Meme Kanseriyle Mücadelede Mamografi Erken Tanının Kilit Noktasıdır

Meme kanserinde her yıl 2.3 milyon yeni vaka görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, “8 kadından biri bu kansere yakalanıyor. Kadınlar mutlaka mamografi...



Meme kanseri farkındalığına yönelik olarak Güven Hastanesi ve Kanserle Dans Derneği işbirliğinde düzenlenen ‘Pembede Birleştik’ temalı etkinlikte, uzmanlar erken tanının kritik önemini bir kez daha vurguladı. Toplantıda sunulan veriler, dünya genelinde her yıl 2.3 milyon yeni meme kanseri vakasının görüldüğünü ve kadınların yaklaşık sekizde birinin bu kanser türüne yakalandığını ortaya koydu. Uzmanlar, son dönemde genç yaş gruplarında da görülmeye başlanan meme kanserinin erken saptanması durumunda tedavi şansının oldukça yüksek olduğunu dile getirdi. Erken tanı konulan vakalarda 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 99 seviyesine ulaştığı belirtildi.



Radyasyon Endişelerine Bilimsel Yanıt



Etkinlikte ele alınan önemli bir konu da bazı kadınların "radyasyon alıyoruz" endişesiyle mamografi yaptırmaktan kaçınması oldu. Uzmanlar, bu düşüncenin temelsiz bir endişe olduğunu net bir dille ifade etti. Yapılan açıklamalarda, günlük yaşamda ve çevresel faktörler aracılığıyla zaten radyasyona maruz kalındığına dikkat çekildi. Hatta İstanbul'dan ABD'ye gerçekleştirilen bir uçuş esnasında alınan radyasyon miktarının, bir mamografi çekimi sırasında alınan radyasyona eşdeğer olduğu bilimsel verilerle aktarıldı. Bu bağlamda, mamografinin sağladığı erken tanı avantajının, potansiyel radyasyon riskinden çok daha ağır bastığı vurgulandı.



Bir Gazetecinin Gözünden Kanserle Mücadele Ve Çağrısı



Etkinliğin konuşmacıları arasında yer alan Hürriyet yazarı ve gazeteci Fulya Soybaş, kişisel deneyimlerini paylaşarak erken tanının hayatındaki rolünü gözler önüne serdi. Soybaş, hastalığa yakalanmadan önce mamografiyi duyduğunu ancak önemini yeterince kavrayamadığını itiraf etti. Kırk yaşından hemen sonra mamografi çektirmemesinin sonucunda 16 kemoterapi seansı almak zorunda kaldığını belirtti. Yaşadıklarına rağmen şanslı olduğunu söyleyen Soybaş, "Çok şanslıydım çünkü hiç kanserli hücre kalmadı" ifadelerini kullandı. Ancak, aklında sürekli "Ya geri gelirse" sorusunun bulunduğunu dile getirdi. Türkiye'de kanserin genellikle ölümle eşdeğer görüldüğü yönündeki algıyı değiştirmek gerektiğini savunan Soybaş, psikolojik destek almanın bir ayıp olmadığını, aksine mücadelenin önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Kanserle savaşmak yerine onunla mücadele etmek gerektiğini belirten Soybaş, yaşadıklarını köşesinde yazarak ve farkındalık toplantılarına katılarak insanları bilinçlendirme çabasına girişti. "Her sekiz kadından biri meme kanserine yakalanıyor. O sekiz kadından biri olmayın diye buradayım. Sizin yaşamınızda keşkeler olmasını istemem" diyerek kadınlara seslenen Soybaş, özellikle 40 yaşından sonra mamografi çektirme konusunda ihmalkar davranılmaması gerektiğini belirtti. Devlet hastanesinden randevu almanın zor olduğu durumlarda, ülke genelinde yaygın olarak bulunan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri'nin (KETEM) mutlaka ziyaret edilerek kontrollerin yaptırılması gerektiği çağrısında bulundu.