Bakan Şimşek Dezenflasyonun Devam Edeceğini Açıkladı Makroekonomik İstikrar Hedefleri Teyit Edildi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek "Küresel ticaret savaşları öngörümüz bu boyutlarda yoktu. İçeride yaşanan birtakım gelişmeleri bizim öngörmemiz mümkün değil. Bölgemizde bir savaş öngörümüz yoktu. Bütün bunlara rağmen dezenflasyon devam etti ve devam edecek. Son 1-2 aydaki rakamlar hiçbir şekilde algıyı da gerçekliği de değiştiremez. Çünkü şartlar dezenflasyon için hala elverişli ve devam ediyor" dedi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul Finans Merkezi Ziraat Bankası Genel Müdürlük Oditoryumu'nda düzenlenen Dünya Gazetesi Ekonomi Zirvesi'nde yaptığı önemli konuşmada, küresel ve ulusal ekonomiye ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, dezenflasyon sürecinin kararlılıkla sürdüğünü ve ilerleyen dönemde de devam edeceğini vurgulayarak, Türkiye ekonomisinin mevcut zorluklara rağmen önemli avantajlara sahip olduğunu dile getirdi.



Küresel Ekonomik Görünüm Ve Türkiye'ye Etkileri

Bakan Şimşek, küresel ekonomideki son gelişmelere değinerek, ABD ile Çin arasındaki anlaşmaların gerilimi önemli ölçüde azaltıcı nitelikte olduğunu belirtti. Küresel dezenflasyon sürecinin devam ettiğini ve emtia fiyatlarının göreceli bir istikrar gösterdiğini ifade eden Şimşek, bilhassa enerji fiyatlarında sınırlı düşüş beklentilerinin bulunduğunu aktardı. Küresel finansal koşulların Türkiye ve benzeri yükselen ekonomileri daha fazla destekleyici bir yönde ilerlediğini dile getiren Bakan, dünya ekonomilerinin yüksek borçluluk ve yaşlılık kriziyle karşı karşıya kalmasına karşın, Türkiye'nin bu konuda bir istisna teşkil ettiğini kaydetti. Jeopolitik gerilimler, sıcak çatışmalar ve iklim değişikliği gibi olumsuz faktörlerin küresel ekonomide yarattığı meydan okumalara dikkat çeken Şimşek, buna rağmen bu yıl küresel ticarette korkulan olumsuzlukların yaşanmadığını ve bir önceki yıla benzer gelişmelerin gözlemlendiğini ifade etti. Türkiye'nin ihracat pazarlarında sınırlı ancak belirgin bir toparlanma eğilimi olduğunu vurgulayan Bakan, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinin Türkiye için stratejik önem taşıdığını ve bu bölgelerdeki büyümenin Türkiye açısından büyük önem arz ettiğini belirtti.



Türkiye'nin Ekonomik Avantajları Ve Potansiyelleri

Bakan Mehmet Şimşek, Türkiye'nin artan korumacılığa karşı nispeten daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. İhracatın yaklaşık %62'sinin serbest ticaret anlaşmalarının bulunduğu ve kural bazlı ticaret yapılan ülkelere yöneldiğini, kalan kısmının ise yakın coğrafyalara yapıldığını kaydetti. Şimşek, "Ya kural bazlı ticaret yapıyoruz ya da dost ve yakın coğrafyalara mal ve hizmet sunuyoruz." diyerek bu stratejik avantajın altını çizdi. Tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, bölgesel entegrasyon ve ülkenin bulunduğu lojistik ve ulaştırma koridorlarının sunduğu imkanlara değinen Bakan, Türkiye'nin hizmet ihracatındaki potansiyelinin tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu belirtti. Turizmde zaten küresel bir oyuncu olan Türkiye'nin, inşaat, teknik müşavirlik, yazılım, oyun, dizi ihracatı ve sağlık turizmi gibi alanlarda da önemli bir büyüme kaydedeceğini ifade etti. Bakan Şimşek, "Şu anda dünyada önemli bir hizmet ihracatçısıyız ama bu pozisyonumuzu güçlendirme potansiyelimiz tahmin edilenin çok ötesinde. Bugün yaptığımız bütün reformlar, yatırımlar aslında bu bileşeni çok daha güçlü bir şekilde devreye almamızı sağlayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin düşük borçluluk oranının yapısal dönüşüm ve reformların hayata geçirilmesinde büyük katkı sağlayacağını belirten Şimşek, bunun verimliliği artıracak altyapı yatırımlarına imkan tanıdığını söyledi. Üretim üslerinin limanlara demir yoluyla bağlanmasının en büyük önceliklerden biri olduğunu dile getirdi. Bakan Şimşek ayrıca, Türkiye'nin genç ve çalışma çağındaki nüfusunun artmaya devam edeceğini, kadınların iş gücüne katılımının artırılmasıyla ülkenin önümüzdeki 20 yıl için önemli bir demografik fırsat penceresine sahip olacağını vurguladı. Dünyanın yaşlanan nüfusu karşısında sağlık turizmi ve yaşlı bakım hizmetleri gibi "gümüş ekonomi" alanlarında Türkiye için büyük fırsatlar doğduğunu sözlerine ekledi.



