Cumhurbaşkanı Erdoğan Gazze Barış Deklarasyonu Ve Ekonomik Hedeflere İlişkin Önemli Açıklamalarda Bulundu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen AK Parti Ekonomi İşleri Başkanlığı Eğitim Programı'nda konuşuyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ekonomi İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen bir çalıştayda önemli açıklamalarda bulundu. Toplantının, ülkenin, milletin, partinin ve ekonominin geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Erdoğan, toplumun farklı kesimleriyle istişare sürecinin genişletilerek devam ettiğini belirtti.

Sanayicilerden ticaret erbabına, çiftçilerden gençlere kadar tüm vatandaşların nabzını tuttuklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 24 yıldır daima milletin rehberliğinde ilerleyen bir siyasi hareket olarak, Ekonomi İşleri Başkanlığı'nın rolünü kritik bir konumda gördüklerini ifade etti. Erdoğan, başkanların sahadaki "göz ve kulakları" olduğunu ve reel sektör ile parti arasında güçlü bir köprü vazifesi gördüklerini aktardı. Ekonomi işleri başkanlarının illerinde sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcileriyle sürekli temas halinde bulunduklarını, onların önerilerini dinleyerek genel merkeze düzenli olarak raporladıklarını kaydetti. Bu raporlar çerçevesinde hem parti politikalarına hem de iktidar olarak atılan adımlara yön verdiklerini bildirdi.

Milletle inatlaşmanın siyasette yeri olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugüne kadar ne yaptıysak hep bu hassasiyetle yaptık. Başkaları gibi yukarıdan aşağıya doğru dikte eden değil, her kademede istişare eden, farklı fikirleri can kulağı ile dinleyen yaklaşımla hareket ettik. İnşallah bundan sonra da aynı çizgide siyaset yapmaya devam ederiz" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen toplantıların, daha fazla çalışma ve çaba sarf etme gerekliliğini katılımcılara bir kez daha hatırlattığını söyledi.

Küresel Ekonomideki Zorluklar Ve Jeopolitik Gelişmeler

Konuşmasında küresel ekonomiye de değinen Erdoğan, COVID-19 salgınının etkilerinin henüz tam olarak atlatılamadığını ve ticaret zincirlerinin kırılan halkalarının onarılamadığını vurguladı. Son 60-70 yılın zirvelerini gören enflasyon ile üretim ve istihdam sorunlarının birçok ülkenin başını ağrıtmaya devam ettiğini belirtti. Batılı ülkeler dahil birçok yerde enflasyonun endişe kaynağı olmaktan çıktığını söylemenin mümkün olmadığını aktardı.

Enflasyonla mücadelede belirli bir aşama kaydeden ülkelerin dahi tedbiri elden bırakmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu duruma bölgedeki çatışmaların da eklendiğini hatırlattı. Neredeyse dördüncü yılına yaklaşan Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın ekonomi ve finans piyasalarında yol açtığı tedirginliğin herkes tarafından bilindiğini söyledi. Ayrıca, ABD-Çin arasında son günlerde kızışan tarife geriliminin de ilave bir baskı oluşturduğunu ifade etti. Türkiye'nin böylesi bir atmosferde hem ülkeyi çatışmalardan uzak tutmaya hem de 06 Şubat felaketinin yaralarını sarmaya ve ekonomide belirlenen hedeflere ulaşmaya çalıştığını kaydetti.

Gazze'deki Gelişmeler Ve Yeniden İnşa Süreci

Bölgesel gelişmeler bağlamında Gazze konusuna özel bir vurgu yapan Erdoğan, son iki yıldır kanayan yara olan Gazze'deki soykırımı durdurma noktasında önemli bir adım atıldığını dile getirdi. Şarm El-Şeyh'te liderler olarak güçlü bir irade ortaya koyduklarını belirtti. ABD Başkanı Sayın Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Sisi ve Katar Emiri Şeyh Temim ile imzalanan dörtlü deklarasyonun bölgede kalıcı barışa giden yolda yeni bir kilometre taşı olmasını umut ettiklerini ifade etti. Gazze'de buruk da olsa çocukların yüzünün güldüğünü, yardım görevlilerinin şükür secdesi yaptığını ve annelerin iki yıl sonra ilk defa çocuklarını sokağa bomba yağar korkusu olmadan gönderebildiğini söyledi. "Sadece bunları görmek bile bizim için bahtiyarlıktır" diyen Erdoğan, 68 bin şehit, 170 binden fazla yaralı, yıkılmış şehirler ve paramparça hayatlar bırakan soykırımın yol açtığı tahribatın unutulmayacağını da sözlerine ekledi.

