Eurofighter Alım Görüşmeleri Olumlu İlerlerken İsrail’E Uluslararası Baskı Çağrısı Yapıldı
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Katar ve Umman’la bir süredir devam eden Eurofighter savaş uçaklarının satın alımı konusunda muhataplarımızla konuyu ele aldık....
Türkiye, dış politika ve savunma sanayii alanındaki yoğun temaslarını sürdürerek hem stratejik alımlar hem de kritik bölgesel meselelerde aktif bir rol üstlendiğini vurguladı. Son Körfez turu kapsamında yapılan görüşmelerde Eurofighter savaş uçağı tedariki konusu masaya yatırılırken, Gazze'deki insani kriz ve ateşkese uyulması çağrısı da uluslararası kamuoyuna iletildi.
Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Odaklı Eurofighter Müzakereleri
Kuveyt, Katar ve Umman'ı kapsayan Körfez turunda, Türkiye'nin savunma sanayii kapasitesini güçlendirmeye yönelik önemli adımlar atıldı. Özellikle Katar ve Umman'da savunma şirketlerinin muhataplarıyla verimli görüşmeler gerçekleştirildi. Milli Savunma Bakanlığı'nın eş güdümünde, Katar ve Umman taraflarıyla uzun süredir devam eden Eurofighter savaş uçaklarının satın alımı süreci, liderler düzeyinde de ele alındı. Bu karmaşık teknik detaylara sahip konudaki müzakerelerin olumlu yönde seyrettiği belirtildi.
Yapılan açıklamalarda, Savunma ve Dışişleri Bakanlarının da bu temasları sürdürdüğü ve gelecekte de bu görüşmeleri yürütmeye devam edecekleri ifade edildi. Hedef, bu süreci süratle bir sonuca bağlayarak Türk Hava Kuvvetleri'nin kapasitesini önemli ölçüde artırmaktır. Bu uçakların envantere katılmasıyla Hava Kuvvetleri'nin çok daha güçlü bir konuma erişeceği vurgulandı.
İsrail'e Ateşkese Uyması İçin Uluslararası Baskı Şartı
Gazze'deki insani krize ilişkin değerlendirmelerde, Türkiye'nin ateşkesin sağlanması noktasında azami gayreti gösterdiği yinelendi. Hamas'ın ateşkese riayet ettiği, ancak İsrail'in ihlallerine devam ettiği belirtildi. Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere uluslararası toplumun, İsrail'in ateşkese ve anlaşmaya tam uyumunu sağlama noktasında daha fazla çaba sarf etmesi gerektiği kaydedildi. Bu süreçte İsrail'e yönelik yeterli diplomatik baskının elzem olduğu vurgulandı.
Gazze'nin yeniden ayağa kalkacağına dair inanç tam ifade edilirken, bölgeye kesintisiz insani yardım erişiminin kritik önemi vurgulandı. Türkiye'nin, Mısır'a yaptığı yardımlara asla ara vermediği ve devlet ile sivil toplum kuruluşları aracılığıyla ulaştırılan yardımların tırlarla Gazze'ye sevk edildiği bildirildi. On yedinci İyilik Gemisi'nin geçtiğimiz günlerde El-Ariş Limanı'na ulaştığı bilgisi paylaşıldı. Gazze'nin yeniden inşa ve ihya edilmesi için hazırlıkların yapıldığı, artık sözden ziyade icraat zamanı olduğu ifade edildi. İsrail'in, verdiği sözleri tutmaya zorlanması için yaptırımlar ve silah satışlarının durdurulması gibi adımların atılmaya devam edileceği belirtildi.
İstanbul Barış Vizyonu Ve Rusya-ukrayna Krizinde Türkiye'nin Rolü
ABD ile Rusya arasında Budapeşte'de planlanan ancak iptal edilen görüşmenin ardından, Rusya-Ukrayna krizinin çözümü için "İstanbul formülü"nün önemi bir kez daha ortaya çıktı. Türkiye'nin, bu tür bir barış adımına ev sahipliği yapmaya her an hazır olduğu dile getirildi. Budapeşte'deki görüşmenin gerçekleşmesinin arzu edildiği ifade edilirken, savaşın sona erdirilmesi için her türlü diyaloğun faydalı olacağı görüşü aktarıldı. Her iki tarafla da iyi ilişkilere sahip olan ve her iki tarafın da güvenini kazanmış bir ülke olarak Türkiye'nin, barış yolunda bu avantajını insanlığın yararına kullanmaya kararlı olduğu bildirildi.
