Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerika Temasları Küresel İşbirliği Ve Yatırım Olanaklarını Artırdı

80. BM Genel Kurulu'na damga vuran temaslar CNN Türk ekranlarında masaya yatırıldı. Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı, Hakan Çelik'e Türkiye’nin...


New York'ta gerçekleştirilen 80. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Türkiye'nin uluslararası arenadaki yoğun diplomatik temaslarına ev sahipliği yaptı. Bu kritik görüşmeler ve y yürütülen stratejiler Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı tarafından mercek altına alındı. Yancı liderler düzeyinde gerçekleşen görüşmelerin perde arkasını ve Türkiye'nin son dönemdeki dış politika stratejisinin ana hatlarını geniş bir perspektifle izleyicilerle paylaştı. Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yoğun diplomasi trafiği Türkiye için potansiyel yeni işbirliği alanları ve küresel gündemin önemli başlıkları detaylı bir şekilde değerlendirildi.


Liderlerin Gözünden Türkiye'nin Yükselen Diplomasisi


Murat Yancı yurt dışı temaslarında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yarattığı enerjinin çok net görüldüğünü ifade etti. Zirve süresince ortamın samimi görüntülerle dolup taştığını ve bu anları izlemenin keyifli olduğunu belirtti. Görüşmelerin sürekli bir tempo ve gelişim içerisinde olduğunu ardı ardına açıklamalar geldiğini vurguladı. Türkevi'nin stratejik konumu tüm dünya liderlerinin güzergahı üzerinde bulunması nedeniyle diplomatik açıdan büyük önem taşıdığına dikkat çekti.


Yancı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York ve Washington'dan adeta bir rüzgar gibi geçtiğini kaydetti. Orada gördüğü ilgi ve yaptığı konuşmaların tamamının Türkiye'nin uluslararası pozisyonu için son derece olumlu olduğunu dile getirdi. Bu durum Türkiye'nin küresel siyasetteki etkinliğinin arttığının önemli bir göstergesi olarak yorumlandı.


İsrail-gazze Meselesinde Kararlı Tutum


Amerika Birleşik Devletleri'nde FOX TV'nin genellikle Trump yanlısı bir yayın politikası izlediği biliniyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump ile görüşmesi öncesinde bu kanala önemli bir röportaj verdi. Gazze meselesi hakkında ne söylüyorsa o röportajda da aynı net duruşu sergiledi. Murat Yancı Erdoğan'ın "Çok dik ve omurgalı bir duruş sergiledi. İsrail aleyhine söylenmesi gereken her şeyi söyledi. Türkiye'nin net belli bir dik duruşu var" şeklindeki kararlı ifadelerini vurguladı. Bu duruş Türkiye'nin uluslararası platformlarda Filistin meselesine yaklaşımının tutarlılığını bir kez daha gösterdi.


Donald Trump'ın ilk karşılama anındaki beden dili ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gösterdiği saygı Yancı'nın kaygılarını giderdi. Görüşmenin düşünülenin aksine oldukça pozitif geçeceği yönündeki beklentilerini güçlendirdi. Trump'ın heyetler arası görüşmelerdeki ve uğurlamadaki inanılmaz sıcak tavırları ile Erdoğan'a yönelik derin saygısı diplomatik çevrelerde dikkat çekti.


Trump'ın Birleşmiş Milletler konuşmasına yönelik ilginç bir yorum da getirildi. Dünyada birçok kriz yaşanırken Trump'ın New York'un güvenliğinden bahsetmesi ve Biden ile ilgili yorumlar yapması Yancı tarafından farklı şekilde değerlendirildi. Yancı bu durumu Trump'ın "Benim iç meselelerim dünyadan daha önemli" ve bilinçaltında "Bu dünyayı ben yönetiyorum" mesajını verdiğini düşündürdü.


