Küresel Isınmanın 2.5 Dereceye Varması Dünya Genelinde Salgın Hastalıkları Tetikliyor

GEÇEN günlerde 30’uncusu Brezilya’nın Belem şehrinde düzenlenen Conference of the Parties (COP) yani Taraflar Konferansı’nda iklim krizi masaya yatırıldı.


Tüm dünyayı etkisi altına alan iklim kriziyle mücadelede, devletlerin mevcut taahhütlerini yerine getirmesine rağmen küresel sıcaklıkların 2.5 derece artmasının kaçınılmaz olduğu bilimsel verilerle ortaya kondu. Bu artışın, gezegen genelinde köklü ve yıkıcı değişimlere yol açacağı belirtilirken, özellikle insan sağlığı üzerinde ciddi tehditler oluşturacağı vurgulandı.


Bu vahim tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Aykaç, iklim değişikliğinin potansiyel sonuçlarına dikkat çekti. Doç. Dr. Aykaç, yükselen sıcaklıkların ve değişen iklim koşullarının "Ekstrem hava olaylarında patlama meydana getirirken, aşırı sıcak dalgalarının 10 ila 15 kat daha sıklaşmasına ve biyoçeşitlilik kaybına yol açacağını" ifade etti. Bu tür olayların şiddeti ve sıklığının artması, doğal ekosistemlerin dengesini bozarak yaşam alanlarını daraltırken, insan yerleşimleri için de büyük riskler oluşturduğunu belirtti.


Sağlık Sistemleri İçin Büyük Tehdit: Artan Salgın Riski


Doç. Dr. Aykaç, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Lancet Countdown raporlarındaki verileri temel alarak, iklim değişikliğinin doğrudan sağlık etkilerini ayrıntılarıyla açıkladı. Yükselen sıcaklıklar nedeniyle her yıl yüzbinlerce ilave ölümün beklendiğini belirten Aykaç, özellikle kronik rahatsızlıkları bulunan bireylerin bu durumdan etkileneceğini vurguladı. Kalp damar hastaları, KOAH ve astım hastaları gibi solunum yolu rahatsızlıkları olanlar, yaşlılar, uzun süreli bakıma ihtiyaç duyan hastalar ve bebekler gibi hassas gruplar, aşırı sıcak hava dalgalarının en yüksek risk grubunu oluşturduğunu kaydetti.


İklim değişikliğinin yol açtığı çevresel dönüşümler, sadece hava olaylarıyla sınırlı kalmadı. Deniz seviyelerindeki yükselme ve daha sık görülen şiddetli yağışlar, özellikle kıyı bölgelerinde ciddi sel risklerini beraberinde getirdi. İstanbul, İzmir, Çukurova ve Bangladeş gibi yoğun nüfuslu kıyı ovalarının, bu seller nedeniyle "daha sık su altında kalabileceği" uyarısı yapıldı. Bu durumun, altyapı hasarının yanı sıra, temiz suya erişim ve sanitasyon sorunlarını da tetikleyerek halk sağlığı için yeni tehditler oluşturacağı ifade edildi.


Küresel ısınmanın bir diğer ciddi etkisi ise vektör kaynaklı hastalıkların yayılımı oldu. Sıtma, Dang Humması, Batı Nil Ateşi ve Zika gibi hastalıkları taşıyan sivrisinek popülasyonlarının, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşulları sayesinde "daha kuzey bölgelere ve yüksek rakımlara yayıldığı" gözlemlendi. Bu durum, daha önce bu tür hastalıkların görülmediği bölgelerde yeni salgınların ortaya çıkmasına neden olabileceği belirtildi. Ayrıca, sıklaşan sel olaylarının, su kaynaklı hastalıkların yayılımını hızlandırarak ishal, kolera ve leptospiroz gibi salgınların daha geniş kitleleri etkileme potansiyelini artırdığı bildirildi. İklim krizinin, küresel bir sağlık acil durumu yaratma potansiyeli taşıdığına dikkat çekildi.