Emine Erdoğan Kalanlar Filistin Sergisi’nde Gazze İçin Umut Ve Direniş Vurgusu Yaptı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Bizim televizyon ekranlarına yansıdığında bakmakta dahi zorlandığımız bu yakıcı acıların merkezinde...

Cumhurbaşkanı Emine Erdoğan, Kalyon Vakfı ile Türk Kızılay işbirliğinde düzenlenen "Kalanlar" Filistin Sergisi'nin açılışında önemli açıklamalarda bulundu. Nişantaşı'nda yer alan Kalyon Kültür Tarihi Taş Konak'ta gerçekleştirilen sergi, Gazze'deki büyük yıkımın ortasından yükselen onurlu direnişi sanatın diliyle geniş kitlelere ulaştırmayı hedefledi. Erdoğan, serginin düzenlenmesinde emeği geçen Kalyon Vakfı'na teşekkürlerini iletirken, her ziyaretçi adına Türk Kızılayı'nın "Filistin'e Nefes" kampanyasına yapılacak bağışları takdirle karşıladığını ifade etti.


Gazze'deki Büyük İnsani Yıkımın Vahim Tablosu

Emine Erdoğan, konuşmasında Gazze'nin dünya haritasındaki küçük konumuna dikkat çekerek, bu daracık coğrafyanın tarih boyunca yaşanan en acımasız ve sistematik soykırımlardan birinin merkezi haline geldiğini dile getirdi. Erdoğan, Gazze Şeridi'nin yüz ölçümünün sadece 365 kilometrekare, yani İstanbul'un Beykoz ilçesi kadar bir alan olduğunu hatırlattı. Ancak bu küçücük bölgenin, insanlık vicdanının kaldırmakta zorlandığı büyük acıların adresi olduğunu vurguladı.

İsrail'in son 2 yıl içinde Gazze'ye 200 bin tondan fazla bomba attığını belirten Erdoğan, bu yıkımın İkinci Dünya Savaşı'nda Hiroşima'ya atılan bombanın 14 katı büyüklüğünde bir etki yarattığına işaret etti. Verilere göre, 2 senede Gazze'de yaklaşık 20 bini çocuk olmak üzere 70 binden fazla insan hayatını kaybetti. Bu süreçte 56 binden fazla çocuk yetim kalırken, 2 bin 700 aile nüfus kayıtlarından silindi. Eğitim ve sağlık sektörleri de ağır darbeler aldı; 13 bin 500 öğrenci, 830 öğretmen, 193 akademisyen ve 1500'ün üzerinde sağlık çalışanı yaşamını yitirdi. İsrail'in gıda ve ilaç girişlerini yasaklaması sonucunda 12 binden fazla hamile kadın düşük yaptı. Emine Erdoğan, bu rakamların telaffuzunun kolay olmasına karşın, her bir sayının semaya yükselen ahlar, imdat çığlıkları, gözyaşları ve masumların toprağı sulayan kanından müteşekkil olduğunu hüzünle dile getirdi.


Küllerinden Doğacak Bir Gazze Umudu Ve Direniş

Konuşmasında Gazze'deki insanüstü yaşam mücadelesine de değinen Emine Erdoğan, büyük yıkıma rağmen 2 milyon insanın akıl almaz zorluklarla hayata tutunduğunu belirtti. Okul, hastane, tarım alanı, yeterli gıda ve temiz içme suyu gibi temel ihtiyaçların dahi eksik olduğu bir ortamda, Filistinlilerin direniş azmini örneklerle anlattı. Merhum Filistinli şair Rıfat el-Arir'in "Eğer ölmem gerekiyorsa/Sen yaşamalısın/Hikayemi anlatmak için" dizelerine atıfta bulunan Erdoğan, insanlığın görevinin geride kalanların hikayesini anlatmak, uluslararası hukukun işletilmesi için ses yükseltmek ve bu zulmün bir an önce son bulması için mücadele etmek olduğunu vurguladı.

Gazze'deki yıkıma rağmen hayata tutunma çabalarının devam ettiğini ifade eden Erdoğan, "Kışın ortasında derme çatma çadırlarda, soğuktan titreyen bebeklerle, hastalarla, engellilerle, yaşlılarla birlikte atana kadar susmamaktır" sözleriyle, insani duyarlılığın önemini vurguladı. Sel felaketinin insani krizi derinleştirdiği son dönemde dahi, Filistinli annelerin tüm imkansızlıklara rağmen çocuklarına ders çalıştırmaya devam ettiğini, artık Gazze'de her yerin bir okul haline geldiğini aktardı.


