Külçe Altın Ekim Ayında Ve Uzun Vadede En Yüksek Reel Getiriyi Sağladı
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde, ekimde en yüksek aylık reel getiri yüzde 12,61 ile külçe altında gerçekleşti
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan “finansal yatırım araçlarının reel getiri oranları” raporu, ekim ayına ilişkin piyasa performanslarını ve yatırımcıların kazanç/kayıp durumlarını detaylı bir biçimde analiz etti. Açıklanan verilere göre, geride bıraktığımız ayda yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağlayan finansal enstrüman, külçe altın olarak belirlendi. Altın, bu dönemde enflasyonist baskılar karşısında güçlü bir duruş sergiledi.
Ekim Ayı Performansı: Altının Liderliği Ve Diğer Enstrümanların Seyri
TÜİK raporuna göre, ekim ayında aylık bazda hesaplanan reel getiri oranlarında külçe altın, hem Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) hem de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde zirvede yer aldı. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 13,63, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 12,61 gibi kayda değer oranlarda reel getiri sağlayarak yatırımcılarının yüzünü güldürdü. Bu durum, altının geleneksel bir güvenli liman olma özelliğini koruduğunu bir kez daha gösterdi.
Ekim ayında diğer finansal yatırım araçlarının Yİ-ÜFE ile indirgenmiş reel getiri oranları incelendiğinde, mevduat faizi (brüt) yüzde 1,5 oranında pozitif getiri sağlarken, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) de yüzde 0,79 oranında yatırımcısına kazandırdı. Ancak aynı dönemde Dolar yüzde 0,41, Avro yüzde 1,23 ve Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi yüzde 3,96 oranlarında yatırımcılarına reel kayıplar yaşattı.
TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 0,59 oranında reel getiri sunarken, DİBS yüzde 0,12, Dolar yüzde 1,31, Avro yüzde 2,12 ve BIST 100 endeksi yüzde 4,82 oranlarında kayba neden oldu. Bu veriler, özellikle tüketici enflasyonu karşısında bazı yatırım araçlarının reel değerini korumakta zorlandığını ortaya koydu.
Üç Aylık Dönem Değerlendirmesi: Altının İstikrarlı Yükselişi
Sadece ekim ayı değil, geçmiş 3 aylık dönemde de külçe altının üstün performansı devam etti. Bu süreçte altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 23,62, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 22,19 gibi yüksek oranlarda reel getiri sağlayarak yatırımcılarına önemli bir kazanç kapısı oldu. Buna karşılık, aynı dönemde BIST 100 endeksi Yİ-ÜFE ile yüzde 3,45, TÜFE ile yüzde 4,56 oranında reel kayıp yaşatarak en çok kaybettiren yatırım aracı olarak kayıtlara geçti.
Altı Aylık Dönemde Doların Reel Kaybı Dikkat Çekti
Yatırım araçlarının 6 aylık performansları analiz edildiğinde, külçe altın yine listenin zirvesinde yer aldı. Altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 24,80, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 25,44 oranında güçlü bir reel getiri sağladı. Bu periyotta öne çıkan bir diğer gelişme ise Dolar’ın performansı oldu. Dolar, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 3,81, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 3,32 oranında kayıp yaşatarak 6 aylık dönemde yatırımcısına en çok zarar veren enstrüman olarak öne çıktı.
Yıllık Bazda Altının Ezici Üstünlüğü
Finansal yatırım araçlarının yıllık bazda reel getiri oranları incelendiğinde, külçe altının ezici üstünlüğü daha net bir şekilde görüldü. Altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 47,46, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 40,94 gibi oldukça yüksek oranlarda reel getiri sağlayarak yatırımcılarına yıllık bazda en büyük kazancı sunan yatırım aracı oldu. Bu uzun vadeli perspektif, altının makroekonomik istikrarsızlıklar ve yüksek enflasyon dönemlerinde ne denli kritik bir rol oynadığını teyit etti.
Diğer Finansal Enstrümanların Yıllık Seyri
Yıllık değerlendirmelerde Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde, mevduat faizi (brüt) yüzde 11,60, DİBS yüzde 4,63 ve Avro yüzde 2,56 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağladı. Ancak bu dönemde Dolar yüzde 3,82 ve BIST 100 endeksi yüzde 5,69 oranlarında kayıp yaşatarak yatırımcılarının reel değerini eritti.
TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 6,67, DİBS ise sembolik bir oranla yüzde 0,01 pozitif reel getiri sağladı. Ne var ki, Avro yüzde 1,97, Dolar yüzde 8,07 ve BIST 100 endeksi yüzde 9,85 oranlarında yatırımcısına ciddi kayıplar yaşattı. Bu durum, özellikle yüksek enflasyonun sürdüğü dönemlerde, nominal getirilerin dahi reel değer kayıplarını karşılamakta yetersiz kaldığını gözler önüne serdi.