Mit Başkanı Kalın Gazze’deki Ateşkesin Kalıcı Barışa Dönüşmesinin Önemini Vurguladı
Uluslararası İstihbarat Çalışmaları Kongresi’nde konuşan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, İki yıldır devam eden Gazze halkına yönelik...
Milli İstihbarat Akademisi tarafından organize edilen ve Türkiye ile dünya genelindeki istihbarat araştırmalarının temel meselelerini ele almayı, mevcut birikimi değerlendirmeyi, alternatif paradigmaların imkanlarını tartışmayı ve potansiyel çalışma alanlarını belirlemeyi amaçlayan 'Uluslararası İstihbarat Çalışmaları Kongresi', İstanbul'da seçkin bir otelde başladı. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. İbrahim Kalın'ın katılımıyla gerçekleştirilen kongre, 12 Ekim tarihinde sona erecektir. Kongrenin açılış törenine ayrıca Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Talha Köse ile 19 farklı ülkenin istihbarat servislerinin başkanları iştirak etti.
Gazze'deki Ateşkes: Kırılgan Bir Dönüm Noktası
Kongrede bir konuşma gerçekleştiren MİT Başkanı İbrahim Kalın, sözlerine kongrenin sağlayacağı katkılardan bahsederek başladı. Konuşmasının ana eksenini ise Gazze'deki ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşmesinin hayati önem taşıdığı vurgusu oluşturdu. Kalın, bölgedeki en güncel ve hassas konuya değinerek, uzun süredir devam eden çatışmaların ardından sağlanan ateşkesin kırılganlığına dikkat çekti.
Kalın, Gazze'deki ateşkesin sağlanmasıyla ilgili olarak, "En sıcak gündem maddemiz olan Gazze’de ateşkesin sağlanmasıyla ilgili, bildiğiniz gibi bu sabah itibarıyla yakın tarihimizde önemli bir sayfayı, dönemi geride bıraktık. İki yıldır devam eden Gazze halkına yönelik soykırım politikaları bugün itibarıyla bir ateşkesle artık sona ermiştir. Bunu derken tabii ki büyük bir ihtiyat ve dikkat içerisinde söylüyorum. Zira ateşkesin uygulanması bundan sonraki en önemli görevimiz olacaktır." ifadelerini kullandı. Mevcut ateşkesin son derece kırılgan olduğunu belirten Kalın, uygulamasının ve sahada denetlenmesinin büyük bir hassasiyet ve dikkat gerektirdiğini vurguladı. Bu tür hassas ortamlarda ihlallerin ve sabotajların her zaman olabileceğini ancak şu an itibarıyla Gazze'de akan kanın durması, gözyaşlarının dinmesi için tarihi bir fırsatın bulunduğunu dile getirdi. Kalın, "Bu fırsatı hayata geçirmek, kalıcı hale getirmek, bu ateşkesi barışa dönüştürebilmek için hepimizin üzerine büyük bir sorumluluk düşüyor." sözleriyle uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Uluslararası Toplumun Sorumluluğu Ve İki Devletli Çözüm
Başkan Kalın, bu ateşkesin sorunun nihai çözümü değil, sadece ilk adım olduğunu kuvvetle vurguladı. Çözümün ancak ve ancak bağımsız bir Filistin Devleti kurulduğunda ve Ortadoğu'da iki devletli çözümün hayata geçirildiği zaman gerçek manada sağlanabileceğine inandıklarını ifade etti. "Sadece ara bulucu ülkelerin ya da garantörlerin değil, Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Ortadoğu’ya bütün uluslararası toplumun, bu ateşkesin kalıcı hale gelmesi için rol alması ve sorumluluk üstlenmesi gerekiyor." şeklinde konuşan Kalın, Türkiye'nin bu süreçte akan kanın durması, soykırımın sona ermesi ve Gazze halkının nefes alabilmesi için yoğun çaba sarf ettiğini aktardı. Cumhurbaşkanı'nın ortaya koyduğu güçlü iradenin, Birleşmiş Milletler'den uluslararası toplantılara kadar her alanda en yüksek ifadesini bulduğunu ve bu konudaki kararlılığı gösterdiğini belirtti. Türkiye'nin bu konuyu sadece bölgesel bir mesele olarak değil, küresel barışın da anahtar unsurlarından biri olarak yakından takip etmeye devam edeceği kaydedildi.