Sanatın Ve Bilginin Direnişteki Rolü

Emine Erdoğan, 1244 caminin yıkılmasına karşın ezan seslerinin susmadığını, Ramazan sofralarının moloz yığınları üzerinde kurulduğunu ve enkaz üzerine gerilen iplerden sarkan renkli bayrakların bir meydan okuyuşa dönüştüğünü belirtti. Bu görüntülerin, "Bizden her şeyimizi aldınız ama yaşama gayretimizi çalamadınız" haykırışını yansıttığını söyledi. Yıkıntılar arasında yapılan düğünlerin, yok edilmeyi reddeden bir halkın en asil direnişi olduğunu, bombaların arasında doğan bebeklerin ise "Bir Filistin vardı, bir Filistin yine var" mısralarına dönüştüğünü ifade etti.

Sanatçıların da bu direnişe sessiz kalmadığını vurgulayan Erdoğan, resim malzemelerini kaybeden bir ressamın, artık kaynamayan tencerelerin isiyle açlığı resmettiğini, algı oyunlarını sanatın inkar edilemez gerçekliğiyle bozduğunu belirtti. Açlık ve kıtlığın inkar edildiği Gazze'de, açlıktan sütü kuruyan kadınların ve bayılan çocukların çizilmesinin, gerçeğin çarpıcılığını ortaya koyduğunu dile getirdi. Ayrıca, ziraat mühendisi bir kadının deniz suyunu içme suyuna çeviren bir arıtma sistemi kurarak ambargoyu bilgiyle delmesini, direnişin farklı boyutlarını gösteren bir örnek olarak sundu. Bu topraklarda yaşayanların dipdiri bir imanla "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediğini, evlerinin anahtarlarını boyunlarında taşıyarak bir gün geri dönme umuduyla sabrettiklerini belirtti. Emine Erdoğan, küllerinden doğacak bir Gazze'ye kendilerinin de inandığını ve bu umudun bir parçası olunması gerektiğini vurguladı.


Filistin Kimliğini Korumak Ve Kültürel Ambargoyu Delmek

Emine Erdoğan, İsrail'in amacının sadece toprak almak olmadığını, asıl hedefin Filistin toprağını Filistin kimliğinden arındırmak olduğunu güçlü bir dille ifade etti. Bu nedenle, sadece insanları değil, milli hafızayı, geleceği kuracak çocukları ve yıllar sürecek insan kaynağını bilinçli bir şekilde hedef aldıklarını belirtti. Erdoğan, bu durumu engellemenin tek yolunun hafıza oluşturmak, bu hafızayı şiirlere, resimlere, romanlara ve filmlere nakşetmek olduğunu vurguladı. "Yahudi düşmanlığı" etiketiyle her sesi bastıran, Filistin'deki kontrol noktalarını ve dikenli telleri zihin haritalarına da yerleştiren İsrail'in kültürel ambargosunu delmenin ancak bu yolla mümkün olabileceğini dile getirdi.

Bu bağlamda, "Hind Receb'in Sesi" gibi filmlerin önemine dikkat çeken Erdoğan, bu filmlerin olmaması halinde 6 yaşındaki bir kız çocuğunun hikayesinin, "İsrail katliamlarında 70 binin üzerinde insan öldürüldü" gibi genel bir istatistik içinde kaybolup gideceğini belirtti. Yakın zamanda Türkiye'de misafir edilen Filistinli yönetmen Basel Adra'nın "Başka Toprak Yok" belgeselinin de, Filistin halkının 70 yılı aşkın süredir yaşadığı trajediyi dünyaya kendi sesiyle anlatma fırsatı sunduğunu ifade etti. Erdoğan, gelecekte Filistin'de tek bir kuşun kanadı kırılsa, tek bir ağacın yaprağı koparılsa veya tek bir çiçek bile solsa, bunların mutlaka sanata konu olması gerektiğini dile getirdi.


Küresel Çifte Standart Ve İnsanlığın Sorumluluğu

Emine Erdoğan, dünya başkentlerinde, tarihten kültüre, sanattan gastronomiye geniş bir anlatıya sahip Filistin müzelerinin kurulması gerektiğine inandığını belirtti. Ona göre mesele, bir halkın yaşadıkları kadar, insanlığın neyi hatırlayıp neyi unuttuğudur. Vicdani yaklaşımlarda sergilenen seçicilik ve önyargılı tutumlara değinen Erdoğan, uluslararası toplumda utanç verici bir çifte standart uygulandığına işaret etti.

