TBMM Başkanı Kurtulmuş Terörsüz Türkiye Sürecini Ortak Akılla Bir Türkiye Modeli Olarak Tanımladı
Son dakika önemli açıklamalar: Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, aralarında Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un da bulunduğu medya temsilcileriyle bir araya geldi. Komisyonun Öcalan ile görüşmesi sorularına yanıt veren Kurtulmuş, "İmralı’ya bir heyet gönderilmesi konusu geçmişte de gündeme geldi. Bu, Türkiye’nin mevcut yasal düzenlemeleri içinde mümkün olan bir uygulamadır. Eğer Meclis ve siyasi partiler bu konuda mutabakata varırsa, yasal çerçevede böyle bir görüşme yapılabilir. İmralı bir ceza ve infaz kurumudur. Daha önce de milletvekilleri orada görüşmeler yapmıştır. Bu, olağanüstü bir durum değil, yasal sistemin doğal...
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, ülkenin önde gelen medya temsilcileriyle bir araya gelerek "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun yürüttüğü çalışmaları detaylandırırken, bu tarihi sürecin Türkiye için ne anlama geldiğini ve nasıl bir yol haritası izlediğini açıkladı. Sürecin, sadece terörle mücadelede değil, bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasında da bir "Türkiye modeli" oluşturduğunu vurguladı.
Milli Dayanışma Komisyonu'nun Kapsamlı Katılımlı Çalışmaları
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun faaliyetlerine ilişkin bilgi verirken, süreçteki geniş katılıma dikkat çekti. Komisyonun sivil toplum kuruluşları temsilcilerini, hukuk camiasını, baro ve hukuk derneklerini, siyasi tecrübeye sahip isimleri, ekonomi ve iş dünyası kuruluşlarını, akademisyenleri, uzmanları, kadın ve gençlik teşkilatlarını bir araya getirdiğini belirtti. Özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin geçmiş dönem başkanlarının komisyonu ziyaret ederek tecrübelerini paylaşmalarının fevkalade anlamlı olduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu çok boyutlu katılımın, sürece toplumsal ve siyasi meşruiyet kazandırdığının altını çizdi.
PKK'nın Silahsızlanması: Devlet Kurumlarının Kritik Rolü
Terör örgütü PKK'nın silahsızlanma sürecine yönelik en kritik aşamalardan birini açıklayan Kurtulmuş, sürecin buraya kadar gelmesini sağlayan en önemli hususun, örgütün "silahları bırakıyorum, kendimi tasfiye ediyorum" ilanı olduğunu belirtti. Ancak bu ilanın sahadaki gerçekliğinin tespitinin Meclis'in değil, ilgili devlet kurumlarının görevi olduğunu kesin bir dille ifade etti. Kurtulmuş, "Şimdi, örgütün gerçekten silahları bıraktığını ve kendini tasfiye ettiğini tespit etmek bu aşamanın en kritik noktasıdır. Bu tespiti yapacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi değildir. Bu, Milli Güvenlik Kurulu ve ilgili kurumların, başta Milli İstihbarat Teşkilatı ile Milli Savunma Bakanlığı’nın görevidir." dedi. Bu kurumların örgütün sahadaki silahsızlanmasını teknik olarak teyit etmesinin ardından Meclis'in, bunun gerektirdiği yasal düzenlemeleri yapacağını kaydetti. Komisyonun rolünün ise bu sürecin gözlemlenmesi, raporlanması ve Meclis'e sunulacak tekliflerin hazırlanmasıyla sınırlı, tavsiye niteliğinde kararlar alan geçici bir yapı olduğunu vurguladı.
Siyasi İrade Ve Ortak Akıl Vurgusu
Bu tarihi süreçte sergilenen katılımcı siyasi iradeye vurgu yapan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı'na, Sayın Devlet Bahçeli'ye, Sayın Özgür Özel'e, DEM Parti eş başkanlarına ve diğer tüm partilerin genel başkanları ile temsilcilerine teşekkür etti. "Bu tarihi bir komisyondur. Baştan beri şunu söyledik: 'Gelin, görüşlerinizi ve itirazlarınızı burada ifade edin, kayıt altına alın; Türkiye’nin bu tarihî sürecini birlikte yönlendirelim.'" sözleriyle siyasi partilere yapılan çağrıyı yineledi. PKK'nın son tabancasını getirmesinin sembolik bir adım olduğunu belirten Kurtulmuş, asıl meselenin terörü ortaya çıkaran nedenleri ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Etnik ve mezhepsel farklılıklar üzerinden ayrıştırıcı siyasete izin verilmemesi gerektiğini vurgulayarak, pozitif barışın tesis edilmesinin temel hedef olduğunu ifade etti. Türkiye'nin bu meseleyi sadece bir iç sorun olarak görmediğini, aksine bölge politikalarının tam merkezine oturttuğunu belirtti.
Bölgesel Gelişmeler Ve İmralı Görüşmeleri
Bölgesel dinamiklere de değinen TBMM Başkanı, Irak'ın işgaliyle başlayan süreçte Ortadoğu'nun etnik ve mezhebi hatlar üzerinden bölünmeye çalışıldığına işaret etti. Türkiye'nin, Türkler, Kürtler, Araplar ve Aleviler olarak birlikte barış ve huzur istediğini belirterek, "Biz bu emperyalist projelerin parçası olmayacağız. Bu bölgede hiçbir güçlü devlet görmek istemezler. Onların istemediği şeyi yapacağız ve halkın özgürlüklerini geliştireceğiz, demokrasimizi güçlendireceğiz, kardeşliğimizi koruyacağız ve güçlü devlet olacağız." ifadelerini kullandı. İmralı'ya bir heyet gönderilmesi konusunun geçmişte de gündeme geldiğini ve Türkiye'nin mevcut yasal düzenlemeleri içinde mümkün olan bir uygulama olduğunu aktardı. Meclis ve siyasi partiler arasında mutabakat oluşması halinde yasal çerçevede böyle bir görüşmenin yapılabileceğini, bunun olağanüstü bir durum olmadığını kaydetti.