Rusya-ukrayna Krizinde Türkiye'nin Arabuluculuk Rolü
Başkan Kalın, konuşmasında Türkiye'nin bölgesel barışın tesis edilmesindeki rollerini Rusya-Ukrayna krizine de taşıdı. Türkiye'nin bu krizde bugüne kadar kritik roller üstlendiğini belirterek, yaklaşık 3 yıl önce İstanbul'da gerçekleşen Dolmabahçe Mutabakatı'nın savaşın sonlandırılması için atılan en önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti. Çeşitli nedenlerle akamete uğrayan bu girişimin, 3 yıl sonra maalesef çok ağır bir tabloyu beraberinde getirdiğini dile getiren Kalın, "Gene on binlerce insanın öldüğü, hem Rusya hem Ukrayna tarafından ülkelerin imkan ve kabiliyetlerinin yerle bir edildiği bir savaş tablosuyla karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı'nın liderlik diplomasisi yoluyla hem Rusya hem de Ukrayna Devlet Başkanları ve diğer ülkelerle yürüttüğü yoğun diplomatik faaliyetler neticesinde, geçtiğimiz 3 ay içinde İstanbul'da 3 toplantının yapıldığına dikkat çekti. Uzun bir aradan sonra ilk kez Rusya ve Ukrayna heyetlerinin doğrudan müzakere etme imkanı bulduğunu aktaran Kalın, Türkiye'nin bu çalışmalara bundan sonra da ev sahipliği yapmaya, arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rol oynamaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Suriye'nin Yeniden İnşası Ve Bölgesel İstikrar
Yakın coğrafyadaki önemli çatışma ve sorun alanlarından biri olan Suriye'nin, geçtiğimiz yılın Aralık ayında Esed rejiminin yıkılmasıyla yeni bir aşamaya girdiğini belirten Başkan Kalın, komşu ülke Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, siyasi birliğinin sağlanması, ekonomik kalkınmasının ve toplumsal bütünlüğünün ileriye taşınması için yoğun bir çaba içinde olduklarını ifade etti. Suriye yönetimini devralan yeni idarenin büyük meydan okumalarla karşı karşıya olduğunu söyleyen Kalın, "Yaklaşık 60 yıllık Baas rejimini yıkan, 14 yıllık bir iç savaşı sona erdiren kritik bir dönemin ardından Suriye’yi yeniden inşa etmek kolay bir iş değildir." şeklinde konuştu. Suriye'nin herkesin yardımına ve desteğine ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kalın, yeni Suriye yönetiminin çökmüş bir devleti, bölünmüş bir toplumu ve iflas etmiş bir ekonomiyi devraldığını dile getirdi. Suriye'yi bağımsız, egemen, komşularıyla iyi ilişki içinde olan bir güvenlik merkezi, bir kalkınma ülkesi ve bir istikrar coğrafyası haline getirmenin herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti ve bu yöndeki çabaların çok yönlü bir şekilde devam ettiğini aktardı.
Afrika'daki Stratejik Adımlar: Somali Örneği
MİT Başkanı İbrahim Kalın, Türkiye'nin Somali, Libya ve genel olarak Afrika'da yürüttüğü faaliyetlere de değindi. Günümüzde Somali'nin çok daha iyi bir noktaya geldiğini belirten Kalın, ülkenin hala büyük zorluklarla karşı karşıya olmasına rağmen, unutulmuş ve terk edilmiş bir ülke olmaktan çıkarak, Afrika'nın ve bölgenin ihtimam gösterilen, dikkat edilen ve önem verilen bir ülkesi haline gelmesinin sadece Türkiye için değil, tüm Doğu Afrika ve bölge için kritik önemde olduğunu vurguladı. Aynı şekilde, Somali'nin barış ve istikrarı ile kalkınmasının sadece Somalililerin meselesi değil, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Türk Dünyası Ve Enerji Güvenliği: Bölgesel Sigorta
Balkanların Türkiye için taşıdığı önemden bahseden Kalın, doğal 'interland'larının bir parçası olan bu coğrafyada Türkiye'nin her zaman barıştan, istikrardan ve kardeşlikten yana olduğunu belirtti. Balkan coğrafyasıyla geliştirilen derin tarihi ve kültürel bağların, bugün stratejik bir değer olarak bölgedeki barış ve istikrarın sağlanmasında kilit bir rol oynadığını kaydetti. Türk dünyasına ve Türk Devletleri Teşkilatı'na bakıldığında da Türkiye'nin hem istihbarat hem de diplomatik faaliyetleriyle bu gönül coğrafyasını ve stratejik perspektifin bir uzantısı olan Orta Asya'yı barış ve istikrar içinde, yeni dünya sistemi içinde yerini alması için çaba gösterdiğini aktardı. Kalın, günümüz dünyasının karşı karşıya olduğu en temel meselelerden biri olan enerji güvenliğinde Türk dünyasının, dünyanın sigortası haline geldiğini ve en önemli kilit aktörlerden birisi olduğunu vurguladı. Kazakistan'dan Türkmenistan'a, Azerbaycan'dan Türkiye'ye ve Avrupa ile dünya pazarlarına açılan Orta Doğu Türk dünyası enerji hattının, dünya enerji istikrarının sağlanmasında en kilit rollerden birini oynadığını ifade etti.