Erdoğan, uluslararası topluma şu gerçeğin çok iyi anlatılması gerektiğini vurguladı: "Eğer bugün çocuklara kurşun sıkılabiliyorsa, açlığa mahkum edilen bebekler ağlamaktan katılıyorsa, kadınlar yoksulluk ve çaresizlik içinde çırpınıyorsa, hastalar ilaçsızlıktan ölüyorsa, erkekler İsrail zindanlarında ağza alınmayacak işkencelere maruz kalıyorsa ve tüm bunlar dünyanın gözü önünde olabiliyorsa, artık dünyada hiçbir insan güvende değildir." Gazze'nin, Siyonistlerin evrensel değerleri ve uluslararası hukuku nasıl sistematik bir şekilde ayaklar altına alabileceğini gösterdikleri bir test zemini haline geldiğini ifade eden Erdoğan, bu zorbalığın dizginlenmemesi durumunda, aynı zulmün dünyanın başka bir coğrafyasında, başka bir meşrulaştırmayla yeniden sahneye konulmasının uzak bir ihtimal olmadığını dile getirdi. Bu nedenle, Filistin'i savunmanın, Filistinliler kadar tüm insanlığı, onu ayakta tutan değerleri ve en başta da insan kalma hakkını savunmak anlamına geldiğini belirtti.


"Kalanlar" Sergisi Ve Ziyaretçilerin Etkileşimi

Açılış konuşmasının ardından sergiyi ziyaret eden Emine Erdoğan, çeşitli enstalasyonlar hakkında bilgi aldı. Özellikle "Bu Tencereye Sadece Bakma-Kullan" adlı deneyim alanında, "Filistin'e Umut Ol" mesajını taşıyan resmi bir tencerenin isiyle boyama yaparak katılımcılarla etkileşimde bulundu. Ayrıca, "Hanzala'dan Kalanlar" Umuda Mesaj Bırak alanına, "Filistin bir gün yeniden barış yurdu olacak ve güvercinler bu müjdeyi tüm çocuklara taşıyacak. O güne kadar, siz her zaman dualarımızda, bizse hep sizin yanınızda olacağız" mesajını yazdı.

Serginin anı defterine de duygularını kaleme alan Erdoğan, "Kalanlar Filistin Sergisi'ni ziyaret etmekten büyük bir mutluluk duydum. Filistin halkının 70 yılı aşkın süredir maruz kaldığı zulme rağmen, ortaya koyduğu vakur ve onurlu direnişi, güçlü ve sarsıcı bir anlatımla yansıtan bu sergi, sabrın, mücadelenin ve imanın bükülmez bir bilek olduğunu bir kez daha hatırlatarak, insanlığın umutlarını tazelemektedir. Filistin'in en kısa zamanda barışa, adalete ve insan onuruna yakışır bir geleceğe kavuşmasını temenni ediyor, böylesine başarılı bir çalışmaya imza atan Kalyon Vakfını canıgönülden tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.


Serginin Amaçları Ve Katılımcılar

Kalyon Vakfı Başkanı Reyhan Kalyoncu, Anadolu Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, serginin Filistin halkının onurunu, inancını ve süregelen var olma mücadelesini görünür kılmak amacıyla hazırlandığını belirtti. Kalyoncu, bu serginin sessizliğe karşı bir tanıklık, unutuluşa karşı bir hafıza işlevi gördüğünü ifade etti. Türk Kızılayı'nın başlattığı "Filistin'e Nefes Bağış" kampanyasıyla bu tanıklığın somut bir dayanışmaya dönüştüğünü vurgulayarak, Kalyon Vakfı olarak her ziyaretçi adına yapılan bağışın Filistin'de bir lokmaya ve bir sofraya dönüştüğünü söyledi. Kalyoncu, serginin Filistin halkının yalnız olmadığını ve insanlık onurunun hala ayakta olduğunu açıkça ilan ettiğini ekledi.

Açılış törenine Filistin'in Ankara Büyükelçisi Nasri Abu Jaish, Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Lütfi Elvan ile holdingin yönetim kurulu üyeleri Mehmet Kalyoncu, Haluk Kalyoncu, Kübra Kalyoncu ve Murathan Kalyoncu gibi isimler katıldı.

Kalyon Kültür'de 6 farklı odada 6 farklı enstalasyon ve bir deneyim alanından oluşan sergi, 30 Mart tarihine kadar ziyaretçilere açık kalacak. Küratörlüğünü Muhammed Şems İbrahimhakkıoğlu, Emine Karabulut ve Enes Hakan Tokyay'ın üstlendiği serginin enstalasyon adları arasında "Hanzala'dan Kalanlar", "Labirentten Kalanlar", "Kalanlar Sadece İsimler Kalıyor", "Kalanların Ardında: Sadece İsimler Değişiyor", "Gazze'de Açlık Bir Ressamın Tuvaline Dönüştü ve Soykırım: Açlığın Sessiz Biçimi" ile "Eğitimden Kalanlar" yer alırken, deneyim alanı ise "Bu Tencereye Sadece Bakma-Kullan" olarak adlandırıldı. Sergide Filistin'de yaşananlara dikkat çekmek amacıyla Filistin çorbası, Filistin simidi, zeytin ve hurma ikram edildi.