Küresel Merkez Bankaları Belirsiz Bir Yılı Geride Bırakırken Farklı Para Politikaları İzledi

Küresel merkez bankaları, ABD'nin tarife adımları, jeopolitik gerilimler ve yoğun siyasi gündemin şekillendirdiği yüksek belirsizlik ortamının hakim olduğu bir yılı geride bırakırken, bu süreçte enflasyon kaynaklı riskler, para politikasında gevşeme adımlarının hızını sınırlayan temel unsur olarak öne çıktı. İşte 2025 yılının özeti...


2025 yılı, küresel ekonomiler için siyasi çalkantılar, ticaret gerilimleri ve jeopolitik çatışmaların damga vurduğu, yüksek düzeyde belirsizliğin hâkim olduğu bir dönem olarak kayıtlara geçti. Merkez bankaları, bu karmaşık ortamda enflasyon ve büyüme dengesini gözeterek para politikalarını şekillendirmeye çalıştı.


Küresel Ticaret Gerilimleri Ve Jeopolitik Gelişmelerin Ekonomiye Etkisi


Yılın ilk çeyreği, 20 Ocak'ta ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci kez göreve başlamasıyla hız kazanan korumacı ticaret politikalarıyla başladı. Mart ve nisan aylarında ABD'nin tarife artırımları belirginleşerek küresel ticaret gerilimini derinleştirdi. Bu adımlar, dünya ekonomisinde ciddi bir belirsizlik dalgasının oluşmasına yol açtı. Özellikle Çin, Japonya, Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika, ABD'nin tarife kararlarından doğrudan etkilenerek ticaret geriliminin ana aktörleri haline geldiler.


Ancak yılın ikinci yarısında, küresel düzeyde ticaret anlaşmalarında gözlenen artış, ekonomik tansiyonu bir miktar düşürdü. Buna karşın jeopolitik sahadaki gelişmeler, temkinli duruşun korunmasına neden oldu. İran ile İsrail arasında 12 gün süren hava saldırıları ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nı sona erdirmeye yönelik sonuçsuz kalan girişimler, küresel ekonomik görünüm üzerindeki baskıyı sürdürdü.


ABD Hükümet Kapanmasının Ekonomik Veri Akışına Etkisi


Yılın son çeyreğinde ABD ekonomisi, 01 Ekim'de federal hükümeti finanse edecek geçici bütçe tasarısı üzerinde uzlaşı sağlanamaması nedeniyle bir hükümet kapanmasıyla karşı karşıya kaldı. 12 Kasım'a kadar süren bu kapanma, 43 günle ABD tarihinin en uzun hükümet kapanması olarak kayıtlara geçti. Bu durum, ülkedeki ekonomik veri akışının ciddi şekilde aksamasına ve piyasalardaki belirsizliğin artmasına yol açtı.


Merkez Bankalarının Belirsizlik Ortamındaki Politika Kararları


Bu karmaşık gelişmelerin ışığında, dünyanın dört bir yanındaki merkez bankaları, yüksek belirsizliğin ve ihtiyatlı duruşun ön planda olduğu bir yılı tamamladı. Enflasyon ve büyüme görünümüne ilişkin riskler, yıl boyunca merkez bankalarının para politikası kararlarında belirleyici bir rol oynadı. Yıl genelinde çeşitli merkez bankaları farklı yönelimlerde adımlar attı:



Önemli Merkez Bankalarının Yaklaşımları


ABD Merkez Bankası (FED) İstihdam Ve Enflasyon Arasında Denge Aradı


ABD'de yoğun ekonomi ve finans gündemi, Fed'in para politikası kararlarında temkinli bir yaklaşım benimsemesine neden oldu. Tarife süreciyle başlayan belirsizlikler ve hükümet kapanmasının ekonomik etkileri, enflasyon görünümüne ilişkin risklerin yıl sonuna kadar gündemde kalmasına yol açtı. Bu dönemde Fed yetkilileri arasında sözlü yönlendirmelerde belirgin bir ayrışma yaşandı. Bazı yetkililer enflasyonla mücadelede temkinli olunması gerektiğini ve daha fazla veriye ihtiyaç duyulduğunu vurgularken, diğerleri faiz indirimleri için uygun koşulların oluştuğunu savundu. Bu çerçevede Fed, yıl genelinde toplam 75 baz puan faiz indirimi yaparak politika faizini %3,50-%3,75 aralığına çekti. Banka, eylül, ekim ve aralık aylarında 25'er baz puanlık indirimlerle yılı tamamladı. Para piyasalarında Fed'in gelecek yıl mart ve temmuz aylarında 25'er puanlık iki faiz indirimine gideceği fiyatlanırken, Fed Başkanı Jerome Powell’ın görev süresinin dolmasıyla yerine gelecek yeni isim ve yeni başkanın izleyeceği politikalara yönelik belirsizlikler varlığını koruyor.