Filistin Destekçileri Arasına Katılan Ülkelerin Artışı


Bu zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylenmesi gereken her şeyi dile getirmesi son derece kıymetliydi ve İsrail'i rahatsız eden bir tablo ortaya koydu. Erdoğan Gazze olayları başladığından beri İsrail'in eylemlerini her platformda dile getirmişti ancak bu zirvede birebir temaslarda bunları doğrudan anlatma fırsatı buldu ve bu durumun çok etkili olduğunu belirtildi. Murat Yancı İsrail konusunda dünya kamuoyunun çok daha farklı bir yere evrildiğini Filistin'i tanıyan ülkelerin sayısının arttığını ve bunun son derece önemli olduğunu vurguladı. Birkaç yıl öncesinde İsrail'e karşı bu kadar yoğun gösterilerin akla gelmezken "Dünya Türkiye'nin yanında geldi. Biz baştan sona hep aynı noktadaydık" sözleriyle Türkiye'nin Filistin politikasının haklılığının zamanla anlaşıldığını ifade etti.


Murat Yancı Amerika Birleşik Devletleri ve Batı ülkelerinde yaşanan diplomatik organizasyonlardaki aksaklıkların normal karşılandığını belirtti. Örneğin Fransız Cumhurbaşkanı Macron'un trafikte kalması gibi olayların olağan kabul edildiğini ifade etti. Komik bulduğu bir diğer nokta ise Birleşmiş Milletler binası içine girildiğinde bile büyük bir kaosun yaşanması ve birçok noktada güvenlik zaafiyeti olduğunu düşünmesiydi. Uzun mesafeler yürümek zorunda kalınmasına rağmen kimsenin tepki göstermemesi Türkiye'de böyle bir durumun büyük bir olay yaratacağıyla karşılaştırıldı. Orada ise bu durumun olabilecek bir şeymiş gibi algılandığına dikkat çekildi.


Savunma Sanayii Ve Ekonomik İşbirliklerinde Yeni Ufuklar


Murat Yancı tek bir görüşmede her şeyin çözülebileceğini veya her şeyin çok iyi olacağını beklemenin mümkün olmadığını ifade etti. Ancak özellikle savunma sanayii konusunda F35 ve F16 meselesinde önemli bir adım atıldığına inandığını belirtti. Bu adımların ilerleyen dönemlerde nasıl somutlaştığını görmenin gerekliliğini vurguladı. Donald Trump'ın öngörülemez bir lider olduğunu bazen birkaç saat içinde bile fikir değiştirebildiğini hatırlatarak gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini dile getirdi.


Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gösterilen saygı ve itibarın birçok noktada Türkiye-Amerikan işbirliğini daha iyi bir noktaya getireceğine inancını paylaştı. Tom Barrack gibi önemli isimlerin de açıklamalarında bu işbirliğinin olumlu bir yönde ilerleyeceğini belirtmiş olmaları bu beklentiyi güçlendirdi.


Enerji konusunda da önemli adımlar atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Amerikalı milyarderlerle bir araya geldi. Murat Yancı'nın edindiği bilgilere göre Amerika'nın en büyük gıda ve teknoloji firmalarının üst yöneticileri Türkiye'ye yatırım yapma konusunda oldukça istekliler. Bu durum özellikle savunma sanayii başta olmak üzere Türkiye'ye daha fazla yatırım yapılmasının söz konusu olduğunu gösteriyor. F35 konusu hala önemini korurken F16'ların onaylandığı biliniyor. Ancak teknik konuların ve tedarik süreçlerinin zaman alacağı yeni F16'ların teslimatının belirli bir sıraya tabi olduğu belirtildi. Türkiye'nin daha önce TUSAŞ'ta F16 üretimi yapmış olması bu alanda önemli bir yeteneğe sahip olduğumuzu gösteriyor.


F35 konusu Türkiye için stratejik bir öneme sahip. Kendi milli muharip uçağımız KAAN'ın ilk olarak 2028'de F16 motoru ile üretileceği ancak tam anlamıyla 5. nesil uçak olmayacağı ifade edildi. Yerli motor geliştirme çalışmaları bir taraftan devam ederken KAAN'ın envantere tam olarak girmesinin 10 yılı bulacağı tahmin ediliyor. Bu süre zarfında Türkiye'nin hava gücünün en yüksek seviyede tutulması arzusu diplomatik ve stratejik görüşmelerin ana gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor.