Birilerinin Türkiye'yi kamplara bölünmüş, paramparça gibi göstermeye çalıştığını ancak hakikatin oradaki birlik ve beraberlik tablosu olduğunu vurguladı. Erdoğan, “O tablonun parçası olamayanlar, oturup kendilerini hesaba çekmelidir” ifadelerini kullandı.



Çocuk Suçları Ve Terörle Mücadelede Yeni Yaklaşımlar

Son dönemde terör örgütleri ve suç çetelerinin çocukları kullanması konusundaki endişeleri dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 yaş altı kişilerin işlediği cinayetlerin yürekleri yaktığını belirtti. Çocukları terör örgütlerinin ve suç çetelerinin elinden kurtarmakta kararlı olduklarını, devlet olarak bu konuda topyekûn bir mücadele içinde olduklarını söyledi. 11. Yargı Paketiyle cezalarda caydırıcılığın artırıldığını ancak sadece cezanın yeterli olmadığını vurguladı. Erdoğan, “Aileyi güçlendirmeden, eğitimi desteklemeden, sosyal dayanışmayı büyütmeden kalıcı çözüm olmaz. Yalnızca ceza ile, yalnızca eğitim sisteminde yapılacak düzenlemelerle çözülemeyecek kadar komplike bir sorunla maalesef karşı karşıyayız” dedi. Ceza düzenlemelerinin yanı sıra yalnızlaşan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların suça bulaşmadan korunmasını önceleyen tedbirler üzerinde çalıştıklarını, yani suça bulaşan çocukların yanı sıra suça sürükleyen etkenlere de yoğunlaştıklarını ifade etti.



Enflasyonla Mücadele Ve Ekonomik Görünüm

Eylül ayında enflasyonun beklentilerin üzerinde çıkmasına ilişkin eleştirilere yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemsel etkilerden dolayı eylül ayında enflasyonun beklentilerin üzerinde geldiğinin doğru olduğunu ancak kimsenin bu durumu Türkiye ekonomisine yönelik bir karamsarlık tablosuna dönüştürmemesi gerektiğini belirtti. “Çünkü biz günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir program yürütüyoruz. Programımızı kararlılıkla ve başarıyla uygulamaya da devam ediyoruz” dedi. Dönemsel dalgalanmalara değil, ekonomide tablonun tamamına odaklanmış durumda olduklarını vurguladı. Enflasyonla mücadelenin kolay olmadığını, ancak geçmişte bu mücadeleyi başarıya ulaştırdıklarını ve bugün yine başaracaklarını, çünkü bu konuda deneyimli olduklarını ve nasıl sıyrılacaklarının gayreti içinde olduklarını ifade etti. Erdoğan, “Türkiye ekonomisi, hiç endişe etmeyin, güçlü temeller üzerinde yükseliyor” mesajını verdi.



07 Ekim Ve Kişisel Mesajlar

07 Ekim tarihiyle ilgili bir soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu günün annesinin vefatının yıl dönümü olduğunu hatırlattı. “Allah razı olsun. Kolay değil. Rabbim annesiz bir yaşamı kimseye vermesin. Onunla da imtihan etmesin” sözleriyle duygularını ifade eden Erdoğan, bu kadar süre geçmesine rağmen annesiz bir yaşamın çekilir gibi olmadığını belirtti. Rabbim'den cennetiyle, cemaliyle annelerle beraber kendilerini de haşru cem etmesini diledi.