İç Siyasette Terörle Mücadele Ve Muhalefetle İlişkiler
Terörsüz Türkiye sürecinde DEM Parti'nin tavrına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. DEM Parti'den beklenen yaklaşımın bu yönde olmadığı ifade edilerek, hafta sonuna kadar DEM heyetinin kabul edileceği ve bu konuların masaya yatırılacağı belirtildi. Özellikle Pervin Hanım ile daha önce bu konularda görüşmeler yapıldığı hatırlatıldı ve bu hafta sonu yapılacak görüşmede konuların tekrar değerlendirileceği açıklandı. Terörsüz Türkiye'nin tüm ülkeye, 86 milyon vatandaşa fayda sağlayacağı vurgulanarak, Diyarbakır'dan gelen son açıklamaların üzüntüyle karşılandığı ifade edildi.
Irak ve Suriye tezkeresi Meclis'te oylanırken Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) ret oyu vermesi de eleştiri konusu oldu. Türkiye'nin Irak ve Suriye'deki varlığının nedenlerinin açık olduğu, ancak CHP'nin bu durumu idrak edemediği belirtildi. Bu meselenin bir parti meselesi değil, bir memleket meselesi olduğu vurgulandı. Suriye ve Irak'ta yürütülen mücadelenin sadece teröre karşı değil, aynı zamanda Türkiye'nin bekasına yönelik oyunları bozma operasyonu olduğu ifade edildi. CHP yönetiminin, sınır ötesindeki tehlikelerin bertaraf edilmesinden neden rahatsızlık duyduklarını açıklamaları gerektiği belirtilerek, "Elbette biz, Türkiye'nin güvenliğini CHP'liler rahatsız olacak diye riske atamayız." açıklaması yapıldı.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İle İlişkiler Ve Seçim Sonuçları
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) yapılan seçimleri Tufan Erhürman'ın kazanmasının ardından yeni dönemdeki ilişkilere değinildi. AK Parti iktidarında KKTC ile ilişkilerin bugüne kadar nasıl seyrettiği, bundan sonra da aynı şekilde devam edeceği ifade edildi. Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'a karşı bakış açısının asla değişmeyeceği, yapılan seçimin önemli olduğu ve Kıbrıs Türk halkının iradesine büyük saygı duyulduğu belirtildi. Erhürman'ın tebrik edildiği ve Körfez ziyaretinin ardından Ankara'da ağırlanacağı duyuruldu. Türkiye'nin KKTC'ye yaptığı yatırımlar ve inşa edilen Cumhurbaşkanlığı ile Parlamento binaları örnek gösterilerek, Kuzey Kıbrıs'a verilen destek vurgulandı.
Beşiktaş Belediyesi İddianamesi Ve Hukukun Üstünlüğü Vurgusu
Kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen Beşiktaş Belediyesi'ne yönelik iddianameye ilişkin CHP Lideri Özgür Özel'in eleştirileri yanıtlandı. Eleştirilere, CHP'nin zihniyet yapısının hala "Yassıada"da kaldığı, oysa Yassıada'nın "Demokrasi ve Özgürlükler Adası"na dönüştürüldüğü belirtilerek karşılık verildi. İktidara gelmeleri halinde AK Partilileri yargılama tehditlerinin "faşizan bir zihniyet"in göstergesi olduğu ifade edildi. "Adalet yerini bulsun, kim ne yaptıysa hesabını hukuk önünde versin." prensibi hatırlatıldı.
CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk, rüşvet ve irtikap suçlamalarının deliller, ispatlar ve bizzat CHP'lilerin itiraflarıyla ortaya konmaya başladığı iddia edildi. Sayın Özel'in tehditlerinin, yaşananları örtbas etme çabası olduğu belirtilerek, "Minareye kılıf hazırlama gayretidir, başka bir şey değil." ifadesi kullanıldı. Beşiktaş ile ilgili söz konusu kişinin durumunun malum olduğu, çeşitli yerlerden pek çok belge ve bilginin çıktığı belirtilerek, yaşananların millet tarafından görüldüğü vurgulandı.
Stoltenberg'in Anılarında Türk Misafirperverliği
NATO eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in anılarını yazdığı kitabında yer alan sohbetler ve haşlanmış mısır ikramı anısı hatırlatıldı. Mevsimine göre misafirlere mısır veya kestane ikram edildiği, bunun bir Türk misafirperverliği geleneği olduğu belirtildi. Sayın Stoltenberg'in NATO Genel Sekreterleri içerisinde olumlu yaklaşımları olan bir isim olduğu, ailece misafir edildiği ve Boğaz'da ailece gezintiler yapılan bir dost olarak anıldığı ifade edildi. Bu tür ilişkilerin diplomasinin gereği olduğu ve önem arz ettiği vurgulandı. Şu anki Genel Sekreter Mark Rutte ile de ilişkilerin iyi olduğu belirtilerek, Stoltenberg'in bu anıları kitabında değerlendirmesinin, ilişkilerin devamlılığı açısından isabetli olduğu kaydedildi. İlk görüşmede bu kitabın karşılıklı tahlil edileceği beklentisi dile getirildi.