Yerli Otomatik Eksternal Defibrilatör Üretimi Kalp Kriziyle Mücadelede Yeni Bir Dönem Başlattı

Hacettepe Üniversitesi, ani kalp durmalarında ilkyardım müdahalesinde kullanılacak 55 otomatik şok cihazını kampusta kullanıma sundu. Bu cihazla kalp krizi...


Türkiye, ani kalp durmalarıyla mücadelede önemli bir adım atarak, hayat kurtaran Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazlarının yerli üretimine başladı. Türkiye Kardiyoloji Derneği’nin sunduğu çarpıcı verilere göre, ülkemizde her yıl yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçirmekte ve ne yazık ki 125 bin insan bu nedenle yaşamını yitirmektedir. Bu yüksek ölüm oranları karşısında, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun müjdesini verdiği yerli üretim elektroşok cihazları, hayatta kalma oranlarını artırma potansiyeliyle büyük bir umut kaynağı oldu.


Hacettepe Üniversitesi ve ASELSAN işbirliğiyle geliştirilip üretilen bu cihazlar, ilkyardım müdahalelerinde kritik bir rol oynamaktadır. Türkiye’de çok daha düşük maliyetlerle yaygın bir biçimde kullanılabilecek olan OED’ler, birçok Avrupa ülkesi ve ABD’de havalimanları, alışveriş merkezleri gibi kalabalık kamu alanlarında zaten bulunmaktadır. Halk arasında elektroşok cihazı olarak bilinen defibrilatörler, ani kalp krizlerine hızlı ve etkili bir şekilde müdahale edilmesini sağlayarak, kalp ritmini normale döndürme işlevi görmektedir.


Yaygınlaştırma Hamleleri Ve Güvenli Kampüs Ağı Projesi


Yerli üretimle birlikte OED cihazlarının toplumda daha erişilebilir hale gelmesi için somut adımlar atıldı. Hacettepe Üniversitesi, ‘Güvenli Kampüs Ağı’ projesi kapsamında, kampüsün stratejik noktalarına Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazlarını yerleştirdi. Bu cihazlar, kampüs içinde meydana gelebilecek acil durum müdahalelerinde hayati bir rol üstlenecek ve anında müdahale imkânı sunarak, öğrencilerin ve personelin güvenliğini artıracaktır.


Benzer şekilde, Sağlık Bakanlığı tarafından İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerdeki birçok kamusal alana OED cihazları yerleştirildi. Bu adımlar, cihazların hastane dışı kullanımını yaygınlaştırma hedefinin bir parçası olarak değerlendirildi. Ayrıca, 09 Aralık tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan “Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik” ile bu cihazların toplumsal düzeyde yaygınlaştırılmasına yönelik yasal altyapı da oluşturuldu. Bu yönetmelik, OED’lerin kamusal alanlarda bulundurulmasını kademeli olarak zorunlu hale getirecek bir sürecin başlangıcı olarak kabul edildi.


Uzmanlardan Oed Kullanımına İlişkin Önemli Açıklamalar


Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Başhekimi ve Türkiye Acil Tıp Derneği Başkanı Doç. Dr. Bülent Erbil, yeni geliştirilen cihazla ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Erbil, OED’lerin hastane dışı kalp ve solunum durmalarında insanlara müdahale edebilmek amacıyla kullanıma sunulan kritik cihazlar olduğunu belirtti. Avrupa’da otomatik şok cihazlarının kullanım oranının %15 ile %40 seviyelerinde olduğunu aktaran Doç. Dr. Erbil, bu oranın Türkiye’de henüz %0 seviyesinde olduğunu vurguladı. Bu düşük oranın temel nedeninin, cihazların henüz halka açık ve toplu yaşamın bulunduğu noktalara yeterince yerleştirilmemiş olmasıydı. Erbil, “Taşınabilir Otomatik Şok Cihazı Hakkında Yönetmelik ile birlikte bu cihazların yaygınlaştırılması noktasındaki sürecin başladığını söylemek mümkündür. Hacettepe Üniversitesi Güvenli Kampüs Ağı projesi ile bizler de OED’lerin yaygınlaştırılması ve topluma örnek olunması için tüm bu çabalara destek olmaktayız,” şeklinde konuştu.


Eğitim Ve Farkındalık Çalışmaları Hız Kazanıyor


Doç. Dr. Bülent Erbil, OED cihazlarının kampüse yerleştirilmesinin ardından farkındalık düzeyinin çok ciddi bir şekilde arttığını gözlemlediklerini ifade etti. Üniversite çalışanlarının bu eğitimleri alma konusunda büyük bir istek gösterdiğini belirten Erbil, cihazların kullanımıyla ilgili kısa eğitim videolarının yanı sıra uzaktan eğitim modülü videolarının da hazırlandığını bildirdi. Video eğitimlerinin ardından, kampüste belirlenen alanlarda kalp masajı yapımına dair pratik eğitimler verileceği kaydedildi.


OED cihazının kullanımının herhangi bir tıbbi bilgi gerektirmediği de özellikle vurgulandı. Cihaz, açıldığı andan itibaren kullanıcıya tüm talimatları sesli ve görsel olarak sunmaktadır. Hastaya müdahale eden kullanıcı, cihazın yönlendirmesiyle öncelikle pedleri, ardından kabloyu takmaktadır. Bu adımlar tamamlandığında, cihaz “çekilin ritim analiz ediliyor” uyarısı vermektedir. Bu komutun duyulmasıyla birlikte, kalp ve solunumu duran kişiden uzaklaşılması gerekmektedir. Cihazın şok önerdiğinde ise “şok düğmesine basınız” komutuyla müdahale tamamlanmaktadır.


Gelecek Hedefleri Ve Hayatta Kalma Oranlarını Artırma Vizyonu


Türkiye Acil Tıp Vakfı Başkanı Prof. Dr. Şahin Çolak, 2026 yılına kadar toplumun farklı kesimlerinden en az 10 bin kişiye ulaşarak OED farkındalığını artırmayı ve vatandaşların bu hayati cihazı tanımasını sağlamayı hedeflediklerini açıkladı. Türkiye’de hastane dışı ani kardiyak ölüm vakalarının yaklaşık 80 bin ila 100 bin arasında tahmin edildiğini belirten Prof. Dr. Çolak, otomatik şok cihazının doğru zamanda uygulanması durumunda ölümlerin yaklaşık %70’inin önüne geçilebildiğinin bilimsel olarak kanıtlandığını ifade etti.


Prof. Dr. Çolak, “Kalp ritmini otomatik analiz eden, yalnızca şoklanabilir ritim tespit ettiğinde elektroşok uygulayan ve yanlış şok vermeyi önleyen bu taşınabilir cihazlar, sesli ve görsel olarak adım adım yönlendirerek, vatandaşlara en doğru müdahaleyi en hızlı şekilde yapma imkânı sunmaktadır,” dedi. Hastane dışı kalp durmalarında hayatta kalma oranının ne yazık ki çok düşük olduğunu hatırlatan Çolak, 01 Ocak 2026 tarihinde yürürlüğe girecek yönetmelikle birlikte, 2026-2028 yılları arasında havaalanları, alışveriş merkezleri, istasyonlar gibi insan yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda OED cihazı bulundurulmasının kademeli olarak zorunlu hâle geleceğini bildirdi. Bu sayede, toplumun bu hayati cihaza erişiminin sistematik biçimde artacağını ve dolayısıyla hayatta kalma oranlarının önemli ölçüde yükseleceğini sözlerine ekledi.