Sürecin Niteliği: Terör Örgütünün Tasfiyesi, Kimliklerin Korunması
Kurtulmuş, yürütülen sürecin mahiyetini net bir şekilde tanımlayarak, "Bu mesele, Türklerle Kürtler arasında bir barış süreci değil; bir terör örgütünün tasfiye sürecidir." dedi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin tüm vatandaşlarının eşitliğini esas aldığını vurgulayan Kurtulmuş, devletin Kürt'ün kimliğiyle, diliyle veya kültürüyle hiçbir sorunu olmadığını, ancak terörle, silahla ve bölücülükle mücadelenin devletin temel görevi olduğunu belirtti. Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı hatırlatarak, "Anadili, ana sütü kadar helaldir; fakat anadil üzerinden ayrılıkçılık yapmak haramdır." sözlerini yineledi. Meclis sitesinde konuşmasının Kürtçe bir cümlesinin yayımlanmasından duyulan rahatsızlığın, yanlış bir zihniyetin ürünü olduğunu da ekledi.
Kritik Sorulara Yanıtlar Ve Sürecin Geleceği
TBMM Başkanı Kurtulmuş, süreçle ilgili kamuoyunun merak ettiği bazı kritik sorulara da açıklık getirdi:
TBMM'ye sunulacak raporun tamamlanma takvimine ilişkin soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, raporun kısa süre içinde tamamlanacağını, ancak asıl meselenin örgütün silah bırakmasının Milli Güvenlik Kurulu ve ilgili istihbarat kurumları tarafından teknik olarak tescil edilmesi olduğunu vurguladı. Bu tespitin ardından Meclis'in gerekli yasal düzenlemeleri yapacağını belirtti.
Süreci zehirleme girişimlerine karşı net bir duruş sergileyen Kurtulmuş, bu sürecin Türkiye Cumhuriyeti Devleti için bir hayat memat meselesi olduğunu dile getirdi. Ülkenin bütünlüğünü koruyarak bu hedefe ulaşmanın siyasi bir seçenek değil, bir zorunluluk olduğunu belirtti. Abdullah Öcalan'ın Meclis'e gelmesi veya DEM grubuna başkanlık etmesi gibi senaryoların kesinlikle Meclis'in veya komisyonun gündeminde olmadığını sert bir dille reddetti. Diyarbakır'da terörist başının fotoğraflarının taşınması ve sloganlar atılması gibi provokatif eylemleri kınayan Kurtulmuş, bu tür eylemleri gerçekleştiren kişilerin tutuklandığını ifade etti.
Milli Güvenlik Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı'nın süreçteki rolüne ilişkin olarak, bu kurumların süreci teknik ve operasyonel olarak yürüttüğünü, komisyonun ise izleme, raporlama ve Meclis'e teklif sunma görevini üstlendiğini belirtti. Sürecin tamamlanma süresine ilişkin olarak ise, raporun en kısa sürede hazırlanması yönünde bütün partilerin bilgilendirildiğini ifade etti.
Geçmiş Süreçten Temel Farklar Ve Başarıya Olan İnanç
Geçmişteki "çözüm süreci" ile mevcut süreç arasındaki temel farklılıklara değinen Kurtulmuş, o dönemde devlet adına süreci yürüten kurumların çoğunun FETÖ'nün etkisi altında olduğunu belirtti. Oslo görüşmelerinin sızdırılmasından, Fransa'daki infazlara kadar birçok sabotajın bu durumun bir sonucu olduğunu kaydetti. Mevcut süreçte ise siyasi iradenin tam kontrolünün olduğunu, hiçbir kurumun siyasi iradenin dışında hareket etmediğini vurguladı. Siyasetin, farklı görüşlere rağmen bu sorunun çözümünde birleştiğini dile getirdi.
Sürecin sonunda Türkiye'yi terörsüz, demokratik ve güçlü bir geleceğin beklediğini ifade eden Kurtulmuş, "Çok yol alındı, az kaldı. Bu sefer mutlaka başaracağız. İlk defa siyasetin tüm kanatları bu konuda ortak bir hedefte birleşti." dedi. Bölge ülkelerinin Türkiye'yi dışlayarak çözüm bulamayacaklarını anladıklarını ve Türkiye olmadan coğrafyada hiçbir dengenin kurulamayacağını belirterek, bu kez başarıya ulaşacaklarına olan inancını pekiştirdi.
Açıklamalarının sonunda, "Bu süreç bir siyasi tercih değil, bir zorunluluktur. Devletin bölünmezliği, vatanın bütünlüğü ve milletin kardeşliği kırmızı çizgimizdir. Şehitlerimizi ve gazilerimizi incitecek hiçbir adıma izin vermeyiz. Ama demokrasi gereği herkes düşüncesini özgürce ifade edecektir." sözleriyle kırmızı çizgileri net bir şekilde ortaya koydu. Kurtulmuş, terör örgütünün federasyon veya ikinci bir dil gibi maksimalist taleplerle gelmemesinin de sürecin olumlu yönde ilerlediğinin önemli bir göstergesi olduğunu kaydetti. Perşembe günü İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanının komisyonda bilgi vereceğini de sözlerine ekledi.