Avrupa Merkez Bankası (Ecb) Güçlü İndirimlerle Yılı Kapattı


Avrupa'da ECB, yılı üç temel politika faizinde toplam 100 baz puan indirimle tamamladı. Avro Bölgesi'nde kasım ayında yıllık enflasyonun %2,1 seviyesine gerilemesi, bankanın orta vadeli %2 hedefine yaklaşıldığını gösterdi. ECB Başkanı Christine Lagarde, aralık ayındaki son toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, küresel ortamın dalgalı seyri nedeniyle enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü ifade etti. Lagarde, enerji fiyatlarındaki düşüşün kısa vadede enflasyonu baskılayabileceğini belirtirken, tedarik zincirlerindeki olası aksaklıklar, ücret baskıları ve aşırı hava olaylarının yukarı yönlü riskler oluşturduğuna dikkat çekti. Para piyasalarında ECB’nin ilerleyen dönemde faiz artışına gidebileceği ihtimali de zaman zaman fiyatlanırken, savunma harcamaları ve mali genişleme adımlarının iç talep dengesi üzerindeki etkileri yakından izleniyor.


İngiltere Merkez Bankası (Boe) Kontrollü Gevşeme Stratejisi İzledi


İngiltere’de BoE, ülkede enflasyon risklerinin devam etmesine rağmen büyümeyi desteklemek amacıyla yıl boyunca toplam 100 baz puan faiz indirimi gerçekleştirdi. Kasım ayında yıllık enflasyon %3,2 seviyesinde gerçekleşirken, politika faizi %3,75 düzeyinde bulunuyor. Faizlerin enflasyonun üzerinde tutulmasıyla sıkı para politikası duruşu korunmaya devam etti. Gelecek yıla ilişkin belirsizlikler sürerken, BoE’nin ilk faiz indirimini nisan ayında yapabileceği öngörülüyor.


Japonya Merkez Bankası (Boj) Otuz Yılın Zirvesinde


Japonya'da BoJ, artan enflasyon riskleri ve ücret artışlarının gelecek dönemde enflasyon risklerini daha da artırabileceğine yönelik beklentilerle politika faizini toplam 50 baz puan artırdı. Böylece politika faizi %0,75'e yükselerek son 30 yılın en yüksek seviyesine çıktı. BoJ'un politika metninde, ücretler ve fiyatların ılımlı şekilde artmasının beklendiği, reel faizlerin negatif kalmaya devam edeceği ve destekleyici finansal koşulların ekonomik aktiviteyi destekleyeceği vurgulandı. Kasım ayında Japonya'da yıllık enflasyon %2,9 olarak kaydedilirken, para piyasalarında BoJ’un gelecek yıl atacağı adımlara ilişkin net bir beklenti oluşmadı. Bankanın ilk faiz artışını eylül ayında yapabileceği tahmin ediliyor.


Diğer Merkez Bankalarında Gevşeme Ve Sıkılaşma Eğilimleri


Dünyanın önemli merkez bankalarından olan Avustralya Merkez Bankası (RBA), yıl boyunca toplam 75 baz puan faiz indirimi yaparak politika faizini %3,6'ya çekti. Banka şubat, mayıs ve ağustos aylarında 25'er baz puanlık indirimlere gitti. Para piyasalarında RBA'nın gelecek yıl sıkılaşmaya dönebileceği ihtimali de gündeme gelirken, mayıs ayında 25 baz puanlık bir faiz artışı olasılığı fiyatlanıyor. Yeni Zelanda Merkez Bankası ise yıl genelinde toplam 200 baz puan faiz indirerek politika faizini %2,25 seviyesine düşürdü. Güney Kore Merkez Bankası da yılı toplam 50 baz puan faiz indirimiyle politika faizini %2,5 seviyesinde tamamladı.


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Politika Faizini İndirdi


Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yıl boyunca 10 Para Politikası Kurulu toplantısı ve 1 ara toplantı gerçekleştirerek toplam 950 baz puan faiz indirimi yaptı ve politika faizini %38 seviyesine çekti. Yurt içinde enflasyonla mücadele süreci devam ederken, Türkiye'de kasım ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı aylık bazda %0,87 ile son 30 ayın, yıllık bazda %31,07 ile son 4 yılın en düşük seviyesine geriledi. Uygulanan ekonomi programının etkisiyle Türkiye ekonomisi üst üste 21 çeyrektir büyümesini sürdürürken, dezenflasyon süreci de desteklenmeye devam etti.