Kürtün’de Hurda Musluklardan Sanata Dönüşen Zanaat Dünya Pazarına Ulaşıyor

Gümüşhane'nin Kürtün ilçesinde hurda musluklardan üretilen ziller, Türkiye'nin farklı illerine gönderilmesinin yanı sıra bazı Avrupa ülkelerinde de ilgi...

Gümüşhane'nin Kürtün ilçesine bağlı Cami Yanı Mahallesi'nde nesillerdir sürdürülen özgün bir zanaat, geri dönüşümün en sanatsal örneklerinden birini sunarak, atık metalleri eşsiz melodilere sahip zillere dönüştürmektedir. Bu geleneksel meslek, sadece yerel ekonomiye katkı sağlamakla kalmayıp, bölgenin kültürel mirasını da canlı tutarak Türkiye sınırlarını aşan bir ilgi görmektedir.


Geleneksel Üretim Süreci Ve Zanaatkarlığın İncelikleri

Bu özel zanaatın temelini, hurda toplayıcılardan temin edilen eski musluklar, bataryalar ve pirinç içeren diğer atık metaller oluşturmaktadır. Toplanan bu malzemeler, ustalar tarafından yüksek dereceli ocaklarda, yaklaşık 1000 santigrat derecelik ısıda fan ve körük sistemleri kullanılarak sıvı hale getirilmektedir. Erime süreci tamamlandıktan sonra, Harşit Çayı'nın yatağından özenle toplanan özel kumla hazırlanan kalıplar devreye girmektedir. Ustalar, kum kalıpları büyük bir titizlikle hazırlayarak ve hatta ayaklarıyla çiğneyerek sıkılaştırarak zillerin ilk formlarını oluşturmaktadırlar. Sıvı haldeki sıcak metal, bu hazırlanan kalıplara dökülerek zilin ana yapısı şekillenmektedir.

Zanaatın en kritik ve ayırt edici aşaması ise "akort" olarak bilinen ses ayarlamasıdır. Her bir zil, istenen net ve yankılı sesi vermesi için ustalar tarafından özel tekniklerle ayarlanmaktadır. Üretim sürecinde bakır ve çinko gibi elementlerin katılımıyla sarının ayarı titizlikle yapılmakta, bu da zillerin hem görsel hem de işitsel kalitesini artırmaktadır. Yaklaşık 40 farklı modelde üretilen ziller, döküm işleminin ardından tornada parlatılmakta ve sesin çıkmasını sağlayan toka (çan dili) eklenmektedir. Sesin ince ayarı ise müşteri taleplerine göre şekillendirilmektedir.


Kuşaktan Kuşağa Aktarılan Bir Miras

Bu köklü zanaat, Kürtün'de kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi haline gelmiştir. Mahalle sakinleri için önemli bir geçim kaynağı olmayı sürdüren bu mesleğin temsilcilerinden Salim Düzgün (53), 35 yıldır bu işi yaptığını ve sanatın baba mesleği olduğunu vurgulamıştır. Düzgün, "Bu sanat baba mesleği. 35 senedir yapıyorum. Eski hurda muslukları eritip çana, zile döndürüyoruz. Ben bu sanatı babamı seyrederek öğrendim. Alıştığım için bana zor gelmiyor artık," ifadelerini kullanmıştır. Bu sözler, zanaatın aile geleneği içindeki yerini ve ustaların mesleğe olan bağlılığını gözler önüne sermektedir.


Genç Kuşaktan Yenilikçi Yaklaşım Ve Dijitalleşme

Zanaatın geleceği adına umut veren bir diğer isim ise 23 yaşındaki genç usta Emre Düzgün'dür. Lise eğitimini tamamladıktan sonra babası ve amcasının yanında mesleği öğrenmeye başlayan Emre Düzgün, geleneksel yöntemleri modern yaklaşımlarla birleştirmiştir. "Burada bir iki yıl kurs gördüm. Babam ve amcamdan öğrendim," diyerek eğitim sürecini anlatan genç usta, özellikle satış ve pazarlama stratejilerinde önemli bir değişime imza atmıştır.

Emre Düzgün, teknolojik gelişmelerin getirdiği imkanlardan faydalanarak sosyal medya platformlarını aktif olarak kullanmaya başlamıştır. Bu strateji sayesinde ürünlerin daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamış ve satış süreçlerini kolaylaştırmıştır. Eskiden zilleri satmak için araçla gezmek zorunda kaldıklarını belirten Düzgün, "Sosyal medya hesabına geçiş yaptık. Araçla gezmek zorunda kalıyorduk, satılmıyordu. Şimdi teknoloji geliştikçe, internetten satımı daha kolay oldu. Şu an müşteri durumumuz gayet iyi," sözleriyle değişimin olumlu etkilerini dile getirmiştir. Şu anda ailesinden 4 kişiyle birlikte bu işi sürdürdüklerini belirten genç usta, mesleği devam ettirme kararlılığını da ifade etmiştir.


Zillerin Çok Yönlü Kullanım Alanları Ve Küresel Erişimi

Kürtün'de üretilen bu özel ziller, geleneksel olarak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların boynuna takılmasının yanı sıra, son yıllarda otantik bir dekorasyon objesi olarak da büyük ilgi görmektedir. Zillerin kullanım alanları, alıcıların isteklerine göre çeşitlilik göstermektedir. Oltada, hayvanlarda, ev dekorasyonunda veya kapı zili olarak bile tercih edilebilmektedir.

Üretilen ziller, Türkiye'nin farklı şehirlerine gönderilmesinin yanı sıra, bazı Avrupa ülkelerinden de talep görmektedir. Emre Düzgün, satış ağının genişlemesini şu sözlerle açıklamıştır: "Bulgaristan ve bazı Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Ben ilk başta bu işi yaparken Türkiye'de satıyordum. 20-23 santimlik zil dökmeye başlayınca Bulgaristan'dan duyulmuş. Oraya gidenler 3-4 kiloluk ziller oluyor. Onları genelde deveye takıyorlar ya da dekorasyonda kullanıyorlar." Bu durum, Kürtün zillerinin uluslararası alanda da tanınmaya başladığının önemli bir göstergesidir.


Sürdürülebilirlik Ve Kültürel Değerin Harmanı

Ustaların atık malzemelerden ortaya koyduğu bu sanat eserleri, sadece estetik bir değer taşımakla kalmamakta, aynı zamanda sürdürülebilir bir üretim modelini de temsil etmektedir. Hurda metallerin yeniden değerlendirilmesi, çevreye duyarlı bir yaklaşımın ve kaynakların etkin kullanımının güzel bir örneğini sunmaktadır. Bu zanaatın, Kürtün'ün kültürel mirasını geleceğe taşıyan önemli bir öğe olduğu ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aday gösterilebilecek potansiyelde olduğu belirtilmektedir. Atık bir metalin, ustaların elinde nasıl değerli bir melodiye dönüştüğü, bu zanaatın en etkileyici kanıtı olarak çınlamaya devam etmektedir. Genç usta Emre Düzgün, mesleğin zorluğunu kabul etmekle birlikte, "Zor bir meslek. Herkesin yapabilecek olduğu bir meslek değil," diyerek bu mirasın sürdürülebilirliği konusundaki kararlılığını yinelemiştir.