Dilovası Faciasından Ekonomik Krize İktidarın İhmalleri Gündeme Taşındı
SON DAKİKA HABERİ: İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Meclis'teki grup toplantısında yaptığı konuşmada, Dilovası'nda parfüm deposunda 6 kişinin hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak "Ölenlerin hepsi gariban emekçiler. Güvencesiz, sigortasız, asgari ücret bile almadığı açık olan vatandaşlarımız. AKP idaresinde geçen yaklaşık çeyrek asırda bu felaketleri alt alta dizsek, saymaya herhalde ömür yetmez. Hepsinde tablo aynı; kuralsızlık, denetimsizlik, sorumsuzluk. Potansiyel olarak rüşvet, kayırma, umursamazlık. Şikayet var, dinleyen yok. İhmal var, denetleyen yok" dedi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, konuşmasının başlangıcında, Azerbaycan'dan Türkiye'ye gelmek üzere havalandıktan sonra düşen askeri uçakta şehit olan 20 askeri rahmetle anarak, "Ruhları şad, mekanları cennet olsun. Kederli aileleri başta olmak üzere, tüm sevenlerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. Ardından ülke gündemindeki kritik konulara değinen Dervişoğlu, Dilovası'ndaki fabrika yangını, ekonomik veriler ve terörle mücadele politikalarını sert bir dille eleştirdi.
Dilovası'ndaki Fabrika Yangını Ve İhmal İddiaları
Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 6 kişinin yaşamını yitirdiği fabrika yangınına dikkat çeken İYİ Parti Genel Başkanı, olayın arkasındaki sorunlara işaret etti. Dervişoğlu, hayatını kaybedenlerin "gariban emekçiler" olduğunu belirterek, onların güvencesiz, sigortasız ve asgari ücretin altında çalıştıklarının açık olduğunu dile getirdi. Yaklaşık 25 yıldır süregelen iktidar döneminde benzer felaketlerin kronikleştiğini savunan Dervişoğlu, bu tür olaylarda sürekli kuralsızlık, denetimsizlik ve sorumsuzluk gibi ortak sorunların gözlemlendiğini ifade etti. Potansiyel rüşvet, kayırmacılık ve umursamazlık iddialarını gündeme taşıyan Dervişoğlu, "Şikayet var, dinleyen yok. İhmal var, denetleyen yok" diyerek yetkililerin vurdumduymazlığını eleştirdi.
Yangının meydana geldiği fabrikanın ruhsat olarak mesken göründüğünü ve hiçbir kurala uymadığını öne süren Dervişoğlu, bu durumun arkasında işletme sahibinin "tanıdıkları, dayıları, ağabeyleri" gibi etkin bağlantıların olduğunu ima etti. Buna karşılık, günde 3 kuruşa ölümle burun buruna çalışan işçilerin kimsesiz bırakıldığını belirtti. Cumhuriyet'in, hukuk düzeninin ve denetim mekanizmalarının, bu tür kimsesizlerin haklarını korumak amacıyla kurulduğunu hatırlatan Dervişoğlu, söz konusu sistemin "dar çevrelerin küçük çıkarları uğruna rehin edildiğini" iddia etti. Bu konunun araştırılması için Meclis'e verilen önergenin iktidar partisinin çoğunluğu sağlamaması nedeniyle oylanamamasına sert tepki gösteren Dervişoğlu, bu durumu "nasıl bir sorumsuzluktur" diyerek eleştirdi.
Ekonomik Tahminler Ve Enflasyon Gerçeği
Geçtiğimiz hafta açıklanan Merkez Bankası enflasyon raporuna da değinen Müsavat Dervişoğlu, iktidarın ekonomik söylemlerini eleştirdi. Merkez Bankası'nın "Fiyatlar düşecek, enflasyon hedefi tutacak" gibi açıklamalarını "aynı masal" olarak nitelendiren Dervişoğlu, bu hikayelerin yıllardır tekrarlandığını ancak başarısız sonuçlar doğurduğunu vurguladı. Merkez Bankası'nın 2026 yılı için enflasyonu %16 olarak tahmin etmesine karşın, milletin 12 ay sonraki enflasyon beklentisinin %54 olarak ölçüldüğüne dikkat çekti. Aradaki neredeyse 4 katlık farkı dile getiren Dervişoğlu, "Merkez Bankası başka bir ülkede yaşıyor, Türk milleti başka bir ülkede" yorumunda bulundu.
