Erdoğan’dan Gazze Ateşkesi Mesajları Rehavet Olmamalı Kalıcı Çözüm Şart

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır ziyareti dönüşü uçakta gazetecilere yaptığı açıklamalarda, “Gazze’deki sükunet ortamı insanlık cephesini rehavete sevk etmemeli....


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Şarm El-Şeyh'teki zirveden dönüşünde gazetecilere yaptığı açıklamalarda, İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes mutabakatına ve Filistin meselesinin geleceğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, varılan anlaşmanın Filistin sorununu kökten çözen bir belge olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, bunun özünde bir ateşkes düzenlemesi olduğunu belirtti.


Filistin Davası Ve Çözüm Vizyonu


Erdoğan, Filistin davasının yegâne çözümünün, 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devletinin kurulması olduğunu yineledi. Bu hedefe ulaşma sürecinin çetin geçeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı, İsrail hükümetinin verdiği sözleri tutmasının temin edilmesi gerektiğini kaydetti. İsrail'in bu konudaki sicilinin olumsuzluğuna dikkat çeken Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, İsrail üzerinde etkisi bulunan aktörlerin gereken adımları atmaya devam edeceğine inandığını ifade etti.


Gazze'ye İnsani Yardım Ve Yeniden İnşa


Gazze Şeridi'nin savaş sonrası devasa bir enkaz yığınına dönüştüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin insani yardımlardaki öncü rolünü vurguladı. Türkiye'nin, 102 bin ton ile Gazze'ye en fazla insani yardım gönderen ülkelerden biri olduğunu aktaran Erdoğan, son birkaç gün içinde 350 civarında insani yardım tırının Gazze'ye ulaştığını bildirdi. Mutabakatın günlük asgari 600 yardım tırının geçişini öngördüğüne değinen Erdoğan, kış gelmeden Gazzelilerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için canla başla çalışacaklarını ve AFAD aracılığıyla yaklaşık 10 bin çadırın bölgede depolandığını ifade etti. Bölgede sadece yaraların sarılmayacağını, aynı zamanda geleceğin de inşa edileceğini kaydeden Erdoğan, Filistin davasının uzun yıllar sonra ilk kez bu derece insanlığın ortak gündemine oturduğuna dikkat çekti.


Ateşkesin Kırılganlığı Ve Uluslararası Güvence


Erdoğan, Gazze'deki sükûnet ortamının insanlık cephesini rehavete sevk etmemesi gerektiğini belirterek, ateşkesin kalıcı olmasının ve ihlaller yaşanmamasının büyük önem taşıdığını vurguladı. İsrail'in ateşkes ihlalleri konusundaki kötü sicilinin kendilerini daha ihtiyatlı ve titiz olmaya zorladığını ifade eden Cumhurbaşkanı, Türkiye, ABD ve diğer ülkelerin bu ateşkesin korunması konusunda kararlı olduğunu söyledi. Yeniden soykırıma dönüşmesi halinde bunun bedelinin ağır olacağını İsrail'in de bildiğini aktaran Erdoğan, Mısır'daki zirvede görülen ortak ve güçlü iradenin bu sürecin güvencesi olacağını dile getirdi.


"Trump Barış Anlaşması" Ve İmza Süreci


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'deki çatışmaların sona ermesinin ABD Başkanı Sayın Trump tarafından ilan edilmiş olmasının önemine değindi. Sayın Trump'ın bu sürecin birinci derecede takipçisi olacağını, telefon diplomasisinin ihmal edilmeyeceğini belirten Erdoğan, görüşmelerin her seviyede sürdürüleceğini ifade etti. Mısır'da ABD Başkanı Sayın Trump, Mısır Cumhurbaşkanı Sayın Sisi, Katar Emiri Sayın Al Sani ve kendisinin dörtlü bir imza uygulaması gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, atılan imzaların sıradan olmadığını, bu barış iradesinin tarihin kayıtlarına girdiğini söyledi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından metni paylaşılan "Kalıcı Barış ve Refah İçin Trump Anlaşması" başlıklı belge şu ifadeleri içeriyordu:


"Biz aşağıda imzası bulunanlar iki yılı aşkın süredir devam eden derin acı ve kayıpları sona erdiren ve bölge için umut, güvenlik ile barış ve refah için ortak bir vizyonla tanımlanan yeni bir sayfa açan Trump Barış Anlaşması’na tüm taraflarca gösterilen tarihi taahhüdü ve anlaşmanın hayata geçilişini memnuniyetle karşılıyoruz. Başkan Trump’ın Gazze çatışmasını sonlandırmaya ve Ortadoğu’ya kalıcı barış getirmeye yönelik samimi çabalarını destekliyor ve arkasında duruyoruz. Bu anlaşmayı Filistinliler ve İsrailliler dahil olmak üzere bölgedeki tüm halklar için barış, güvenlik, istikrar ve fırsat sağlayacak şekilde birlikte uygulayacağız. Kalıcı barışın hem Filistinlilerin hem de İsraillilerin refah içinde yaşayabileceği, temel insan haklarının korunduğu, güvenliklerinin garanti altına alındığı ve onurlarının muhafaza edildiği bir sulh olacağı anlayışındayız. Anlamlı ilerlemenin ancak işbirliği ve devam eden diyalog yoluyla gerçekleşebileceğini ve uluslar ve halklar arasındaki bağların güçlendirilmesini bölgesel ve küresel barış ile istikrarın kalıcı çıkarlarına hizmet ettiğini vurguluyoruz. Aralarında Hıristiyanlık, İslamiyet ve Yahudiliğin de bulunduğu kökleri bu topraklarda iç içe geçmiş inanç toplulukları için bu bölgenin derin tarihi ve manevi öneminin farkındayız. Bu kutsal bağlara saygı gösterilmesi ve kültürel miras alanlarının korunması, barış içinde bir arada yaşama taahhüdümüzün temel önceliği olmaya devam edecektir. Aşırıcılık ve radikalleşmenin her türünü ortadan kaldırma kararlığında birleşmiş bulunuyoruz. Şiddetin ve ırkçılığın normalleştirildiği ya da radikal ideolojilerin sivil yaşamın dokusunu tehdit ettiği hiçbir toplum gelişemez. Aşırıcılığı mümkün kılan koşullara eğilmeyi ve kalıcı barışın temelleri olarak eğitimi, fırsat eşitliğini ve karşılıklı saygıyı desteklemeyi taahhüt ediyoruz. Bu vesileyle gelecekteki anlaşmazlıkların güç kullanımı veya uzun süreli çatışmalar yoluyla değil, diplomatik temaslar ve müzakere aracılığıyla çözülmesi yönünde taahhütte bulunuyoruz. Ortadoğu’nun sürekli savaşlar, tıkanmış müzakereler ya da başarılı şekilde müzakere edilmiş ancak parçalı, eksik veya seçici biçimde uygulanan anlaşmalar şeklinde cereyan eden döngüyü daha fazla kaldıramayacağının bilincindeyiz. Son iki yılda tanık olunan trajediler gelecek nesillerin geçmişin başarısızlıklarından daha iyisini hak ettiğine dair acil bir uyarı işlevi görmelidir. Bu bölgenin ırk, inanç ve etnik kökene bakılmaksızın herkesin barış, güvenlik ve ekonomik refah arzularının peşinden gidebileceği bir yer olmasını sağlayarak herkes için hoşgörü, haysiyet ve fırsat eşitliği istiyoruz. Bölgede karşılıklı saygı ve ortak kader ilkelerine dayanan kapsamlı bir barış, güvenlik ve ortak refah vizyonunun peşindeyiz. Bu anlayışla Gazze Şeridi’nde kapsamlı ve kalıcı barış düzenlemelerinin tesisine yönelik kaydedilen ilerlemeyi, ayrıca İsrail ile bölgedeki komşuları arasındaki dostane ve karşılıklı faydaya dayalı ilişkiyi memnuniyetle karşılıyoruz. Gelecek nesillerin barış içinde bir arada yaşayabilecekleri kurumsal temeller inşa ederek bu mirası hayata geçirmek ve sürdürmek için hep birlikte çalışacağımıza söz veriyoruz. Kalıcı bir barış geleceğine kendimizi adamış bulunuyoruz."


Suriye Politikası Ve Bölgesel Dinamikler


Suriye ve bölgenin kazanımlarının korunması için yakın eşgüdüm ve işbirliğini güçlendirmekte kararlı olduklarını ifade eden Erdoğan, Suriye Cumhurbaşkanı Sayın Ahmed Şara'yı ve arkadaşlarını yalnız bırakmak diye bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. SDG'yi yanlış yollara tevessül etmemesi ve Suriye'nin birlik ve bütünlüğüne destek olması konusunda sık sık uyardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı, Suriye'nin toprak bütünlüğü, bir ve beraber, müreffeh geleceğe ulaşmaları yolunda tutum takınmalarını temenni etti. Erdoğan, "Yönünü Ankara'ya ve Şam'a dönenler kazanacak, kendilerine başka hamiler arayanlar kaybedecek" şeklinde konuştu.


İç Siyasete Yönelik Eleştiriler


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Brüksel ziyaretini de değerlendirdi. CHP'nin geçmişte de kendi halkından bulamadığı karşılığı hep yurt dışında aradığını belirten Erdoğan, "Yurtdışına şikâyet turları düzenliyorlar. Böyle rezillik olur mu?" diyerek eleştiride bulundu. Erdoğan, Sayın Özel'den Avrupalı Türklerden özür dilemesini beklediğini, zira iki ay önce bazı milletvekillerinin gurbetçilere yönelik "zırzop" ifadesini kullandığını hatırlattı. Özel'in bu konuda bir açıklama veya düzeltme yapmadığını vurgulayan Erdoğan, Brüksel'de Türkiye Cumhurbaşkanı'nı yuhalatarak "çok daha büyük bir skandala imza attığını" sözlerine ekledi.