Ekonomik Programın Temel Hedefleri Ve İlerleme

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, yürütülen ekonomik programın ana hedefinin sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımı olduğunu ifade etti. Bu hedefe ulaşmada fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir dış dengenin kritik öncelikler arasında yer aldığını belirtti. Ayrıca sanayide, yeşil alanda ve dijitalleşmede dönüşüm, üretken altyapı yatırımları ve kamu maliyesi reformları gibi yapısal dönüşümlerin önemini vurguladı. Bu adımların amacının verimlilik artışı yoluyla rekabet gücünü yükseltmek ve Türkiye'nin büyüme potansiyelini artırmak olduğunu kaydetti. Bakan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin yaralarının sarılması için bugüne kadar tahakkuk bazlı 3,6 trilyon TL (yaklaşık 90 milyar Dolar) kaynak tahsis edildiğini ve Kur Korumalı Mevduat (KKM) sisteminden çıkışın yönetilmesinin büyük önem taşıdığını aktardı.

Şimşek, programın ilk yılının risklerin kontrol altına alınması ve yönetilmesi süreci olduğunu, ikinci evrede ise makro dengesizliklerin azaltılmasına odaklanıldığını belirtti. Cari açığın milli gelire oranının program öncesindeki %5,3 seviyelerinden önemli ölçüde azaldığını, mali disiplinin yeniden tesis edildiğini ve KKM'den çıkışın büyük oranda başarıldığını dile getirdi. Bakan, programın Mart ayından bu yana çok çeşitli iç ve dış şoklara rağmen rayından çıkmadığını, bazı konularda arzulanan hızda gidilemese de ilerlemenin esas alındığını vurguladı.



Dezenflasyon Sürecindeki Kararlılık

Bakan Şimşek, dezenflasyonun devam ettiğini ve edeceği mesajını güçlü bir şekilde yineledi. 2022 yılı sonunda yaklaşık %65 olan enflasyonun 2023 yılında %44'e, bu yıl ise %33'e gerilediğini belirterek, bunun önemli bir ilerleme olduğunu kaydetti. Mevcut yıl sonu enflasyon hedefi olan %25-29 bandını yakalamanın zor göründüğünü kabul eden Şimşek, programı yaparken kuraklık, tarımsal don, küresel ticaret savaşları ve bölgesel savaş gibi öngörülemeyen faktörlerin ortaya çıktığını dile getirdi. Bu faktörlere rağmen dezenflasyonun devam ettiğini ve edeceğini vurgulayan Bakan, "Son 1-2 aydaki rakamlar hiçbir şekilde algıyı da gerçekliği de değiştiremez. Çünkü şartlar dezenflasyon için hala elverişli ve devam ediyor." dedi.

Hizmet enflasyonundaki yüksekliğin de sona erdiğini ifade eden Şimşek, kiralardaki ve eğitim ücretlerindeki artışların gerilemeye başladığını, hizmet enflasyonunun da programa olumlu tepki verdiğini belirtti. Gelecek yıl, kuraklık devam etmezse gıda enflasyonunun baz etkisiyle manşet enflasyonun çok daha hızlı düşeceğini öngördüğünü kaydetti. Bakan Şimşek, enflasyon beklentilerindeki geçici kötüleşmenin, gelecek sene çok farklı bir noktada olma ihtimalinin yüksek olduğunu söyledi.



