Erken Menopoz Ve Kısırlık Riskine Karşı Genç Kızlara Tarama İle Yumurta Dondurma Önerisi
Doğurganlık hızı 1.48’e düşerken Türkiye, Güney Kore’den sonra dünyanın en hızlı yaşlanan ikinci ülkesi oldu.
Antalya'da düzenlenen Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi, Türkiye'nin ve dünyanın karşı karşıya olduğu önemli bir demografik soruna dikkat çekti. Hızla yaşlanan nüfusun, ekonomik yükünü taşıyacak yeterli genç nüfusun olmaması, uzmanlar tarafından gelecekte ciddi sosyoekonomik krizlerin habercisi olarak değerlendirildi. Bu bağlamda, kısırlık (infertilite) ve erken menopoz konuları, ülkenin demografik geleceği açısından kritik bir öneme sahip olduğu vurgulandı.
Genç Kızlara İnfertilite Taraması Ve Erken Yumurta Dondurma Çağrısı
Kongrede söz alan Prof. Dr. Barış Ata, günümüzde bir kesimin çocuk sahibi olmayı tercih etmezken, diğer bir kesimin ise istemesine rağmen çocuk sahibi olamama gibi çelişkili durumlarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu noktada infertilite tedavisinin hayati bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Ata, yenidoğan bebeklere uygulanan bazı hastalık taramalarına benzer şekilde genç kızlara da infertilite taraması yapılması yönünde önemli bir öneride bulundu. Prof. Dr. Ata, bu taramalar sayesinde erken menopoz riskinin öngörülebileceğini ve buna göre erken yaşta yumurta dondurma seçeneğinin genç kadınlara sunulabileceğini dile getirdi. Mevcut verilere göre, her 100 kadından 1'inin erken menopoza girdiği bilgisini paylaşan Ata, genetik paneller aracılığıyla bir kadının erken menopoza girip girmeyeceğinin tespit edilebileceğini ve bu tespitler doğrultusunda yaş durumuna göre erken yaşta yumurta dondurma işleminin tavsiye edilebileceğini açıkladı.
Kısırlık Vakalarındaki Artış Ve Kimyasalların Rolü
Prof. Dr. Yaprak Üstün ise yumurta dondurma sürecinde yaş faktörünün belirleyici önemine dikkat çekti. Üstün, bir örnekle durumu açıklayarak, "Örneğin 42 yaşındaki bir hastanın sağlıklı bir çocuk doğurabilmesi için ortalama 33 yumurta toplanması gerekirken, 33 yaşındaki bir hastadan ise 15 yumurta toplanması yeterli olmaktadır" ifadelerini kullandı. Toplumda her 100 kadından 10 ila 12'sinin infertilite sorunuyla karşılaştığını belirten Prof. Dr. Üstün, son dönemlerde infertilite üzerindeki olumsuz çevresel faktörlerin ve kimyasalların etkisinin göz ardı edilemeyecek düzeyde olduğunu vurguladı. Makyaj malzemelerinden içme sularındaki tehlikeli maddelere kadar geniş bir yelpazede hormon bozucu kimyasallara maruz kalındığını söyleyen Üstün, hekimlik kariyerinin ilk yıllarındaki gözlemleri ile güncel durumu kıyaslayarak "Hekimliğe ilk başladığım yıllarda gördüğüm yaşlar ile şimdiki arasında ciddi bir fark var. Erken menopoz yaşının arttığını görüyoruz" diyerek endişelerini dile getirdi. Bu durum, erken menopoz ve infertilite risklerinin çevresel faktörlerle birlikte giderek yükseldiğini ve bu alanda daha kapsamlı önleyici tedbirlerin alınması gerektiğini ortaya koydu.