Araç Sahipleri Sahte Kgm Mesajlarıyla Kart Bilgilerini Çaldıran Büyük Bir Dolandırıcılıkla Karşı Karşıya Kaldı

Her geçen gün yeni yöntemler bulan dolandırıcılar, şimdi de HGS tuzağı kuruyor. Dolandırıcılar, araç sahibine Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) logosunu...

Dijital çağın beraberinde getirdiği kolaylıklar, siber suçlular tarafından haksız kazanç elde etme aracı olarak kullanılmaya devam ediyor. Özellikle internet teknolojilerindeki ilerlemeyi kötüye kullanan dolandırıcılar, akıl almaz yöntemlerle tüketicileri mağdur etme eğiliminde. Son dönemde ise hedef kitle olarak araç sahiplerini seçen düzenbazlar, yeni bir “otoyol oyunu” ile vatandaşların kişisel ve finansal bilgilerini ele geçirmeye çalışıyor.



Yeni Nesil Dolandırıcılık Yöntemi: Hgs Tuzağı

Söz konusu dolandırıcılık yöntemi, araç sahiplerinin kullandığı cep telefonlarına Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) logosunu taşıyan sahte bir kısa mesaj (SMS) gönderilmesiyle başlıyor. Bu mesaj, kurbanlarda hızlı bir panik ve aciliyet hissi yaratmak üzere kurgulanmış durumda. Mesaj içeriği şu ifadelerle vatandaşları yanıltmayı amaçlıyor:



"Bugün itibarıyla hâlâ ödenmemiş geçiş ücretleriniz bulunmaktadır. Bu gece saat 20:00’ye kadar ödeme yapmadıysanız, ilk geçiş ücretinin üç katı tutarında para cezasına çarptırılacaksınız. Ödemeyi aksatmaya devam ederseniz, geçiş hakkınızı kısıtlayabilir ve yasal işlem başlatabiliriz."



Bu ihtar niteliğindeki mesajı okuyarak paniğe kapılan araç sahipleri, genellikle mesajın sonunda yer alan bağlantıya tıklama eğilimi gösteriyor. Ancak bu bağlantı, KGM'ye ait resmi internet sitesinin birebir kopyası olan sahte bir platforma yönlendiriyor. Dolandırıcılar, sahte siteyi bir sorgulama ekranı gibi tasarlamış olup, hemen altında Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na ait gerçek internet sitesinin bağlantısını bile eklemiş durumda. Mağdurun şüphelenip bu bağlantıya tıklaması halinde, sistem onu gerçek bakanlık sitesine yönlendirerek güven algısını pekiştiriyor ve tuzağın bir sonraki adımı tamamlanmış oluyor.



Bu yolla güveni kazanan tüketici, sahte sorgulama ekranına geri döndüğünde, genellikle 300 ila 500 Türk Lirası gibi düşük meblağlarda bir borç bilgisiyle karşılaşıyor. Ardından, “Elektronik geçiş ücretini çevrimiçi ödeyin” başlığı altında hazırlanan sahte ödeme ekranına yönlendiriliyor. Bu aşamada yapılan ödemelerle birlikte kredi veya banka kartı bilgilerinin tamamı, siber dolandırıcıların eline geçmiş oluyor.



Profesyonel Yaklaşım Ve Uzman Uyarısı

Tüketici Konfederasyonu Başkanvekili Avukat İbrahim Güllü, bu sürecin son derece profesyonel bir biçimde yürütüldüğüne dikkat çekti. Güllü, açıklamasında, "Her şey son derece profesyonel hazırlanmış. Belki Bakanlık, Karayolları çalışanları bile tuzağa düşmüş olabilir" ifadelerini kullandı. Dolandırıcıların, yüksek meblağlar yerine düşük borçları hedef almasının ardındaki stratejiye de değinen Güllü, şunları kaydetti: "Meblağ yüksek olsa tüketici daha fazla sorgulama yapacak. Rakam makul bir seviyede olunca tüketici de ‘Ödeyip kurtulayım, faiz ödemeyeyim’ bakış açısıyla hareket ediyor. Ödeme yapıldığı anda da tuzağın içinde kendinizi buluyorsunuz."



Avukat Güllü, bu tür tuzaklardan korunmanın en etkili yolunun soğukkanlı ve araştırmacı bir yaklaşıma sahip olmaktan geçtiğini vurguladı. Vatandaşların, gelen bağlantıların uzantılarına dikkat etmeleri, şüphe durumunda başka bir arama motoru üzerinden ilgili kurumların resmi internet sitelerine doğrudan giriş yaparak bilgi teyidi yapmaları büyük önem taşıyor. Ayrıca, online ödemelerde mutlaka sanal kart kullanılması ve kart limitlerinin düşük tutulması, muhtemel mağduriyetlerin boyutunu azaltmada kritik bir rol oynuyor.



Dolandırıcılık Zincirinin Peşinde: Genç Bir Mağduriyet Hikayesi

Yürütülen bir araştırma sırasında, Karayolları Genel Müdürlüğü logosunu içeren sahte mesajda yer alan telefon numarasının izi sürüldü. Yapılan ilk aramada telefon açılmasına rağmen karşı taraftan herhangi bir yanıt alınamadı. İkinci denemede ise telefonun diğer ucunda 15 yaşındaki T.A. isimli bir lise öğrencisi olduğu ortaya çıktı. T.A., dolandırıcılık yönteminden ve gönderilen mesajdan haberdar olmadığını belirterek telefonu kapattı. Kısa süre sonra aynı numaradan T.A.'nın babası iletişime geçerek, çocuğunun bu olayda kandırılmış olabileceğini ve konuyla ilgili savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti.



Avukat İbrahim Güllü, bu tür olaylarda siber dolandırıcıların, kendilerini gizlemek ve yasal sorumluluktan kaçınmak amacıyla genellikle çocukları veya gençleri paravan olarak kullandığını belirtti. Bu durum, mağduriyetin yanı sıra, genç nesillerin de suç örgütlerinin ağına düşebilme riskini gözler önüne seriyor.