İmralı Görüşmesi Tutanakları Meclis’te Paylaşıldı Öcalan’dan Kritik Açıklamalar

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu dün 19’uncu toplantısıyla “dinleme ve değerlendirme” aşamasını tamamladı. İmralı’ya giden heyetin...


Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşınan İmralı Adası’ndaki görüşmelere ilişkin tutanaklar, siyasi kulislerde ve kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında düzenlenen toplantılarda, İmralı görüşmelerinin içeriğinin nasıl kamuoyuna duyurulacağı konusunda uzun süreli ve zaman zaman gergin tartışmalar yaşandı.


Kurtulmuş'tan Şeffaflık Vurgusu


DEM Parti, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP) ve Yeni Yol grubundan temsilciler, görüşmeye ait 16 adet 'tam tutanağın' milletvekillerine ve kamuoyuna eksiksiz olarak açıklanmasını talep etti. Bu taleplere yanıt veren TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sürecin şeffaflığına vurgu yaparak önemli açıklamalarda bulundu.


Kurtulmuş, konuya ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı: "Orada konuşulanların tamamı komisyon ile paylaşılacaktır. Burada hiçbir şey gizli kapaklı kalmadı. Zaten İmralı’da yapılan bu görüşmenin de neredeyse tamamı bugüne kadar kamuoyu ile paylaşıldı. İmralı’da konuşulan hiçbir siyasi konu burada gündem dışı bırakılmayacaktır. Herhangi bir şey gizlenmiyor, örtülmüyor, kapatılmıyor." Başkan Kurtulmuş'un bu sözleri, muhalefet partilerinin tam tutanak talebi karşısında, görüşmelerin özeti üzerinden bir bilgilendirme yapılacağı yönünde bir uzlaşmaya varıldığını işaret etti.


İmralı Görüşmesi Tutanak Özeti Meclis'e Sunuldu


Meclis Başkanı'nın koordinatör parti yöneticileriyle gerçekleştirdiği istişareler ve verilen iki aranın ardından, görüşmenin 5 sayfalık özet bir metni komisyona sunuldu. Hazırlanan özet tutanak, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt tarafından yüksek sesle okundu. Tutanakta yer alan Abdullah Öcalan'a ait dikkat çekici ifadeler şöyle özetlendi:


Abdullah Öcalan, yüzyıllık Türk-Kürt ilişkiler sistematiğine Sayın Devlet Bahçeli’nin katkılarının büyük olduğunu ifade etti. Kendisinin Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini belirterek Bahçeli’ye şükran duyduğunu dile getirdi. Aynı zamanda, bu süreçte gösterdiği cesaret nedeniyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da şükran ve teşekkürlerini beyan etti.


Öcalan, sürecin başından beri verdiği tüm sözlerin arkasında olduğunu vurgulayarak, koşullar elverirse teorik ve pratik imkânlarının bu sözleri gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, "Ben Devlet Bey’in el sıkması ile başlayan süreç içinde verdiğim tüm sözlerin arkasındayım" dedi.


Görüşmede her asker kaybının kendisi için bir trajedi olduğunu, bu durumlara asla sevinmediğini ve gençlerin bu şekilde ölmemesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşılması gerektiğini savundu ve TUSAŞ eylemine üzüldüğünü dile getirdi.


Silah Bırakma Çağrısı Ve Zihinsel Dönüşüm Vurgusu


Abdullah Öcalan, devletin hepimizin devleti olduğunu vurgulayarak, silah bırakma çağrısının PKK’nın tüm bileşenlerini kapsadığını belirtti. PKK’nın Irak’tan çektiği güçlerini Suriye’ye gönderdiği yönündeki gözlemlerin, daha önceki açıklamalarla çelişki yarattığının kendisine iletilmesi üzerine ise PKK’nın sadece eldeki silahları değil, zihinsel olarak da silahları bırakması gerektiğini ifade etti.


Sözlerinin arkasında olduğunu ve iletişim imkânlarının artırılması halinde teorik ve pratik olanaklarının bu süreci gerçekleştirmeye elverişli olduğunu yineledi. Örgütün lideri olarak her saha için kesin talimat vermesi gerektiğini ve bu adımların gerçekleşmesiyle yeni bir iklimin oluşacağını belirtti. Reel sosyalizm düşüncesini 1995 yılından beri terk ettiğini, zihinsel dönüşümün sancılı bir süreç olduğunu ve normalde PKK’yı 1993 yılında feshetmesi gerektiğini ancak her seferinde bir "elin" bu girişimini sabote ettiğini ileri sürdü. Bu sabotaj sürecini "darbe mekaniği" olarak tanımlayan Öcalan, 1993 yılından günümüze Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Necmettin Erbakan ile yaptığı dolaylı görüşmelerin nihayete erememesinde de bu darbe mekaniğinin etkisinin olduğunu kaydetti.


Kurtulmuş'tan Süreç Uyarısı: "En Hassas Aşama"


TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, görüşmelerin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Terörsüz Türkiye süreci en hassas, en kritik, en kırılgan dönemine girmiştir. Bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz" ifadelerini kullandı. Bu sürecin bir pazarlık süreci olmadığını yinelemek istediğini belirten Kurtulmuş, tarihi süreci komisyonun da tarihi sorumluluklarını yerine getirerek sürdürdüğünü söyledi. Sözlerinin devamında, "Bundan sonra çok daha hassas olmamız gerektiğini, başta kendime olmak üzere uyarı olarak ortaya koymak istiyorum. Bu mesele bütün Türkiye’nin, 86 milyonun meselesidir" mesajını verdi.


Siyasi Partilerin Sürece İlişkin Önerileri


Ak Parti'den "Yol Haritası" Teklifi


AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen, rapora ilişkin tekliflerini 9 ana başlık ve son bölümde "yol haritası" önerisiyle açıkladı. Şen, bu durumda Türkiye’ye dönen PKK’lılar açısından "yardım ve yataklık, örgüt üyeliği" gibi suçlamaların düşeceğini belirtti. Suç işleyenler açısından ise "kamu vicdanını incitmeyecek cezai indirimler" yapılabileceğini ifade etti. Şen, sözlerini şöyle tamamladı: "Öyle ya da böyle kamu düzenini korumamız, bu süreçte de bir risk yönetimi yapmamız gerektiğini söylüyoruz. 5 yıllık adli kontrol şartıyla bu kararlar verilebilir."


CHP'nin Talepleri Ve Geniş Kapsamlı Öneriler


CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise raporda değerlendirilmek üzere 17 sayfalık önerilerini komisyona sundu. Emir, Kürt sorununun çözümünün demokratikleşme ile mümkün olacağını vurguladı. Yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bürokratlarının tahliyesi talebini de sürecin bir şartı olarak dile getiren Emir, şu başlıklarda önerilerde bulundu: Gezi davasından yargılananların ve ceza alanların tahliye edilmesi, halkı kin ve düşmanlığa sevk etme suçunun yeniden düzenlenmesi, etki ajanlığı ve halkın haber alma hakkını ihlal eden erişim engellerinin kaldırılması.