Birden Fazla İş Yerinde Çalışanların Emekli Aylığı Hesaplama Yöntemleri
Birden fazla iş yerinde sigortalı çalışan işçi için yatırılan primler ayda 30 günü aşamaz.
Sosyal güvenlik mevzuatı, çalışanların kariyer yolculuklarında karşılaştığı farklı istihdam biçimlerine yönelik detaylı düzenlemeler içermektedir. Özellikle birden fazla iş yerinde eş zamanlı olarak sigortalı çalışmak veya yurt dışında geçirilen çalışma süreleri gibi durumlar, emekli aylığı hesaplamaları ve kıdem tazminatı hak edişleri konusunda önemli soruları beraberinde getirmektedir. Bu haberimizde, sigortalılık başlangıç tarihi 04 Nisan 2003 olan bir vatandaşımızın farklı şehirlerdeki çalışma deneyimleri, yurt dışı görevlendirmesi ve emeklilik süreçlerine dair merak edilen konuları ve uzman görüşlerini ele alacağız.
İki Farklı İş Yerinde Sigortalılık Ve Emekli Aylığına Etkisi
Sosyal güvenlik sistemi içerisinde, bir kişinin aynı anda birden fazla işverene bağlı olarak sigortalı çalışmasında herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. İş Kanunu ve ilgili mevzuatlar, işveren ile işçi arasında imzalanan iş sözleşmesinde aksine bir hüküm yer almadığı sürece bu tür bir istihdam ilişkisine olanak tanımaktadır. Hatta iş yerlerinin farklı şehirlerde bulunmasının da bu durum üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi bulunmamaktadır.
Ancak, iki ayrı iş yerinden aynı ay için bildirilen sigorta primlerinin toplamı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde maksimum 30 gün olarak kabul edilmektedir. Şayet her iki iş yerinden de 30’ar günden toplam 60 gün prim bildirimi yapılmış olsa bile, ilgili ay için sadece 30 günlük prim ödemesi esas alınmaktadır. Bir ay için bildirilecek prime esas kazançlar ise, asgari ücret ile asgari ücretin 7,5 katı arasında bir aralıkta belirlenmektedir. Vatandaşımızın iki ayrı iş yerinden yaklaşık iki yıl boyunca bildirilmeye devam eden primleri, her ay için ayrı ayrı değerlendirilmekte ve asgari ücretin 7,5 katına kadar olan kazançlar dikkate alınmaktadır.
Bu şekilde yatırılan primlerin emekli aylığına olan etkisi, yüksek kazanç bildirimi sebebiyle olumlu yönde olmaktadır. Uzmanlar tarafından yapılan açıklamalara göre, örneğin 2025 yılı için belirlenen prime esas kazanç tavanı 195.041,25 Türk Lirası olarak kaydedilmiştir. Şayet her iki iş yerinden 30 gün üzerinden prim yatırılmış ve aylık brüt kazançlar birinde 150.000 Türk Lirası, ikincisinde ise 75.000 Türk Lirası olarak bildirilmişse, o ay için yine 30 gün prim yatırılmış kabul edilmektedir. Ancak prime esas kazancın 195.041,25 Türk Lirası’na kadar olan kısmı dikkate alınmakta, bu tutarı aşan kısım ise emekli aylığı hesaplamasında göz önünde bulundurulmamaktadır. Emekli aylığı, aylık bağlama oranı (ABO) ile prime esas kazancın çarpımıyla hesaplandığından, iki ayrı iş yerinden yüksek kazanç üzerinden prim yatırılan yıllar, nihayetinde daha yüksek bir emekli aylığı bağlanmasına katkı sağlamaktadır.
Yurt Dışı Çalışma Süreleri, Sigortalılık Ve Kıdem Tazminatı Hakları
Yurt dışı görevlendirmeleri, özellikle sosyal güvenlik anlaşması bulunmayan ülkelerde çalışan Türk vatandaşları için farklı bir sigortalılık rejimi ortaya koymaktadır. Vatandaşımızın 2019 yılından itibaren iki farklı ülkede yaklaşık 4 yıl boyunca sigortasız çalıştığını belirtmesi, bu ülkelerle Türkiye arasında bir sosyal güvenlik anlaşması bulunmadığına işaret etmektedir. Böyle durumlarda, Türk şirketlerince yurt dışına götürülen Türk işçileri için işverenler tarafından kısa vadeli sigorta primi ve genel sağlık sigortası (GSS) primi yatırılması yasal bir zorunluluktur.
Ancak, bu sürelerin emekliliğe sayılabilmesi için işçinin isteğe bağlı sigorta primi ödemesi gerekmektedir. İsteğe bağlı sigorta primi normalde aylık prime esas kazancın yüzde 32’si oranında belirlenirken, yurt dışına bu kapsamda götürülen işçilerin genel sağlık sigortası primleri işveren tarafından karşılandığı için, işçi yüzde 20 oranında prim ödemek suretiyle söz konusu süreleri emekliliğine saydırabilmektedir.
Vatandaşımızın 2019 yılından bu yana 6’şar aylık belirli süreli sözleşmelerle çalışmaya devam etmesi ve bu sözleşmeler arasında herhangi bir kesinti yaşanmaması da önemli bir husustur. İş Kanunu’na göre, esaslı bir neden bulunmadıkça belirli süreli iş sözleşmeleri art arda birden fazla kez yapılamaz. Aksi takdirde, belirli süreli olarak başlayan iş sözleşmesi, başlangıçtan itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmüş sayılmaktadır. Bu durumda, iş sözleşmesinin süresi bitse de bitmese de, işveren tarafından feshedilmesi halinde, işçi başlangıçtan itibaren hak etmiş olduğu tüm kıdem tazminatını alma hakkına sahip olmaktadır ve ayrıca işsizlik ödeneğinden de yararlanabilmektedir.
