ABD’nin Federal Taahhütlerinden Çekilmesi Küresel Net Sıfır Hedeflerinin Büyümesini Durduramadı

Uzmanlar, ABD dışındaki hiçbir büyük ekonominin net sıfır hedeflerinden vazgeçmediğini belirterek, aksine küresel net sıfır taahhütlerinde artış yaşandığını söyledi


Küresel iklim mücadelesinde net sıfır hedeflerine yönelik taahhütler artış gösterdi. Net Sıfır Takibi (NZT) tarafından yayınlanan Net Sıfır Değerlendirmesi 2025 raporuna göre Amerika Birleşik Devletleri federal hükümetinin bu alandaki taahhütlerinden geri çekilmesine rağmen küresel ölçekte belirgin bir ilerleme kaydedildi. NewClimate Institute analisti Saskia Straub söz konusu değerlendirmenin ulusal hükümetlerden yerel yönetimlere eyaletlerden bölgelere ve yüksek emisyon salımına sahip büyük şirketlere dek geniş bir yelpazede net sıfır hedefi belirleme süreçlerinin küresel kapsamını incelediğini ve bu taahhütlerin güvenilirliğini araştırdığını belirtti.


Küresel Net Sıfır Taahhütlerinde Artış


Straub her değerlendirme döngüsünün net sıfır hedeflerinin zaman içindeki evrimini ortaya koyduğunu vurguladı. Bu değerlendirmeler aynı zamanda kuruluşların taahhütlerinin sağlamlığını artırıp artırmadığını da içeriyordu ki bu durum hedeflere ulaşılma konusundaki güveni yükseltti. Analist küresel çapta şirketler bölgeler ve şehirler genelinde net sıfır hedeflerinin sayısının artmaya devam ettiğini kaydetti.


Amerika Birleşik Devletleri federal hükümetinin net sıfır planından geri çekilmesi ulusal hükümetler seviyesinde net sıfır kapsamını düşürdü. Ancak diğer ülkelerin büyük çoğunluğu taahhütlerine bağlılığını sürdürdü. Straub Avrupa Birliği üye ülkeleri ve Tayvan dahil olmak üzere hükümetlerin yüzde 69'unun net sıfır hedeflerine sahip olduğunu belirtti. Bu hedeflerin küresel sera gazı emisyonlarının en az yüzde 74'ünü küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın satın alma gücü paritesi bazında yüzde 77'sini ve dünya nüfusunun yüzde 79'unu kapsadığı bilgisi aktarıldı.


Değerlendirilen 3885 yerel yönetim ve şirketin 1548'inin henüz net sıfır hedefi belirlemediği tespit edildi. Dahası 424 şirketin hiçbir emisyon nötrleştirme taahhüdü olmaksızın faaliyetlerini sürdürdüğü ortaya çıktı. Straub Net Sıfır Takibi'nin net sıfır hedeflerindeki niceliksel artışın niteliksel bir derinlikle eşleşmediğini sürekli olarak gözlemlediğini vurguladı. Net sıfır emisyon kapsamı genişlese de asgari bütünlük gerekliliklerini karşılayan net sıfır emisyon hedeflerine sahip kuruluşların sayısının sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Şirketlerin hedeflerinin sağlamlığında yalnızca marjinal bir iyileşme kaydedildi ve genel güvenilirlik seviyesi yetersiz kaldı. Rapora göre şirketlerin sadece yüzde 7'si bölgelerin yüzde 65'i ve şehirlerin yüzde 4'ü temel sağlamlık kriterlerini karşıladı.


Sıcaklık Artışını Sınırlamanın Önemi


Straub küresel ortalama sıcaklık artışını herhangi bir aşım olmadan 15 dereceyle sınırlamanın tek yolunun en kısa sürede küresel net sıfır karbondioksit emisyonuna ulaşmaktan geçtiğini ifade etti. Şeffaf net sıfır planları ekonomilerin fosil yakıtlardan temiz teknolojilere geçiş yaptığı bütüncül bir dönüşümün hayata geçirilmesi için temel bir ön koşul olarak belirlendi.