Enflasyonun en büyük etkisini temel gıdaya erişimde gösterdiğini belirten Dervişoğlu, vatandaşın açlık, üreticinin ise sefalet içinde olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, 08 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ve bizzat Cumhurbaşkanı imzasıyla yürürlüğe giren karara atıfta bulundu. Bu kararla 1 milyon ton mısır ve 1 milyon ton arpanın sıfır gümrükle ithal edildiğini hatırlatan Dervişoğlu, Türk çiftçisinin emeğinin karşılığını alamayıp toprağını ekip biçemezken, iktidarın vatandaşın parasını yabancı çiftçilere akıttığını öne sürdü. Bu durumun sonucunda milletin kendi vatanında aç kaldığını savundu.
Borsa Manipülasyonu İddiaları Ve Küçük Yatırımcının Durumu
Ülke borsasında kamu gücü ve devletin verdiği makamlar kullanılarak manipülasyon yapıldığı iddialarını da gündeme getiren Dervişoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in geçtiğimiz hafta yaptığı "Bazı fonlar üzerinden manipülasyon yapıldığını biliyoruz" ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ömer Gönül'ün "Piyasa dolandırıcılarını biliyoruz" şeklindeki açıklamalarını hatırlattı. Bu durum karşısında, yetkililerin uzun zamandır bu durumu bildikleri halde sustuklarını ve önlem almadıklarını belirten Dervişoğlu, bu suskunluğu ve sessizliği "suça verilmiş açık izin" olarak nitelendirdi.
Borsa dolandırıcılıkları karşısında iktidarın vatandaşları koruması gerekirken, "rant çevrelerini, borsa çetelerini koruduğunu" iddia eden Dervişoğlu, Türkiye'de küçük yatırımcının kaybettiğini, 6,5 milyon insanın ve aileleriyle birlikte 15-20 milyon kişinin mağdur olduğunu vurguladı. Manipülatörlerin kazandığını, vatandaşın birikimlerinin eridiğini, rant çetelerinin ise büyüdüğünü belirten İYİ Parti Genel Başkanı, bu düzenin böyle devam edemeyeceğini dile getirdi. Dervişoğlu, açıklamalarını şu çarpıcı çağrıyla sonlandırdı: "Mehmet Şimşek de SPK yönetimi de derhal istifa etmelidir." Meclis'te "Öcalan canisini cezaevinden çıkartmak için komisyonla uğraştığınız kadar küçük yatırımcının haklarıyla uğraşın" diyerek sert bir eleştiride bulunan Dervişoğlu, Borsa İstanbul, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, Merkez Bankası, Rekabet Kurumu ve kamu bankaları gibi tüm kurumların işlemlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade etti.
"Terörsüz Türkiye" Politikasına Sert Tepki
Konuşmasında, "Terörsüz Türkiye" hedefi kapsamında yürütülen çalışmalara da değinen Dervişoğlu, iktidarın bu politikalarını eleştirdi. Dervişoğlu, iktidarın "Büyük Ortadoğu Projesinin son etaplarından biri olan Terörsüz Türkiye isimli kampanyasıyla, Türk milletini 9 bin terörist ile birlikte yaşamaya hazırladığını" öne sürdü. Çatışma ve silah kullanma tecrübesi olan, dağa çıkacak kadar radikal, asker ve polise silah sıkma eğitimi almış, hatta bu eylemleri gerçekleştirmiş 9 bin teröristin şehir ve mahallelere geleceği senaryosuna tepki gösteren Dervişoğlu, "Aynı otobüse bineceğiz. Aynı çarşıda gezeceğiz, öyle mi?" diye sordu.
Bu ülkede bir tweet attığı, bir espriye güldüğü, haksızlıklara ve yolsuzluklara itiraz ettiği veya protesto gösterilerine katıldığı için pırıl pırıl gençlerin tutuklandığını, belediye başkanları ve gazetecilerin cezaevine gönderildiğini hatırlatan Dervişoğlu, buna karşılık 9 bin teröristin ellerini kollarını sallayarak toplum içinde dolaşmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu soruların muhataplarının "teröristbaşının beklediği umut treninin yolcuları" olduğunu ve "aklını saraydan, fikrini İmralı'dan alanlar" olduğunu iddia etti. "Denize düşüp, yılana sarılanı duydum da yılana sarılıp denize atlayanını ilk defa görüyorum" şeklindeki sert benzetmeyle iktidarın politikasını eleştiren Dervişoğlu, "Bu yanlıştan dönün" çağrısında bulunarak konuşmasını tamamladı.