Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye Halkını Kutladı Filistin’e Özgürlük Müjdesi Verdi
‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine...
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'İnsanlık İçin Güçlü Türkiye' temalı programda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Suriye'deki son gelişmeleri değerlendirirken, mazlumların sabrının zafere ulaştığını ve benzer bir sonucun Filistin'de de yaşanacağını vurguladı. Konuşmasında iç ve dış gündeme dair çeşitli konulara değinen Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin bölgedeki rolüne ve muhalefete yönelik eleştirilerine de yer verdi.
Suriye'deki Dönüşüm Ve Türkiye'nin Rolü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına Suriye halkının 08 Aralık'ı "Hürriyet Günü" ilan etmesini kutlayarak başladı. Erdoğan, on üç buçuk yıldır süregelen zulme, zorbalığa ve insanlık dışı işkencelere rağmen zalim rejime karşı direnen Suriye halkını tebrik etti. Türkiye'nin "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerine ulaşmasında şehitlerin büyük katkısı olduğunu belirten Erdoğan, ilahi kudretin Suriye'de tecelli ettiğine inancını dile getirdi.
Erdoğan, Yasin Suresi'nde yer alan "Kün feyekün" yani "Ol der ve oluverir" ayetini hatırlatarak, 60 yıllık dikta rejiminin sadece 7-8 gün içinde yerle bir olduğunu, kendi halkını acımasızca katleden diktatörün ise korkakça kaçtığını ifade etti. Bu sürecin, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamının zaferle sonuçlandığını gösterdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı, Suriyeli kardeşlerin uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine kavuştukları için şükranlarını sundu. Suriye halkının, son bir yılda Esad diktatörünün bıraktığı büyük enkaza ve zorluklara rağmen hayata dört elle sarıldığını ve ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiğini memnuniyetle gözlemlediklerini aktardı.
Türkiye'nin Suriyeli mazlumlara "ensar ruhuyla" sahip çıktığını, Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölgeler inşa ettiğini hatırlatan Erdoğan, on üç buçuk yıl boyunca uluslararası baskılara ve içeride "Suriyelileri göndereceğiz" afişleriyle ülkenin her köşesini donatan "beşinci kol aparatlarına" karşı sabırla direndiklerini vurguladı. Gelecek dönemde de Suriyeli kardeşlerini yalnız bırakmayacaklarının altını çizen Cumhurbaşkanı, "Biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız" dedi. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler ve Nusayrilerin omuz omuza vererek Suriye'yi birlikte ayağa kaldıracağını, imar ve inşa edeceğini kaydetti. Bu sürecin korku, şüphe veya kavga ile değil, karşılıklı güven, inanç ve dayanışmayla gerçekleşeceğine dikkat çekti.
Muhalefete Yönelik Eleştiriler Ve Tarihsel Bağlam
Konuşmasında muhalefete yönelik sert eleştirilerde de bulunan Erdoğan, devrim öncesinde kendilerine yöneltilen "Ortadoğu bataklığına girmeyin", "Size ne Suriye'den", "Akan kana sırtınızı dönün" gibi ifadeleri hatırlattı. CHP'nin lider kadrolarının dönemin diktatörü Esad'ı ziyaret edip elini sıktığını ve sırtını sıvazladığını anımsatan Erdoğan, kendilerinin ise Allah'a ve kendilerine güvenerek, cesaretle hareket ettiklerini, kurulan tuzakları ve kumpasları bozduklarını belirtti. Sabrettiklerini ve Allah'ın lütfuyla zafere şahitlik ettiklerini sözlerine ekledi.
Erdoğan, şimdi yeni bir Suriye'nin kurulmakta olduğunu, Şam, Halep, Hama ve Humus caddelerinde Türkiye'de yaşamış, Türkiye'de doğmuş gençlerin cıvıl cıvıl Türkçe konuştuğunu gözlemlediklerini aktardı. On üç buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen Suriyeli kardeşlerin Türkiye için dualar ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı, bu tabloyu Suriye'de bizzat gördüklerini dile getirdi.
