Dervişoğlu KKTC Bağımsızlığına Saygı Gösterilmesi Gerektiğini Belirterek Ekonomik Ve Adalet Sorunlarına Değindi

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "KKTC'nin bağımsız ve egemen bir ülke olduğuna inanan ve bu davayı destekleyen herkes, Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle yaptığı seçimlerin sonuçlarının, KKTC'nin bağımsızlığını perçinlediğini kabul etmelidir. KKTC Cumhurbaşkanı, atanmış bir vali değildir, bağımsız bir Türk devletinin adil ve özgür seçimler sonucu seçilmiş devlet başkanıdır" dedi


İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Dervişoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki (KKTC) seçim sürecine ilişkin gözlemlerini, Suriye politikasını, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu ve yargıdaki adaletsizlik iddialarını ele aldı.


KKTC'nin Bağımsızlık Vurgusu Ve Seçim Sonuçları


İYİ Parti lideri, KKTC'de yeni göreve başlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ı tebrik ederek sözlerine başladı. Dervişoğlu, seçim süreci ve sonrasında Türkiye'den bazı siyasi aktörlerin KKTC seçimlerini etkilemeye yönelik girişimlerini "esefle izlediklerini" ve "talihsiz olduğu kadar münasebetsiz açıklamalarını da tek tek not aldıklarını" belirtti. Türkiye'nin, KKTC'nin bağımsız bir devlet olduğunu dünyaya kabul ettirmeye çalışırken, bu bağımsızlığa öncelikle kendisinin saygı duyması gerektiğinin altını çizdi. Dervişoğlu, "Çünkü Türkiye'nin saygı göstermediği bir alanda, başkalarının saygı göstermesi beklenemez" ifadelerini kullandı. KKTC'nin bağımsız ve egemen bir ülke olduğuna inanan herkesin, Kıbrıs Türk halkının hür iradesiyle gerçekleştirdiği seçimlerin sonuçlarının KKTC'nin bağımsızlığını pekiştirdiğini kabul etmesi gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, "KKTC Cumhurbaşkanı atanmış bir vali değildir, bağımsız bir Türk devletinin adil ve özgür seçimler sonucu seçilmiş devlet başkanıdır" diyerek Ankara'ya net bir mesaj iletti.


Suriye'deki Gelişmeler Ve Türkiye'nin Ulusal Güvenliği


Grup toplantısında Suriye'deki son gelişmeleri de değerlendiren Müsavat Dervişoğlu, geçen hafta Şam yönetimi ile YPG arasında gerçekleştirilen görüşmeleri ve TBMM gündemine gelerek kabul edilen tezkereleri anımsattı. Dervişoğlu, Suriye'deki istikrarsızlık ve yeni bir iç savaş tehdidinin Türkiye'nin arzu etmediği bir durum olduğunu belirtti. Ancak, Suriye ile ilgili yapılacak herhangi bir anlaşmanın Türkiye'nin toprak ve nüfus güvenliğinin aleyhine olmaması gerektiğini kesin bir dille ifade etti. Dervişoğlu, bu noktada "Türkiye'nin gözetiminde bir mekanizma kurulmasının elzem olduğunu" dile getirdi ve aksi bir durumun büyük zafiyetlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca, Irak/Suriye tezkeresinde PKK ile mücadele temasına yapılan vurgunun, örgütün tasfiyesine yönelik adımların "safsata" olduğunu ortaya koyduğunu ve bir önceki tezkere dönemindeki mücadelenin de başarısızlıkla sonuçlandığını teyit ettiğini öne sürdü.


Ekonomide Faiz Yükü Ve Vergi Yağması Eleştirisi


Dervişoğlu, Türkiye ekonomisindeki mevcut duruma da değinerek, halkın alın terinin faiz kuyusunda kaybolduğunu ifade etti. Faiz giderlerinin 2025 yılında bir önceki yıla göre 1 trilyon 662 milyar Türk Lirası'na, yani yaklaşık 40 milyar Dolar'a yükseldiğini ve bu durumun %82'lik bir artışa işaret ettiğini belirtti. Bu artışın, çocukların öğle yemeğinden, emeklinin maaşından kesilerek, toplanan vergilerle sağlandığını ve bunun Türk insanını değil, "faiz baronlarını" ihya ettiğini savundu. Reel sektörün sorunlarına da dikkat çeken Dervişoğlu, özellikle inşaat sektörü başta olmak üzere birçok sektörde devletle iş yapanların ödemelerinin ya geciktirildiğini ya da eksik yapıldığını, ancak devletin alacaklarında faizin kuruşu kuruşuna tahsil edildiğini söyledi. "Bu halk artık faizi finanse etmekten bıkmış, usanmıştır. Faize giden her kuruş, sofradan eksilen bir lokmadır" diyen Dervişoğlu, hak arayana "Nas" tavsiyesi veren tefecilerin kazandığı bir ülke yerine, alın terinin karşılık gördüğü bir ülke istediklerini vurguladı.