Gazze'nin yeniden ayağa kaldırılmasının muhtemelen yıllar alacağını belirten Cumhurbaşkanı, olayın bir inşa ve bir ihya süresi olduğunu ve Türkiye'nin bu süreçte önemli bir görev üstlendiğini ifade etti. Bu konunun başta ABD olmak üzere Körfez ülkeleriyle hep beraber görüşülüp tartışılacağını ve atılacak adımların karara bağlanacağını aktardı.

Ekonomi Programı Ve Hedefler

Türkiye'nin kendi iç ekonomik gündemine dönen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri sonrasında uygulanan ekonomi programının etkilerinin görülmeye başlandığını dile getirdi. Enflasyon başta olmak üzere birçok alanda kayda değer sonuçlar alındığını ancak kat edilmesi gereken daha çok mesafe olduğunu belirtti. "Bizim birinci önceliğimiz hayat pahalılığı sorununu kökten çözmektir" diyen Erdoğan, kuraklık, zirai don, bölgesel krizler gibi kontrol dışı engellere rağmen hedeflere ulaşmakta kararlı olduklarını vurguladı.

06 Şubat depremlerinin yaralarının hızla sarılmaya devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı, bugüne kadar kamu olarak cari fiyatlarla 3,6 trilyon TL'lik (yaklaşık 90 milyar Dolar) harcama yapıldığını açıkladı. Geçen ay Malatya'da 304.000'inci afet konutunun anahtarlarının hak sahibi vatandaşlara teslim edildiğini kaydetti. 2025 yılının sonunda toplamda 453.000 bağımsız bölümü teslim ederek deprem bölgelerinin ayağa kaldırılacağını söyledi. Bu harcamalar önceliklendirilirken mali disiplinden ödün verilmediğini de ekledi.

Hala yüksek seyreden kiralar ve konut fiyatlarıyla ilgili de önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini duyuran Erdoğan, bundan böyle kira konusunda planlamayı devletin yapacağını belirtti. Sosyal konutların bir kısmının vatandaşlara uygun şartlarla kiralanacağını ve bilhassa dar gelirli ailelere rahat bir nefes aldırılacağını ifade etti. "Yüzyılın Konut Projesi" adını verdikleri bu çalışmayla 81 ilde toplam 500.000 sosyal konut inşa edileceğini bildirdi. Bu projenin sadece sosyal politikalarda değil, enflasyonla mücadelede de elini güçlendireceğini ve tek haneli enflasyon hedefine ulaşmaya katkı sunacağını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hükümetin üretimi, yatırımı, istihdamı ve ihracatı merkeze alan büyüme politikasında hiçbir değişiklik olmadığını vurguladı. Küresel ekonomideki belirsizliklere ve ticaret ortaklarındaki düşük büyüme oranlarına rağmen Türkiye ekonomisinin büyümesini sürdürdüğünü kaydetti. 2025 yılının ilk yarısında yıllık büyümenin %3,6 olarak gerçekleştiğini ve milli gelirin yıllıklandırılmış bazda 1,5 trilyon Dolar'a yaklaştığını belirterek, "Nereden nereye durmak yok, yola devam" dedi. Üretim cephesinde zirai dona bağlı olarak daralan tarım sektörü hariç tüm sektörlerde katma değer artışı yaşandığını, işsizlik oranının ise 28 aydır tek haneli seviyelerde seyrettiğini bildirdi. Bu rakamları umut verici olarak gördüklerini ancak reel sektörün taleplerine de asla kulak tıkamadıklarını sözlerine ekledi.