Kademeli Emeklilik Beklentisi Mevcut Şartlar Ve Çeşitli Sigorta Durumlarında Emeklilik Yolu
Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinin ardından, sigorta girişi 8 Eylül 1999 tarihinden sonra olanlar kademeli emeklilik talep etmeye başladılar. Kademeli emeklilik bekleyenler, olası bir yasadan yararlanmak için prim günü hesabı yapıyorlar. Peki kademeli emeklilik için şimdiden bir hazırlık yapılmalı mı? Ahmet Kıvanç, Habertürk okurlarının sorularını yanıtladı
Türkiye'de emeklilik sistemi, son yıllarda yapılan düzenlemeler ve gündemdeki yeni beklentilerle birlikte geniş kitlelerin dikkatini çekmeye devam etmektedir. Özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin hayata geçmesinin ardından, 8 Eylül 1999 tarihi ve sonrasında sigortalı çalışmaya başlayanlar ile bu tarihten önceki dönemde işe girenler arasında ortaya çıkan büyük yaş farkı, kamuoyunda kademeli emeklilik beklentisini zirveye taşımıştır. Bu durum, bireylerin emeklilik şartlarını ve prim gün sayılarını detaylı bir şekilde sorgulamalarına yol açmaktadır.
Kademeli Emeklilik İçin Prim Günü Şartları Ve Mevcut Durum
Kademeli emeklilik konusu, birçok vatandaşın geleceğe yönelik planlarını şekillendiren kritik bir gündem maddesidir. Örneğin, 2000 yılının Şubat ayında sigortalı çalışmaya başlayan, 45 yaşındaki ve 5.596 prim günü olan bir vatandaş, mevcut düzenlemeler çerçevesinde 58 yaşını beklemektedir. Bugün itibarıyla tahmini emekli aylığı 22.200 Türk Lirası olarak görünmektedir. EYT düzenlemesinden yararlanamayan bu kişi, kademeli emekliliğin hayata geçmesi durumunda ek prim ödemesi gerekip gerekmeyeceğini ve isteğe bağlı sigortanın avantajlarını merak etmektedir.
Emeklilikte yaş farkının yol açtığı mağduriyetleri dile getiren Emeklilikte Adalet Derneği (EMAD-DER) ve Emeklilikte Tarihe Takılanlar Derneği (ETT-DER) gibi sivil toplum kuruluşları ile bazı muhalefet partisi milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne farklı kanun teklifleri sunmuşlardır. Ancak belirtmek gerekir ki, bu tekliflerin tamamı henüz birer öneri niteliğindedir. Kademeli yaş düzenlemesinin yürürlüğe girip girmeyeceği veya hangi şartlar altında uygulanacağı konusunda bugünden kesin bir bilgi vermek mümkün değildir.
Mevcut yasal çerçeveyi değerlendirdiğimizde, ilgili vatandaşın bundan sonra hiç çalışmaması durumunda dahi 58 yaşında kısmi emeklilik hakkından faydalanarak emekli aylığı alabileceği öngörülmektedir. Eğer prim gün sayısı 7.000'e tamamlanırsa, yine 58 yaşında tam emeklilik şartları sağlanmış olacaktır. Mevcut yasalara göre, prime esas kazanç (brüt ücret olarak da kabul edilebilir) asgari ücretin 3 katı veya daha fazla değilse, 5.400 gün prim ödeyen ile 7.000 gün prim ödeyen arasında emekli aylığı miktarında belirgin bir fark oluşmayacağı ifade edilmektedir. Bu nedenle, çalışma fırsatı ortaya çıkması durumunda değerlendirilmesi tavsiye edilmekle birlikte, kademeli emeklilik olmasa bile prim gün sayısını artırmak amacıyla isteğe bağlı sigorta yaptırma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Devlet Memurlarının Askerlik Borçlanması Ve Eyt Kapsamında Emeklilik
Devlet memurlarının askerlik borçlanması ile EYT kapsamına girip giremeyeceği de önemli bir merak konusudur. Örneğin, 1977 doğumlu, askerliğini 1997'de yapmış ve 28 Kasım 2000 tarihinde devlet memuru olarak göreve başlamış, 9.025 prim günü ve 25 yıllık çalışma süresi olan bir kamu görevlisi, askerlik borçlanması yaparak EYT'den emekli olup olamayacağını sorgulamaktadır. Mevcut düzenlemeler ışığında, bu durumdaki bir devlet memurunun askerlik borçlanmasıyla EYT kapsamına girmesi mümkün değildir; emeklilik için 60 yaşını beklemesi gerekmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) mevzuatına göre, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (5510 Sayılı Kanun) tabi işçi (4/a) ve esnaf (4/b) statüsündeki sigortalılar ile 2008 yılı Nisan ayından sonra ilk defa sigortalı çalışmaya başlayan memurlar (4/c), sigortalı çalışma öncesindeki askerlik sürelerini borçlandıklarında sigorta başlangıç tarihleri borçlanma süresi kadar geriye çekilmektedir. Ancak, 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu'na tabi olan memurların, sigorta başlangıç tarihinden önceki askerlik süreleri için yaptıkları borçlanmalar sadece prim günlerine eklenmekte, sigorta başlangıç tarihlerini öne çekmemektedir.