Yanlış Politikalar Ve Vergi Yağması


İYİ Parti lideri, yanlış ekonomik politikaların milleti tükettiğini ifade etti. Kepenk kapatan esnafın, ay sonunu getiremeyen emeklinin, toprağına küsen çiftçinin, emeği zayi olan emekçinin, maaşı kuşa dönen memurun, maaşının yarıdan fazlasını kiraya veren kiracının, çarkı döndüremeyen KOBİ'lerin, finansmana ulaşamayan sanayicilerin ve geleceğinden umudunu kesmiş gençlerin tükendiğini belirtti. Hazırlanan bütçeyi bir "tükeniş bütçesi" olarak nitelendiren Dervişoğlu, Meclis'e getirilen torba yasanın da bundan farklı olmadığını, bunun bir reform değil, bir "vergi yağmasıyla" karşı karşıya olunduğunu gösterdiğini söyledi. Kira gelirinden istisnanın kaldırılması, banka kredisiyle alınan konuta ödenen faizin gider yazılmasının yasaklanması ve hemen her mesleğe yeni harçlar yüklenmesi gibi düzenlemeleri eleştirerek, bunların yine zengini koruyup halkı sıkıştıran adımlar olduğunu kaydetti.


Adalet Duygusunun Zedelenmesi Ve Yargı Süreçleri


Ülkede adalet duygusunun zedelendiğini belirten Dervişoğlu, her yeni güne operasyonlar ve soruşturmalarla uyanıldığını dile getirdi. Yapılan soruşturma ve yargılamaların hukukiliğinden çok siyasiliğinin konuşulup tartışıldığını ifade etti. Özellikle belediye başkanları üzerinden yürütülen süreçlerin kamu vicdanını yaralayıcı nitelikte olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, suç varsa cezasız kalmaması gerektiğini, ancak adaletin tecellisinin geciktirilmemesi gerektiğini belirtti. "Aksi ispat edilinceye kadar herkes masumdur" ilkesini hatırlatan Dervişoğlu, tutukluluğun bir tedbir olmanın ötesinde cezaya dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Geçmişte hukuka kara leke olarak kazınmış süreçler olduğunu anımsatarak, yüzlerce yıldan yargılanıp serbest dolaşanların bulunduğu bir dönemde, büyükşehir belediye başkanlarının adeta mahkum edilmiş gibi cezaevlerinin ağır koşulları altında tutulmalarının hukuken ve vicdanen kabul edilemez olduğunu savundu. Adaletin bir gün herkese lazım olacağını belirten Dervişoğlu, yargılamaların tutukluluk dışındaki tedbirlerle sürdürülmesinin kamuoyunun da beklentisi olduğunu dile getirdi.


Milli Birlik Ve Terörle Mücadele Vurgusu


'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin de uyarılarda bulunan Dervişoğlu, ülkeyi ve Türk milletini provoke ederek varılacak bir menzilde hiç iyi bir gelecek olmadığını vurguladı. Bu durumun ne Kürt için ne de başka bir kimlik için geçerli olmadığını ifade etti. "Öcalan'a indirgenmiş bir sürecin sonunda, en çok benim masum Kürt kardeşime yazık edeceksiniz" diyen Dervişoğlu, tabloyu açık ve net olarak ortaya koydu: "Ya Öcalan'ı tercih edeceksiniz ya Kürtleri; ya Kandil'i tercih edeceksiniz ya Türkiye'yi; ya Cumhuriyet'i tercih edeceksiniz ya da sefilliği." İYİ Parti lideri, "yanlış yolun şaşkın yolcularına" seslenerek, Türk vatandaşlığının parçalanmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Kalkınmış, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin Türkmen'iyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle büyük Türk milleti olarak el birliğiyle payidar kılınacağını ifade etti. Dervişoğlu, Türkiye'nin kendisinden parça devşirmeye çalışan sözde gizli ajandalarla kuyusu kazılacak bir ülke olmadığını vurguladı. Türk milletinin aç da kalsa, sefalet içinde de bırakılsa, varlığını bir faninin varlığına bırakacak bir millet olmadığını ve kendisine 40 sene silah doğrultmuş bir terör örgütüne ve elebaşına "barış güvercini" muamelesi yapmayacağını söyledi. Bu bölünmez vatanın milli mücadele ve irfanla kurulduğunu, hukukla var etmek istediklerini belirten Dervişoğlu, "Biz, yedi düvele karşı kazandığımız savaşı, 100 sene sonra Büyük Orta Doğu tefecilerine boyun eğelim diye vermedik. O yüzden kendinize gelin" diyerek sözlerini tamamladı.