Filistin İçin Özgürlük Ve Bağımsızlık Vurgusu
Suriye'deki bu gelişmelerin ardından gözlerin Filistin'e çevrildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdi sıra inşallah Filistin'de" diyerek Filistin meselesine odaklandı. Filistin'de de mazlumların sabrının zaferle taçlanacağını, oraya da özgürlük ve barışın geleceğini vurgulayan Erdoğan, 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devletinin Allah'ın izniyle muhakkak kurulacağını bildirdi. On yıllardır büyük acılar çeken, tarifsiz işkencelerden geçen, yakınlarını ve çocuklarını kaybeden, evleri yıkılan, hayatları ve toprakları çalınan Filistin halkının, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacağını ifade etti. Bu sürecin önüne hiçbir kirli, kanlı ve sinsi planın geçemeyeceğinin altını çizen Erdoğan, "Filistin'de de zafer marşlarını aynen Suriye'de olduğu gibi hep birlikte terennüm edeceğiz. Sabrın, azmin, umudun ve mücadelenin karanlıkları boğduğuna inşallah hep beraber bir kez daha şahitlik edeceğiz" cümleleriyle sözlerini tamamladı.
İç Siyasetteki Eleştiriler Ve İnsan Hakları Anlayışı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine de atıfta bulunarak, 27 Mayıs'tan 28 Şubat'a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan askeri müdahalelerin arkasında belirli bir zihniyetin siluetinin olduğunu ifade etti. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olayları, 12 Eylül dönemindeki işkence kampına dönüşen Mamak'taki C5'leri ve Diyarbakır cezaevlerini anımsatan Erdoğan, 2002 yılından bu yana mesailerinin önemli bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye ve travmaları iyileştirmeye harcadıklarını belirtti. "Sessiz devrim" olarak adlandırdıkları reformlarla bu yolda önemli mesafeler katettiklerini ancak insan hakları ihlallerinin ülkeye, millete, demokrasiye ve sosyal barışa çıkardığı faturaların halen ödenmekte olduğunu dile getirdi.
Erdoğan, CHP Genel Başkanı'na yönelik eleştirilerini sürdürdü. Genel Başkan'ın her köşeye sıkıştığında ya topu taca attığını, ya saldırganlaştığını ya da saçmaladığını ifade etti. Yakın zamanda Sarıkamış'ta şehit düşen dedesinin bir asır önce nerede olduğunu sormasıyla haddini aştığını belirten Erdoğan, gençlik kollarının bu "siyaset acemisine" hak ettiği cevabı verdiğini aktardı. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan bir "suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden" bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf gördüğünü ve kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ettiğini sözlerine ekledi.
Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında, milletin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamelerde kayıtlı hakların hiç de yabancı olmadığının görüleceğini savunan Erdoğan, "Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaradılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" dedi. Türkiye'nin ne tarihinde ne de kültür ve medeniyet kodlarında insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağı hiçbir leke olmadığını, tam tersine, bugün hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile ve daha kuşatıcı bir zihniyete sahip olduğunu ifade etti. "Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor" sözleriyle eleştirilere cevap verdi.
Küresel Ve Ulusal Gündemdeki Diğer Konular
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında güncel sosyal sorunlara da değindi. Bahis ve sanal kumar meselesinin adeta bir "pandemi" halini aldığını, bazı aile facialarının ve intiharların arkasında bu tür yanlışlıkların olduğunu tespit ettiklerini belirterek, bu konuda güçlü bir mücadele eylem planlarının olduğunu açıkladı.
"Terörsüz Türkiye" yol haritasının işlediğini de vurgulayan Erdoğan, bazen yavaşlama veya duraksama varmış gibi görünse de sürecin devam ettiğini ve ana odaklarının "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedefleri olduğunu yineledi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin bazı ülkelerle yaptığı münhasır ekonomik bölge anlaşmalarına da değinen Cumhurbaşkanı, en son Lübnan ile imzalanan anlaşmanın baştan sona hukuksuz olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarını gasp etme girişimi olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarının yok sayılmasına asla müsaade etmeyeceğini ve Türkiye'nin görmezden gelindiği bir tabloyu kabul etmeyeceklerini kesin bir dille ifade etti.