SGK, bu farklı uygulamanın gerekçesi olarak, diğer kanunlarda sigortalı çalışmaya başlamadan önceki askerlik sürelerinin borçlanılması halinde sigorta başlangıcının öne çekileceğine dair açık hükümler bulunmasına karşın, 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu'nda böyle bir hükmün yer almamasını göstermektedir. Bu konu daha önce Kamu Denetçiliği Kurumu'nun gündemine gelmiş ve Başdenetçi, başvuru yapan memurların sigorta başlangıç tarihlerinin öne çekilmesi yönünde SGK'ya tavsiyede bulunmuştur. Ne var ki, SGK'nın bu tavsiyeye uyma zorunluluğu yoktur. Bu sorunun kalıcı çözümü için kanun değişikliği yapılması gerektiği vurgulanmaktadır.
Doğum Borçlanması İle Prim Günü Kazanımı
Kadın sigortalılar için doğum borçlanması da emeklilik hesaplamalarında önemli bir yer tutmaktadır. 1976 doğumlu, uzun vadeli sigorta girişi 16 Ağustos 1997 olan ve 2009'da doğum yaptıktan 10 ay sonra işe dönen, toplamda 5.060 prim günü bulunan bir kadın vatandaş, doğum borçlanmasının prim günlerine etkisini ve ne zaman emekli olabileceğini merak etmektedir.
İşçi, memur veya esnaf statüsündeki kadın sigortalılar, sigortalı çalıştıkları sırada dünyaya gelen çocukları için 2 yaşını tamamlayana kadar geçen ve çalışmadıkları süreleri borçlanabilirler. İki yıllık bu dönemde sigortalı olarak çalışılan günler düşüldükten sonra kalan sürenin tamamı için doğum borçlanması hakkı kullanılabilir. Örnekteki vatandaşın çocuk doğduktan 10 ay sonra çalışmaya başlaması ve çocuğun 2 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz çalışması durumunda, yalnızca 10 aylık bir dönem için doğum borçlanması yapabileceği belirtilmiştir. Bu da 300 gün prim kazanımı anlamına gelmektedir.
Sigorta giriş tarihine göre emeklilik için 5.900 prim gününe ihtiyacı bulunan bu vatandaş, 300 günlük borçlanma ile prim gününü 5.360'a yükseltecektir. Eğer herhangi bir işte çalışmıyorsa, doğum borçlanmasının ardından kalan 540 günü isteğe bağlı sigorta ile tamamlayabilir. İsteğe bağlı sigorta süresinin 1.260 günün altında kalması durumunda SSK'dan emeklilik hakkını koruyacaktır. Prim gününü tamamladığı tarihte emeklilik dilekçesi verebilme hakkına sahip olacaktır.
5510 Sayılı Kanun Kapsamındaki Memuriyet Öncesi Sigortalılığın Eyt'ye Etkisi
Memuriyet öncesi sigortalı çalışma sürelerinin EYT'den emekliliğe etkisi, özellikle farklı sigortalılık statülerinin birleştiği durumlarda önem kazanmaktadır. 1980 doğumlu, 22 Eylül 1997 tarihinde sigorta başlangıcı bulunan ve 28 Eylül 1998 tarihine kadar 7 ay 16 gün prim ödemiş, ardından 15 Eylül 2003 tarihinde öğretmen olarak memuriyete başlamış ve hizmet birleştirmesi yapmış, şu anda 8.300 prim günü olan bir vatandaşın durumu bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu vatandaş, 9.000 prim gününü tamamladığında EYT'den emekli olup olamayacağını sormuştur.
8 Eylül 1999 tarihinden önce herhangi bir sigortalılık statüsünde çalışmaya başlamış olanlar, Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinden yararlanma hakkına sahiptir. İlgili vatandaşın 1997 yılındaki SSK'lı çalışması, kendisini EYT kapsamına dahil etmektedir. Ancak, Emekli Sandığı Kanunu'nun (5434 Sayılı Kanun ve 5510 Sayılı Kanun'un geçici maddeleri) 18 yaşından önceki hizmet sürelerini değerlendirme konusunda özel bir hükmü bulunmaktadır. Bu hükme göre, sadece kazaî rüşt kararı almış meslek veya sanat okulu mezunları için 18 yaş öncesi süreler geçerli sayılmaktadır.
Bu özel durum göz önüne alındığında, vatandaşın 18 yaş öncesindeki 7 ay 16 günlük (toplam 226 gün) prim süresi, emekli aylığının hesaplanmasında dikkate alınacak ve EYT kapsamına girmesini sağlayacaktır. Ancak, emekli aylığı bağlanabilmesi için gerekli olan 9.000 gün prim hesabında, yalnızca 18 yaşını doldurduktan sonraki süreler dikkate alınmaktadır; 18 yaş öncesi süreler bu hesaplamaya dahil edilmez. Bu nedenle, 18 yaş öncesindeki süreler hariç tutularak prim gününü 9.000'e tamamladığı tarihte emekli aylığı bağlanabilecektir.