Meclis Komisyonu’nda Üniter Devlet Yapısı Kırmızı Çizgi Vurgusu
Terörsüz Türkiye süreci için Meclis’te oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, dün farklı siyasi eğilimlerden hukukçuların görüşlerine...
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) yeni anayasa çalışmalarına yönelik istişarelerin devam ettiği komisyon, 13. toplantısını gerçekleştirdi. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplanan komisyonda, çeşitli hukuk derneklerinin temsilcileri ve akademisyenler yeni anayasa sürecine dair önemli görüşlerini paylaştı. Toplantıda öne çıkan başlıklar arasında devletin üniter yapısı, terörle mücadele mevzuatı ve anadilde eğitim konularında dile getirilen öneriler yer aldı.
Üniter Devlet Vurgusu Ve Pkk Temsiliyet Tartışması
Hukukçular Derneği adına sunum yapan Melih Gülseren, yeni anayasa sürecinde "samimiyet"in kilit bir kavram olduğunu belirtti. Gülseren, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısının en temel kırmızı çizgileri olduğunu vurguladı. Terör örgütü PKK'nın Kürt kökenli vatandaşları asla temsil etmediğinin altını çizen Gülseren, sürecin başarıya ulaşması için toplumun tüm kesimlerinin katkısının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ve güven inşa edilmesi amacıyla ilgili kurumlarca Kürt kökenli vatandaşlara Kürtçe SMS'ler gönderilebileceği önerisini sunan Gülseren, infaz yasası ve terörle mücadele kanunu gibi mevzuat düzenlemelerinin, toplumda bir ön kabul sağlandıktan sonra gündeme alınması gerektiğini dile getirdi. Ayrıca, af niteliği taşıyacak her türlü adımın ciddi toplumsal tepkilere yol açabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Anadilde Eğitim Talebi Ve Anayasa Değişikliği Önerisi
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Başkanı Serhat Çakmak, temel beklentilerinin Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) tamamen yürürlükten kaldırılması olduğunu belirtti. Mevcut koşullar ve sürecin aşamalı ilerleyişi göz önüne alındığında, TMK'nın belirli maddelerinin kademeli olarak ilga edilmesi veya değiştirilmesinin doğru olacağını düşündüklerini aktardı. Çakmak, anadilde eğitim konusunda da önemli bir formül sundu. Anayasa'nın 42'nci maddesinin revize edilerek aşağıdaki gibi düzenlenebileceğini önerdi:
*"Eğitim ve öğretim kurumlarında Türkçe’nin yanı sıra yaşayan diller ve lehçelerde seçmeli ve isteğe bağlı ana dil eğitimi yapılabilir. Bu eğitimin usul ve esasları kanunla düzenlenir."*
Bu kapsamdaki bir değişikliğin, anadilde eğitimle ilgili beklentileri karşılayacağını ifade etti.
Siyasetin Kısıtları Ve Silahların Teslimi Çağrıları
Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği (SODAD) Başkan Yardımcısı Kemal Akkurt ise siyasetin kimlik siyaseti ile güvenlik politikaları arasına sıkışmaması gerektiği uyarısında bulundu. Akkurt, "açılım" politikalarının TBMM'de iktidar cephesinin arzu ettiği anayasal düzenlemelere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ne şiddetin romantize edilmesi ne de güvenlikçi devlet politikalarının aracı haline getirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Başkanı Hasan Oymak, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun sadece bir devlet politikası olmanın ötesinde, milletin ortak arzusu olması nedeniyle başarıya ulaşacağını ifade etti. Oymak, Kürt ve Türk vatandaşlar arasında esasen bir ihtilaf bulunmadığını belirtti. Sürecin ilerlemesi için tüm silahların belli bir takvim dahilinde teslim edilmesi ya da imha edilmesi gerektiğini savunan Oymak, aynı şekilde örgüt ile bağlantılı yapıların da belirli bir takvim içerisinde feshedilmesi ve bu sürecin yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.