Mimar Sinan’ın Memleketi Ağırnas’tan Çıkan Dünyaca Tek Dorak Taşı Tescillenerek Geleceğe Taşınıyor

Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesinde çıkan dorak taşı Oğuz Ayata'nın elleriyle hayat buluyor. Yapısıyla diğer taşlardan farklı olan ve dünyada...



Kayseri'nin tarihi Ağırnas beldesinde, Osmanlı Devleti'nin mimari dehası Mimar Sinan'ın doğduğu topraklarda yüzlerce yıldır süregelen eşsiz bir sanat geleneği, günümüzde yeniden canlanıyor. Bölgeye özgü "dorak taşı" işçiliği, dünyanın tek örneği olma özelliğiyle kültürel miras olarak tescillendi. Bu özel taş, özellikle yoğurt süzme geleneğinde kullanılmasıyla öne çıkıyor ve gelecek nesillere aktarılma çabaları hız kazanıyor.



Ağırnas'ın Eşsiz Mirası: Dorak Taşı Sanatı



Mimar Sinan'ın Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde baş mimar olarak görev yaptığı süreçte ortaya koyduğu eserler kadar, doğduğu Ağırnas'ın da doğal ve kültürel zenginlikleri dikkat çekiyor. Bölgenin kayalık yapısından elde edilen ve özellikle yoğurt süzme işleviyle bilinen dorak taşı, yüzyıllardır Ağırnaslı ustaların elinde şekilleniyordu. Ancak bu kadim zanaatın günümüzdeki temsilcileri oldukça azaldı. Babasından devraldığı mesleği günümüzde sürdüren nadir dorak taşı ustalarından Oğuz Ayata, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2025 yılında "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı" kimliğiyle tescil edildi. Bu tescil, sanatı ve taşı geleceğe taşıma yolunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.



Usta Oğuz Ayata'nın Geleneği Yaşatma Mücadelesi



Asırlık teknikler ve ekipmanlarla dorak taşı işçiliğini sürdüren Oğuz Ayata, sanata olan bağlılığını vurguladı. Ayata, Ağırnas'ın taş işçiliğiyle ünlü bir yerleşim yeri olduğunu belirterek, "Dorak taşı işçiliğinde kendimi geliştirdim, yüzyıllardır kullanılan ekipmanlarla devam ettiriyorum. Elektrikli malzeme kullanmadan bu taşı yapmaya çalışıyorum. Yaklaşık 7-8 yıldır dorak taşı yapıyorum" ifadelerini kullandı. Mesleğe babası Bekir Ayata sayesinde başladığını anlatan Ayata, çocukluk yıllarında evlerindeki dorak taşını fark etmesiyle bu sanata yöneldiğini dile getirdi. Babasının taşı işlerken duyduğu hayranlığı ve bu anları videoya çekerek sosyal medyada paylaşması, onun bu sanata daha sıkı sarılmasına vesile oldu.



Ayata, sanatını tescilleme sürecine ilişkin olarak da bilgiler verdi: "Yoğurt 2 bin 200 sene öncesinde Türk yemeği olarak kabul edilip görüldüğünden bu yana inanıyorum ki bu taş da kullanılıyordu. Çok eski bir tarihte kullanıldığı için günümüzde aktif kullanılmasına önem verdim. Bu sanatımızı canlı tutmaya çalışıyorum. Yaptığımız bilinmiyordu, ben bilinsin istedim. O yüzden Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları için başvuruları yaptım ve kabul edildi. Ankara'ya heyete çağrıldım ve 3-4 tane örnek götürerek sundum. Heyetimiz bu sanatı uygun gördü ve bu kimliği kazandım. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak sanatımızı yapmaya devam edeceğim." Oğuz Ayata, bu eşsiz sanatı kendisinden sonra da devam ettirecek çıraklar bulmayı arzu ettiğini, zira dorak taşının madeninin sadece Ağırnas'a özgü olduğunu ve diğer yumuşak taşlardan farklı olarak yoğurda taş veya toprak çıkarmadığını belirtti.



Dorak Taşının Bilimsel Ve Kültürel Potansiyeli



Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) Kayseri İl Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy, Ağırnas'ın Mimar Sinan ile özdeşleştiğini ve bu beldede taşın insanlık tarihi boyunca önemli bir malzeme olarak kullanıldığını vurguladı. Prof. Dr. Özsoy, Ağırnas'a mahsus dorak taşının coğrafi işaret alabilecek kadar önemli bir değere sahip olduğunu belirtti. Bu taşın, "doraklık" adı verilen özel ocaklardan, ustaların damarını, yönünü ve yumuşaklığını tespit ederek belirlenen bölgelerden temin edildiğini ifade etti. Türkiye'de dorak işiyle uğraşan tek yerin Ağırnas Koramaz Vadisi olduğunu söyleyen Özsoy, günümüzde az sayıda usta kaldığını ve bunlardan birinin de Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak tescillenen Oğuz Ayata olduğunu kaydetti.



Prof. Dr. Özsoy, dorak taşının bulunması, kesilmesi, işlenmesi ve nihayetinde yoğurt süzme aracı olarak kullanılması sürecinin Ağırnas'ın ve Kayseri'nin tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Buzdolabı ve elektriğin olmadığı dönemlerde yoğurdu hem kullanmak hem de uzun süre muhafaza etmek için dorak taşının hayati bir role sahip olduğunu anlatan Özsoy, bu geleneğin günümüzde de zorlu şartlara rağmen Ağırnas'ın ziyaret edilmesiyle yeniden gündeme geldiğini belirtti. Dorak yoğurdunun niteliği ve taşın süzdüğü suyun kendine has özellikleri üzerine çeşitli bilimsel çalışmaların sürdürüldüğünü bildiren Prof. Dr. Özsoy, TÜBİTAK projeleri kapsamında lise öğrencilerinin (Nazlı Hayat Baykan ve Beren Kandefer) bu alanda patentleme sürecini başlattığını duyurdu. Bu gelişmelerin, dorak yoğurdu ve dorak taşının yaygınlaşması, pazarlanması ve markalaşması açısından önemli olduğunu vurgulayan Özsoy, "Dorak yoğurdundan yapılan ayran, omletin içine çeşitli baharatlar katılarak kullanılması son derece beğeni kazanıyor. Bunlar üzerinden de yeni coğrafi işaretlerin alınması mümkün olabilir. Bu gelişmeleri takip edeceğiz" şeklinde konuştu.



Ağırnas'ın benzersiz dorak taşı, Mimar Sinan'ın mirasıyla harmanlanarak hem kültürel bir değer olarak korunuyor hem de bilimsel çalışmalar ve markalaşma çabalarıyla geleceğe umutla bakıyor. Bu kadim zanaatın, yeni nesiller tarafından da yaşatılması ve tanıtılması için atılan adımlar, Kayseri'nin kültürel kimliğine önemli katkılar sunuyor.