Hakan Aran Ekonomide Katma Değerli Üretime Odaklanmanın Kritik Önemini Vurguladı
İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, mevcut ekonomi programına ilişkin değerlendirmesinde, sıkı para politikasının belirli bir noktadan sonra ara verilerek sürdürülmesinin daha sağlıklı olacağını söyledi. Aran, Ticaret dünyasında fiyat belirleme gücüne sahip olabilmesi için üretimin mutlaka verimli ve değer zincirinin üst halkalarında yer alan katma değerli bir üretim etrafında buluşması gerektiğini de belirterek, "Türkiye artık ucuz iş gücüyle rekabet etme dönemini geride bıraktı" dedi
İstanbul'da düzenlenen ‘OSB'lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları’ etkinliğinde konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, mevcut ekonomi programına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Aran, Türkiye ekonomisinin yeni bir eşiğe geldiğini belirterek, katma değerli üretim ve gelir dağılımındaki dengenin sağlanmasının kritik olduğunu ifade etti.
Ekonomi Programının Olumlu Sinyalleri Ve Beklentiler
Aran, ekonomi programının belirli bir noktada doğru şekilde "mola vermesinin" faydalı olacağına inandığını dile getirdi. Bu yaklaşımın temelinde, ulusal ekonomide gözlemlenen olumlu gelişmelerin yattığını vurgulayan İş Bankası Genel Müdürü, "Çünkü milli gelirimiz yükseliyor. Türkiye'nin risk primi (CDS) düşüyor ve kişi başına düşen milli gelir artıyor. Artık gelişmekte olan ülkeler arasında düşük gelirli ülkelerden çıkıp, düşük gelir seviyesinde olmayan yüksek gelirli ülkeler arasına giriyoruz. Bunlar son derece olumlu sinyallerdir," açıklamasında bulundu. Merkez Bankası'nın artan rezervleri, ülkenin dış borç ödeme kapasitesindeki iyileşme, beklenen dış yatırımlar ve hane halkında oluşmaya başlayan olumlu beklentilerin de programın yavaş yavaş sonuç vermeye başladığını ve uzun süredir tereddüt eden tüm tarafların güven duymaya başladığını gösteren emareler olduğunu belirtti.
Gelir Dağılımındaki Adaletsizlik Ve Orta Direğin Zayıflaması Endişesi
Ancak, kişi başına düşen milli gelirdeki artışın toplumun tüm kesimleri tarafından aynı şekilde hissedilmediğine de dikkat çeken Aran, bu durumun beraberinde getirdiği sorunlara değindi. Sanayi sektörünün farklı kollarında, özellikle savunma ve imalat sanayi arasında, ayrıca hizmet sektörü ile üretim sektörü arasında gelir artışının farklılaşmasının altını çizdi. Aran, "15 bin Doları geçmiş olan ve 17 bin Dolar mertebesine ulaşmış olan bu kişi başı gelirin medyan gelirden uzaklaşmış olması ve medyan gelirinin halen 4-5 bin Dolar seviyesinde olması ve bu konudaki farkın açılıyor olmasının da kendi başına topladığı başka problemler, başka sorunlar var," diyerek mevcut durumu özetledi. Büyümenin ve toplam gelir artışının olumlu gelişmeler olduğunu, enflasyonla mücadelenin de önemini vurgularken, sıkı para politikasının özellikle orta direk kesimlerini olumsuz etkilediğini belirtti. Aran, "Son dönemdeki bu izlenmekte olan sıkı para politikasıyla özellikle orta grupta yer alan orta direk kesimlerin maalesef ya yoksulluğa doğru ya da refah seviyesi artarak zenginliğe doğru kaydığını ve doğru hava yastığı olarak görülen orta segmentin zayıfladığını görüyoruz," ifadelerini kullandı.
İş Bankası Genel Müdürü, gelir dağılımındaki adaletsizliğin artmasını göz ardı etmemek gerektiğini vurguladı. Bu durumun ev sahibi-kiracı ilişkilerindeki gerginliklere ve asgari ücret artışı müzakerelerindeki zorluklara yol açtığını belirtti. İşveren ve işçi sendikalarının bu sorumluluğu ortaklaşa üstlenme konusunda her geçen gün daha fazla güçlükle karşılaştığını söyleyen Aran, bu konuların ana ekonomik meseleler kadar önemli olduğunu ve artık buralara da odaklanmak için bir nefeslenmeye ihtiyaç duyulduğuna inandığını dile getirdi.
Kredi Piyasasında Yaşanan Zorluklar Ve Geçmişten Alınacak Dersler
Ekonomik süreçte kredi büyümesinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesinin giderek zorlaştığını ifade eden Aran, borç yapılandırmaları ve çeşitli af uygulamalarının bankaların aktif kalitesini olumsuz etkilediğini belirtti. Yaşanan ekonomik dönemi sert bir kış mevsimine benzeten İş Bankası Genel Müdürü, "Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz," atasözüne atıfta bulunarak, bu zorlu sürecin nasıl atlatıldığının unutulmaması gerektiğini vurguladı. Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönem başlamadan önce paranın bol olduğu dönemde kredileri nasıl kullandığımızı, ne amaçla kullandığımızı gözden geçirip, bundan sonra mola verildiğinde ve politika değişikliğiyle tekrar finansal yaşam rahat hâle geldiğinde nasıl kullanmak gerektiğini bence çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Aksi takdirde biz yine aynı hataya düşebiliriz." Bu uyarısıyla, geçmişteki finansal davranışlardan ders çıkarmanın ve gelecekte daha temkinli hareket etmenin önemine dikkat çekti.
Katma Değerli Üretimin Önemi Ve Yeni Rekabet Anlayışı
Hakan Aran, Türkiye'nin uluslararası ticarette fiyat belirleme gücüne sahip olabilmesi için üretimin mutlaka verimli ve değer zincirinin üst halkalarında yer alan katma değerli bir yapı etrafında buluşması gerektiğinin altını çizdi. Irak, Suriye, Rusya ve Afrika gibi pazarlarda halen yüksek bir büyüme potansiyeli bulunduğunu belirten Aran, Türkiye'nin artık "ucuz iş gücüyle rekabet etme" dönemini geride bıraktığını net bir şekilde ifade etti. Bu konuda tekstil sektöründen örnek veren İş Bankası Genel Müdürü, şunları kaydetti: "Mısır'la rekabet edebilme şansımız yok. Mısır’ın kalkınma düzeyi, Mısır'daki yaşam oradaki kişilerin şu anda razı olduğu asgari ücret seviyesindedir. Türkiye'de ucuz iş gücü bulunmasını beklersek çok bekleriz. O yüzden bizim çözümümüz artık ucuz iş gücü odaklı değil, mutlaka katma değerli üretim olmak durumundadır." Aran, Türkiye'nin ekonomik gelişiminde yeni bir fazda olduğunu ve bu fazın anahtarının teknoloji, verimlilik ve inovasyon odaklı katma değerli üretim stratejileri olduğunu vurguladı.