Antalya’da Çöküntü Depremleri Görülebilir Uzmanlar Uyardı

Dün gece Türkiye’nin iki farklı bölgesinde sarsıntılar kaydedildi. Önce Van’ın Tuşba ilçesinde 4,6 büyüklüğünde deprem yaşandı daha sonra ise Antalya’da...


Dün akşam saatlerinde Van ve Antalya'da yaşanan depremler, ülkenin sismik aktivitesini bir kez daha gündeme getirdi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 01 Nisan tarihinde saat 22.17'de Van'ın Tuşba ilçesinde 4,6 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Yerin 6,11 kilometre derinliğinde meydana gelen bu sarsıntı, kent genelinde hissedilirken, ilk belirlemelerde herhangi bir olumsuz durum yaşanmadığı belirtildi. Gece saatlerinde ise 02 Nisan tarihinde saat 03.31'de Akdeniz şehri Antalya, 4,3 büyüklüğündeki bir depremle sarsıldı. Merkez üssü Konyaaltı ilçesi olarak belirlenen ve 20,75 kilometre derinlikte gerçekleşen bu deprem de il genelinde hissedildi ancak başlangıçta herhangi bir can veya mal kaybı bildirilmedi. Bu sismik hareketler, yer bilimciler tarafından değerlendirilerek önemli uyarıları beraberinde getirdi.


Van Ve Çevresindeki Fay Hatları Yeniden Değerlendirildi


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Türkiye'nin genel deprem gerçeği içinde 4 ila 5 büyüklüğündeki sarsıntıların olağan kabul edilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Prof. Dr. Pampal, bu durumun ciddiyetsiz bir yaklaşımı gerektirmediğini, aksine her depremin önemli mesajlar taşıdığını belirtti. Van'da meydana gelen depremi değerlendiren Pampal, Doğu Anadolu'nun zengin deprem tarihine işaret etti. Uzman, 1976 Çaldıran depreminin, dün yaşanan sarsıntının hemen kuzeyinde 7'nin üzerinde bir büyüklükte gerçekleştiğini ve bölgenin yüksek sismik potansiyelini açıkça ortaya koyan bir olay olduğunu ifade etti. Ayrıca, Van çevresinde 2011 yılında 7,2 ve 7,3 büyüklüğünde yıkıcı depremlerin yaşandığını hatırlatan Pampal, Van havzasında hem doğrultu atımlı hem de normal fayların bulunduğunu, bunların "tali faylar olarak değerlendirilebileceğini" sözlerine ekledi. Erciş civarında da aktif fay hatlarının varlığına dikkat çeken Prof. Dr. Pampal, bu tür depremlerin bölgenin tektonik yapısı itibarıyla sık sık orta ve büyük ölçekli sarsıntılar üretme eğiliminde olması nedeniyle "olağan kabul edilmesi gerektiğini" dile getirdi.


Antalya'nın Sismik Konumu Ve Tarihsel Riskleri


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Antalya'da yaşanan depreme dair özellikle dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu. Antalya ve çevresinin, Ege ve Akdeniz'deki önemli bir levha sınırı olan Girit-Rodos hattına yakınlığı nedeniyle ciddi bir deprem riskine sahip olduğunu belirtti. Bu hattın "çok yıkıcı depremler üreten bir bölge" olduğunu ifade eden Pampal, bu nedenle bölgede sık sık sismik hareketlerin gözlemlendiğini aktardı. Tarihsel deprem kayıtlarına da değinen uzman, "Antalya, Arap ve Anadolu levhası sınırındaki depremlerden etkilenir" diyerek, 1222 yılında Kıbrıs, Girit ve Rodos'u yerle bir eden büyük depremlerin bölgeyi derinden etkilediğini anımsattı. Ayrıca, 1700 ile 1800 yılları arasında bu hat üzerinde 8 büyüklüğüne ulaşan depremlerin meydana geldiğini vurgulayan Pampal, bu tür büyük depremlerden Antalya'nın etkilenmesinin doğal bir durum olduğunu sözlerine ekledi.