Makroekonomik Göstergelerde İyileşmeler

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, cari açıktaki, cari işlemler açığındaki ve brüt dış borç stokunun milli gelire oranındaki ciddi iyileşmelerden bahsetti. Bu düşüşü kalıcı hale getirmeyi hedeflediklerini belirten Bakan, tartışmaların genellikle mutlak rakamlar üzerinden yapıldığını, ancak önemli olanın bu rakamları standart karşılaştırılabilir ölçütlere bağlamak olduğunu vurguladı. Oranlara bakıldığında tüm göstergelerde ciddi bir iyileşme olduğunu ifade etti.

Rezervlerdeki iyileşmeye dikkat çeken Şimşek, Türkiye'nin uluslararası standartlarda, IMF tanımına göre dahi rezerv yeterliliğini sağladığını belirtti. 2003-2023 döneminde 0,9 olan rezerv yeterliliğinin şu anda 1,15'lere çıktığını, 1 ve üstünün zaten yeterli kabul edildiğini aktardı. Türkiye'nin kredi risk primindeki düşüşe de işaret eden Bakan, Hazine'nin 10 yıllık tahvil faizinin 2023 ortalarındaki %10'lu seviyelerden bugün %6,6'ya gerilediğini söyledi. Şimşek, "Kredi notumuz arttı. Bu program sonuç vermeseydi derecelendirme kuruluşları kredi notumuzu son 2 yılda 2-3 kademe artırır mıydı? Program sonuç verdiği için bunu yapıyorlar." diyerek, şirketlerin değerlemesinin de önümüzdeki dönemde daha düşük Türkiye riskini yansıtmaya başlayacağını ve büyümenin toparlanacağını öngördü. İstihdamın artmaya devam ettiğini ve Türkiye'nin Avrupa Birliği ile kişi başına milli gelir farkını azaltmayı sürdürdüğünü sözlerine ekledi. Küresel doğrudan yatırımlarda bir kıpırdanmanın başladığını belirten Şimşek, Türkiye'nin bu alanda önümüzdeki 1-2 yıl içinde çok hızlı yol katedeceğini ifade etti.



Reel Sektöre Destekler Ve Finansal Durum

Bakan Şimşek, reel sektörün belirli alanlarda zorlandığını kabul etmekle birlikte, hiçbir ekonomik tedavinin yan etkisiz olmayacağını belirtti. Ticari kredilerde tahsili geçmiş alacak oranının şu anda %1,8 ile 2012-2025 ortalaması olan %3'ün altında olduğunu, karşılıksız çeklerin tutar bazında oranının ise %2,8 ile uzun vadeli ortalamanın (%2,5) bir miktar üzerinde olduğunu aktardı. Konkordato talep eden firmaların Türkiye'deki şirket ciroları, ihracat ve istihdamdaki payının %1 düzeyinde olmadığını, kredilerdeki payının ise %1'in biraz üzerinde olduğunu dile getirdi. Bakan, "Resim ne bazılarının iddia ettiği kadar kötü ne de bizim arzuladığımız kadar ideal." yorumunu yaptı.

Türkiye'nin en büyük 500 sanayi firmasının (İSO 500) öz kaynaklarında ciddi bir artış yaşandığını kaydeden Şimşek, bu şirketlerin öz kaynaklarının toplam aktiflere oranının 2013-2023 ortalaması olan %37,9'dan %52,1'e yükseldiğini belirtti. Bu artışın temel nedenlerinden birinin enflasyon muhasebesinin uygulanması olduğunu ve bu sayede reel sektörün bilançolarının önemli ölçüde güçlendiğini ifade etti. Faaliyet giderlerindeki artışın ise hemen hemen tamamının ücret ve maaş artışlarından kaynaklandığını sözlerine ekledi.



