Büyük Önder Atatürk’ün Son Yolculuğu 87 Yıl Önce Yurdu Yasa Boğdu

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ü ebediyete intikalinin 87'nci yılında özlemle anıyoruz. Ulu önderin naaşının Ankara ve İstanbul'da düzenlenen resmi törenlerle sonsuzluğa uğurlanmasından Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine nakledilmesine kadar geçen süreyi kapsayan fotoğraflar, bir ulusun önderine duyduğu bağlılığı ve hüznü gözler önüne sererken bugün de duygulandırıyor


Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 87. yıl dönümünde, O'nun ebediyete intikal edişindeki derin keder ve ulusal yas, dönemin arşiv fotoğrafları aracılığıyla bir kez daha gözler önüne serildi. Türk milletini yasa boğan o hüzünlü günler, tarihin sayfalarında özel bir yer tutmaya devam ediyor.


İstanbul'daki Son Vedalar


Ulu Önder Atatürk'ün cenaze töreni, 19 Kasım 1938 tarihinde Dolmabahçe Sarayı'nda büyük bir hassasiyetle icra edildi. Sabahın erken saatlerinde, 08.10'da, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslam Tetkikleri Enstitüsü Müdürü Profesör Mehmet Şerafettin Yaltkaya tarafından cenaze namazı kıldırıldı. Bu tarihi an, milletin Ata'sına son görevini yerine getirdiği, gözyaşlarının sel olduğu bir dönemin başlangıcı oldu.


Saatler 08.30'u gösterdiğinde, komutasını Orgeneral Fahrettin Altay'ın üstlendiği askeri kortej, Atatürk'ün aziz naaşını Dolmabahçe Sarayı'ndan alarak özel bir top arabasına yerleştirdi. Bu hüzünlü kortejde, Başbakan Mahmut Celal Bayar, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Heyeti ve dönemin tüm devlet erkanı ile birlikte, milli yasın derinliğini paylaşan binlerce vatandaş yer aldı. Kortejin 09.10'da Kabataş'tan başlayarak Tophane, Karaköy, tarihi Galata Köprüsü, Eminönü ve Gülhane Parkı üzerinden Sarayburnu'na doğru ilerleyişi sırasında, İstanbul halkı cadde ve sokakları doldurarak Ata'sına "son kez" veda etti. Özellikle Galata Köprüsü'nden geçiş anında çekilen fotoğraflar, halkın yüzündeki tarifsiz kederi ve saygıyı tüm açıklığıyla yansıttı.


Denizdeki hüzünlü yolculuk, saat 12.30'da Sarayburnu'nda başladı. Atatürk'ün naaşı, "Zafer" torpidosuna nakledildi ve torpido 13.00'te hareket etti. Daha sonra naaş, Selimiye Kışlası açıklarında bekleyen dönemin en görkemli savaş gemilerinden biri olan "Yavuz" zırhlısına aktarıldı. Yavuz zırhlısı, saat 14.00'te hüzünlü bir siren sesiyle İzmit'e doğru yol alırken, siyah dumanlar gökyüzüne doğru yükseldi. Türk ve yabancı savaş gemilerinin eşlik ettiği bu son yolculuk, dünya basınında da geniş yankı buldu.


Akşam saat 19.30'da İzmit Limanı'na yanaşan Yavuz zırhlısından, Atatürk'ün naaşı saat 20.30'da İzmit İstasyonu'nda bekleyen özel trene nakledildi. Özel tren, 21.00'de Türkiye'nin kalbi Ankara'ya doğru hareket etti. Bu yolculuk, milli bir kahramanın son vedasını taşıyan, her istasyonda binlerce gözyaşıyla karşılanan tarihi bir geçişe sahne oldu.


Ankara'ya Ulaşım Ve Halkın Veda Törenleri


20 Kasım 1938 Pazar günü, saat 10.00'da, Atatürk'ün naaşını taşıyan özel tren Ankara İstasyonu'na ulaştı. İstasyon, milli yasa bürünen bir başkentin tüm ağırlığını taşıyordu. Naaşı karşılayanlar arasında dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa İsmet İnönü, TBMM Başkanı Mustafa Abdülhalik Renda ve Başbakan Mahmut Celal Bayar'ın yanı sıra, askeri birlikler, yabancı ülke temsilcileri ve ülkenin dört bir yanından gelen kalabalık bir halk kitlesi bulunuyordu. Herkes, Ata'sına son görevini yapmak için bir araya gelmişti.


Saat 10.40'ta istasyondan ayrılan top arabası eşliğindeki kortej, 11.30'da TBMM binası (bugünkü İkinci Meclis/Cumhuriyet Müzesi) önüne ulaştı ve Atatürk'ün naaşı, burada özel olarak hazırlanmış katafalka yerleştirildi. Saat 13.00'ten itibaren, halkın Ata'sının önünden ihtiram geçişi yapmasına izin verildi. Bu geçişler, gece yarısına kadar aralıksız sürdü. Uzun kuyruklar oluşturan vatandaşlar, gözyaşları ve dualarla Ulu Önder'e son kez veda etti. O anlar, dönemin fotoğraflarına halkın "derin ve samimi üzüntüsü" olarak yansıdı.


Ankara Palas'ta Diplomatik Sessizlik


Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün cenaze törenine, dünyanın dört bir yanından gelen devlet temsilcileri katıldı. Bu büyük uluslararası katılım, Atatürk'ün sadece Türk milleti için değil, dünya barışı ve modernleşme süreci için de ne denli önemli bir lider olduğunu gösterdi. Yabancı heyetler, tören alanının karşısında yer alan tarihi Ankara Palas'ın önünde sessizce yerlerini aldılar. TBMM binasının karşısında sıralanan bu devlet adamları, Türkiye'nin yasa ortak olduklarını, "derin bir saygı ve hüzünle" cenaze merasimini takip ettiklerini gözler önüne serdiler. Bu anlar da çekilen fotoğraflarda tarihe not düşüldü.


Ebedi İstirahatgahına Uğurlama


21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sabah 09.00'dan itibaren TBMM binası (İkinci Meclis/Cumhuriyet Müzesi) önünde askeri birlikler geçit merasimi düzenledi. Bu merasim, milli iradenin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ata'sına olan bağlılığını sembolize etti.


Saat 11.00'de, top arabasına konulan Atatürk'ün naaşı, yerli ve yabancı erkanın yanı sıra on binlerce vatandaşın katılımıyla TBMM binası önünden alınarak kortej eşliğinde Etnoğrafya Müzesi'ne doğru yola çıkarıldı. Kortej, 12.15'te Etnografya Müzesi'ne ulaştı ve Atatürk'ün naaşı, 12.30'da burada hazırlanan katafalka yerleştirildi.


Etnoğrafya Müzesi'nde, devlet erkanı, yabancı heyet mensupları ve halk, Atatürk'ün naaşı önünden son kez ihtiram geçişi gerçekleştirdi. Bu anlarda dikkat çeken detaylardan biri, Çanakkale Savaşları'nda Atatürk'e üç kez yenilen İngiliz Mareşal Birdwood'un da yer aldığı yabancı heyetin, "büyük bir saygıyla" son vedasını sunmasıydı. Bu durum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri dehasının ve uluslararası alandaki itibarının çarpıcı bir göstergesi oldu. Büyük Önder'in naaşı, geçici olarak Etnografya Müzesi'nde istirahate bırakıldı ve 1953 yılında Anıtkabir'e nakledilerek ebedi istirahatgahına uğurlandı.