Ancak, işçinin sözleşmeyi kendi isteğiyle sona erdirmesi halinde normal şartlarda kıdem tazminatı alma hakkı bulunmamaktadır. Bu durumdan istisna olarak kıdem tazminatı alabilmek için, ya toplam prim gününün 7000 güne ulaşması ya da 4500 prim günü ile birlikte 25 yıllık sigortalılık süresi koşulunu sağlaması gerekmektedir. Bu şartların sağlanması durumunda dahi, işçinin öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan bir kıdem tazminatı yazısı alması ve bu yazıyla birlikte iş akdini sona erdirirken işverenden kıdem tazminatını talep etmesi gerekmektedir. Kendi isteğiyle işten ayrılan bir işçi, hiçbir şekilde işsizlik ödeneği alma hakkına sahip olmamaktadır.
Eyt Kapsamında Emeklilik Kararı: Aylık Artışı Mı, Kıdem Tazminatı Artışı Mı?
Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi kapsamında emeklilik hakkı kazanan vatandaşlarımızın karşılaştığı kritik kararlardan biri de, emeklilik dilekçesini hangi tarihte verecekleridir. Sigorta başlangıcı 1997 yılına dayanan ve 5870 prim günü bulunan bir vatandaşımızın EYT’den emekli olabildiği bu senaryoda, yılbaşından önce mi yoksa sonra mı emeklilik dilekçesi vermenin daha avantajlı olacağı sorusu gündeme gelmiştir.
Uzman görüşlerine göre, emeklilik dilekçesini 2025 yılında verenler ile 2026 yılında verecek olanlar arasında emekli aylığı tutarında yaklaşık yüzde 5 ila yüzde 6 oranında bir fark oluşması beklenmektedir. Diğer yandan, vatandaşımızın kıdem tazminatında yüzde 30’luk bir artış beklentisi bulunması, şu anki 780.000 Türk Lirası civarındaki kıdem tazminatının, yılbaşından sonra 1.014.000 Türk Lirası’na yükseleceği anlamına gelmektedir. Bu durum, kıdem tazminatında net 234.000 Türk Lirası’lık bir artışı işaret etmektedir.
Bu iki farklı senaryoyu değerlendirirken, kişisel kazanç hesaplaması yapmak önem arz etmektedir. Örneğin, eğer beklenen emekli aylığı 30.000 Türk Lirası ise, yüzde 5’lik bir artış aylık 1.500 Türk Lirası ek kazanç anlamına gelmektedir. Kıdem tazminatındaki 234.000 Türk Lirası’lık farkın, aylık 1.500 Türk Lirası’lık emekli aylığı artışı ile telafi edilmesi yaklaşık 156 ay (13 yıl) sürecektir. Bu hesaplama, vatandaşlarımızın kendi mevcut emekli aylığı tutarları üzerinden yapılarak, kıdem tazminatı artışının kısa vadede mi yoksa uzun vadede emekli aylığı artışının mı daha avantajlı olacağına karar vermelerine yardımcı olmaktadır.
Düşük Prim Gün Sayısı İle Kadın Emekliliği Ve Doğum Borçlanması
Kasım 2000 sigorta girişli ve toplamda 985 prim günü bulunan bir kadın sigortalının, 2006 yılından bu yana MS hastalığı nedeniyle çalışamaması, emeklilik şartlarını özel bir durum haline getirmektedir. Normal emeklilik için 7000 prim gününe tabi olan bu sigortalımız, kısmi aylıkla emekli olabilmek için ise 4500 prim gününü tamamlamak zorundadır.
Mevcut durumda 985 prim günü bulunan kadın sigortalının emeklilik yolculuğunda önemli bir avantaj, sahip olduğu iki çocuğundan kaynaklanan doğum borçlanması hakkıdır. 2013 ve 2015 doğumlu iki çocuğu için, her çocuk başına 720 günden olmak üzere, toplamda 1440 gün prim borçlanması yapabilme imkanı bulunmaktadır. Bu borçlanma yapıldığında, toplam prim günü 985 + 1440 = 2425 güne ulaşacaktır. Kısmi aylıkla emeklilik için gerekli olan 4500 prim gününe ulaşmak için ise geriye 2075 prim günü kalmaktadır.
Kalan prim günlerini tamamlamak adına, sigortalımızın en az 816 gün daha sigortalı bir işte çalışması ve akabinde kalan günler için isteğe bağlı sigorta yaptırması mümkündür. Ancak, bu süreçte dikkat edilmesi gereken kritik bir nokta, isteğe bağlı sigortaya başlamadan önce doğum borçlanmasının mutlaka gerçekleştirilmiş olmasıdır. Ayrıca, isteğe bağlı sigorta primi ödeme süresinin de 1259 günü aşmaması gerekmektedir. Bu stratejik adımlar izlenerek, düşük prim gün sayısı bulunan ve sağlık sorunları nedeniyle çalışma hayatından uzak kalmış kadın sigortalıların dahi emeklilik hakkına kavuşması hedeflenmektedir.