İhracat Ve Kobi'lere Yönelik Teşvikler

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, ihracatın güçlü bir şekilde desteklendiğini vurguladı. Günlük reeskont kredi limitinin 15 kat artırıldığını ve bu kredilerin faiz oranının yaklaşık %24,9 ile sınırlandırıldığını belirtti. Eximbank'ın sermayesinin 14 milyar Lira'dan 88 milyar Lira'ya çıkarıldığını açıklayan Bakan, bu yıl Eximbank aracılığıyla yaklaşık %80'den fazlası KOBİ'lere gitmek üzere 53 milyar Dolar uygun koşullu ihracat finansmanı sağlanacağını kaydetti. 2022 yılında 139 milyar Lira olan reeskont kredisi miktarının bu senenin ilk 9 ayında 713 milyar Lira'ya çıktığını dile getirdi. Bakan Şimşek, devletin 1 milyon 94 bin çiftçinin kullandığı 738 milyar Lira kredinin faizinin ortalama %70'ini sübvanse ettiğini, esnafın kullandığı kredilerin faizinin ortalama %50'sini karşıladığını belirterek, çiftçinin, esnafın, ihracatçının ve sanayicinin desteklendiğini ifade etti. Ayrıca savunma sanayisinde 20-25 yıl önce yok denecek kadar az olan ihracatın bugün 10 milyar Dolar seviyesine yaklaştığını, Eylül ayı sonu itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 8,4 milyar Dolar'ın üzerine çıktığını ve Türkiye'nin ihracatta dünyada ilk 10'a doğru hızlı yol kat ettiğini söyledi. İspanya'nın Türkiye'den 3 milyar Dolar'ın üzerinde Hürjet alımını onaylamasını da bu başarıya örnek gösterdi.



Gelecek Beklentileri Ve Uygulanacak Politikalar

Bakan Şimşek, üçüncü evrenin gelecek yıl başlayacağını ve bugüne kadarki kazanımları pekiştirecek yapısal dönüşümleri içereceğini belirtti. Bu evrede enflasyonun tek haneye doğru evirildiği, bütçe açığının kalıcı bir şekilde %3 ve altına çekildiği, cari açığın %1 ve altında tutulduğu ve yapısal reformların çok daha güçlü bir şekilde sonuç verdiği bir tablo öngördüğünü ifade etti. Şimşek, orta vadeli görünümde de dezenflasyonun devam edeceğini vurgulayarak, para politikası, maliye politikası ve gelirler politikasının sıkı ve destekleyici olduğunu kaydetti. Enflasyon beklentilerini etkileyen yeniden değerleme oranının ve maktu vergi artışlarının bütçe imkanları çerçevesinde hedef enflasyona paralel ve altında belirlenmeye çalışılacağını, böylece Merkez Bankası'nın çabalarına ilave destek verileceğini açıkladı.

Negatif çıktı açığının, yani uzun vadeli büyüme trendine oranla büyümenin daha düşük düzeyde seyretmesinin de orta vadede devam edeceğini ve dezenflasyonu destekleyeceğini dile getirdi. Şimşek, sosyal konut ve deprem bölgesindeki konut arzının artırılması, enerji ve gıda arzının güçlendirilmesi gibi arz yönlü tedbirlerin devrede olduğunu belirtti. Reel ekonomi açısından en kötünün geride kaldığını düşündüğünü ve büyümenin toparlanmaya başlayacağını söyledi. Bütçe açığının düşmeye devam edeceğini, harcama disiplininin süreceğini, kayıt dışı ekonomi ile mücadele üzerinden gelirlerin artırılacağını ve bazı mali kuralların daha etkin uygulanması için adımlar atılacağını ifade etti. Bakan, "2026 yılında çok cüzi de olsa faiz dışı fazla vereceğiz. İç borç çevirme oranlarımızı yüzde 100'ün altına çekeceğiz. Yani Hazine borçlanmayı azaltacak, bankalar da bu defa reel sektörün peşinden koşacaklar." diyerek, özel sektöre alan açan bir maliye politikası izlendiğini vurguladı.

Aktif sanayi politikaları ve teşvik politikalarının devreye alındığını kaydeden Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, finansman koşullarının gelecek aylarda daha da iyileşeceğini, zira enflasyonun düşeceğini söyledi. Dezenflasyon için kredilere büyüme sınırlamaları getirdiklerini ifade eden Bakan, gelecek yıl bu makro ihtiyati tedbirleri gevşetme noktasında ellerinin daha da güçleneceğini belirtti. Şimşek, küresel konjonktürün destekleyici olduğunu ve içeride de programın kararlılıkla uygulanmaya devam edileceğini ifade ederek, "Kötümser olmak için hiçbir şey yok. Giderek daha da güçleneceğimiz, giderek daha hızlı koşacağımız bir döneme gireceğimize inanıyoruz." diyerek sözlerini tamamladı. Reel sektörün bu fırsatları değerlendireceğini, finans sektörünün destekleyeceğini ve kendilerinin de ekip ruhuyla gerekli desteği sağlayacaklarını belirtti.