Fethiye-burdur Fayı Antalya İçin Büyük Bir Risk Teşkil Ediyor


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Antalya'nın batı sınırına yakın konumda bulunan Fethiye-Burdur Fayı'nın da bölge için önemli bir deprem potansiyeli taşıdığını dile getirdi. Burdur'da tarihsel süreçte büyük depremlerin yaşandığını hatırlatan Pampal, bu fay hattının Antalya açısından "dikkatle izlenmesi gereken bir yapı" olduğunu belirtti. Uzman, bölgedeki karmaşık tektonik yapıyı detaylandırarak, Helen Yayının Yunanistan kıyılarından başlayarak Girit ve Rodos'un güneyinden geçtiğini, ardından kuzeye doğru bir dirsek yaparak Fethiye ve Burdur Fayı'na kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda bağlandığını açıkladı. Bu hattın daha sonra Antalya'nın güneyinden deniz içinde farklı bir dirsekle ilerleyerek Kıbrıs'ın güneyine ulaştığını ve Hatay civarında Doğu Anadolu Fay Zonu ile Ölüdeniz Fayı ile birleştiğini aktardı. Bu fay sınırında meydana gelebilecek yıkıcı depremlerin Antalya için "kaygı verici" olduğunu vurgulayan Pampal, "Tarihsel dönemlerde bu hat üzerinde oluşan büyük depremler Antalya’yı da etkiledi" dedi. Ancak, karada meydana gelen tali fay kaynaklı 3 ile 4,5 büyüklüğündeki depremlerin ciddi bir tehlike oluşturmadığını belirterek vatandaşların paniğe kapılmaması gerektiğini ekledi.


Bölgedeki Fayların Deprem Üretme Potansiyeli Ve Tekrarlanma Aralıkları


Antalya içinde yer alan karada oluşan tali fayların potansiyelini değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu fayların 6 büyüklüğüne kadar deprem üretebileceğini ifade etti. Özellikle Fethiye-Burdur Fayı'nın Burdur'un kuzey kesimlerinde geçmişte 7'nin üzerinde depremler ürettiğini belirten uzman, ancak Antalya'ya yakın kısımlarda "8 büyüklüğünde bir deprem beklenmediğini" söyledi. Daha büyük depremlerin genellikle Girit, Rodos ve Kıbrıs'ın güneyi gibi levha sınırlarında meydana geldiğini anımsatan Pampal, "Antalya çevresinde 6’yı aşacak deprem oluşturabilecek fazla sayıda fay yok" değerlendirmesinde bulundu. Bununla birlikte, batıdaki Fethiye-Burdur Fayı'nı bu durumdan ayrı tutan Pampal, bu fayın kırılması halinde "7’nin üzerinde bir deprem üretme potansiyeline sahip" olduğunu vurguladı. Fayların tekrarlanma aralıklarının düzenli olmadığını belirten Prof. Dr. Pampal, "Bu bölgede depremler kimi zaman 100 yılda, kimi zaman 200 yılı aşan aralıklarla meydana geliyor. Ülkemizdeki diğer fay hatlarında olduğu gibi burada da tekrarlanma süresini net olarak saptamak oldukça zor" ifadelerini kullandı.


Antalya'nın Özel Jeolojik Yapısı Ve Çöküntü Depremleri Uyarısı


Prof. Dr. Süleyman Pampal, Antalya'nın jeolojik yapısı açısından "özel bir duruma sahip olduğunu" ifade etti. Kent merkezinin büyük bir bölümünün karbonatlı kayaçlardan oluştuğunu açıklayan uzman, bu kayaçların kimyasal ayrışma süreçleri nedeniyle yer altında geniş boşluklar oluşturduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Pampal, bu durumun "Antalya'nın son derece kötü zemin özelliklerine sahip alanlar barındırdığı" ve zemin sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu özel durumun klasik tektonik depremlerden farklı bir risk taşıdığını belirten Pampal, bölgede "çöküntü depremleri görülebileceğini" ifade etti. Uzman, Konya yöresinde yer altındaki boşlukların çökmesiyle obruk oluşumlarına benzer şekilde, Antalya'da da "çöküntü depremleri yaşanabileceği" yönünde önemli bir uyarıda bulundu. Bu tür depremlerin, fay hattı aktivitesinden ziyade yer altı yapısının dinamikleriyle ilişkili olduğunu vurguladı.