Net sıfır hedeflerindeki istikrarlı artış ve bu hedeflerin kapsadığı sera gazı emisyonları küresel karbonsuzlaştırma ekonomik faaliyetler ve nüfus oranları için önemli bir zemin oluşturdu. Straub hedeflerin yeterince iddialı ve güvenilir olabilmesi için yakın vadeli emisyon azaltımları güçlü yönetişim ve net hesap verebilirlik ile desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. İklim taahhütlerini hayata geçirmenin çeşitli yolları bulunduğunu belirten Straub şu önemli noktaları dile getirdi: "Ülkeler şehirler eyaletler ve şirketler fosil yakıtları acilen aşamalı olarak bırakmalı ve tüm ekonomik sektörlerdeki diğer kritik dönüşümlerin yanı sıra rüzgar ve güneş gibi temiz enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmalıdır." Bu geçişlerin iş modellerinde ve işletme uygulamalarında büyük değişimler gerektirdiği vurgulandı. Başarıya ulaşmak için kurumların sadece kendi yollarını belirlemekle kalmayıp çalışanlar tedarikçiler ve yatırımcılar dahil tüm paydaşları bu sürece dahil eden net şeffaf ve zaman sınırlı net sıfır emisyon planları oluşturması gerektiği ifade edildi.


ABD Eyaletlerinin Devam Eden Kararlılığı


NewClimate Institute analisti Sybrig Smit değerlendirme sürecinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (UNFCCC) üye devletlerin belirli bölgelerin en fazla emisyon salan 25 ülkedeki tüm bölgelerin ve nüfusu 500 binin üzerindeki tüm şehirlerin taahhütlerinin kamuya açık bilgiler kullanılarak incelendiğini aktardı. Kurumsal alanda ise geçen yıl Forbes Global 2000 listesindeki halka açık şirketler ile dünyanın en büyük 100 özel şirketinin değerlendirmeye alındığı belirtildi. Smit ABD'nin net sıfır hedeflerinden geri çekilmesinin sonuçlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Ulusal düzeydeki taahhütlere göre küresel net sıfır kapsamının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 93'ünden yüzde 77'sine düşmesine neden oldu ancak değerlendirme yerel yönetimlerin ve şirket liderlerinin devam eden kararlılığının ivme kazandığını gösteriyor." Örneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde 19 eyaletin net sıfır emisyon hedefine bağlılığını sürdürdüğü belirtildi. Eyalet hedefleri de hesaba katıldığında dünya genelinde net sıfır emisyon kapsamının küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın yüzde 83'üne yükseldiği görüldü. Amerika Birleşik Devletleri dışında hiçbir büyük ekonominin net sıfır emisyon hedeflerinden geri çekilmediği tam aksine ulusal düzeydeki hedeflerin daha da güçlendiği ifade edildi. Net sıfır emisyonunu hedefleyen 137 hükümetin yüzde 67'sinin bu hedeflerini yasa veya resmi politikalarla güvence altına aldığı bildirildi. Bu oranın 2024'te yüzde 52 olduğu kaydedildi.


Smit net sıfır hedeflerine sahip Amerika Birleşik Devletleri merkezli şirket sayısının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 9 oranında artarak 279'dan 304'e yükseldiğini vurguladı. Bu şirketlerin toplam küresel gelirinin 12 Trilyon Dolar seviyesinde olduğu ve bunun değerlendirilen ABD kurumsal gelirinin yüzde 64'ünü oluşturarak dünya genelindeki en büyük mutlak payı temsil ettiği belirtildi. Smit birçok ülke şehir bölge ve şirketin net sıfır hedeflerinin sadece iklim kriziyle mücadele için değil aynı zamanda güvenli ve refah düzeyi yüksek bir gelecek inşa etmek için de kritik olduğunun farkına vardığını kaydetti. Düşük karbonlu sektörlerin hızlı bir büyüme gösterdiği fosil yakıt talebinin tarihi bir düşüşe yaklaştığı ve şirketlerin temiz enerjiye yöneldiği aktarıldı. Net taahhütlerin hükümetler işletmeler ve yatırımcılar için ortak bir yol gösterici yıldız sağlayarak ekonomi genelindeki çabaları uyumlu hale getirdiğini dile getiren Smit gerçek dönüşümün bu taahhütlerin hesap verebilirlikle desteklenen somut politikalara yatırımlara ve iş modeli değişikliklerine dönüştürülmesiyle gerçekleşeceğini ifade etti. Smit dürüstlükle uygulandığı takdirde net sıfır benimsemesinin dünyayı yavaş ilerlemeden on yılda ihtiyaç duyulan kararlı eyleme geçiren bir kaldıraç olabileceği görüşünü sözlerine ekledi.