Milli İmkan Ve Kabiliyetlerin Gelişimi
Başkan Kalın, tüm bu alanlarda proaktif diplomasi ve stratejik istihbarat faaliyetleriyle imkan ve kabiliyetlerin geliştirilerek bölgenin ve dünyanın istikrarına ve barışına katkı sağlanmaya devam edileceğini belirtti. Bunu yaparken, milli imkan ve kabiliyetlerin geliştirilmesinin hayati önem taşıdığına inandıklarını ifade etti. Zira egemenlik ve bağımsızlığın sadece söylemle değil, üretilen teknolojiyle ve kişiye ait imkan ve kabiliyetlerle ölçüldüğünü dile getirdi. Kalın, "Bugün Türkiye özellikle savunma sanayi alanında SİHA’larla ve diğer savunma sanayi ürünleriyle artık dünyada adından sıkça bahsedilen bir ülke haline geldi." şeklinde konuşarak, savunma sanayii alanında yürütülen faaliyetlerin sadece Türkiye'nin savunma sanayiini güçlendirmekle kalmadığını, aynı zamanda dost ve müttefik ülkelere ihraç edilen teknoloji sayesinde onların da kendilerini savunma ve stratejik savunma alanlarını geliştirme faaliyetlerine doğrudan katkı sunduğunu aktardı. Böylece yerli ve milli perspektifin, kendi ayakları üzerinde durabilme, kendine yeterli olma, stratejik bağışıklık ve dayanıklılık kabiliyetini geliştirme yolunda azami şekilde kullanılmaya devam edildiğini vurguladı.
Terörsüz Türkiye: Bölgesel Güvenliğin Temeli
MİT Başkanı Kalın, Türkiye'nin gündeminde bulunan ve tüm bölgeyi doğrudan ilgilendiren 'Terörsüz Türkiye' sürecinin de sunulan perspektifin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı'nın liderliğinde ortaya konan 'Türkiye Yüzyılı' perspektifinin en önemli ayaklarından birini Terörsüz Türkiye hedefinin oluşturduğunu belirtti. Terörsüz Türkiye ile sadece ülkenin karşı karşıya olduğu 40 yıllık PKK terörünü sonlandırmayı değil, aynı zamanda bütün bölgenin her türlü terör örgütünden ve kirli güçlerden arındırılmasını, bölgenin gerçekten kendi dinamikleri üzerinde bir güven ve istikrar düzeni kurmasını arzu ettiklerini dile getirdi. Terörsüz Türkiye yolunda alınan mesafenin tarihi nitelikte olduğunu vurgulayan Kalın, "Bundan sonra atılacak adımlarla da ülkemizi ve bölgemizi tüm terör tehditlerinden arındırmak, bölgede Türkü ile, Kürdü ile, Arapı ile diğer unsurlarıyla gerçek bir kucaklaşmanın, barışın, stratejik bir kavuşmanın ve bütünleşmenin adımlarını atmayı hedefliyoruz." dedi. Bölgede etnik ve mezhebi temelde oynanmak istenen oyunlara, kimlik siyaseti temelli stratejilere karşı hem halkların ve milletlerin birlik ve beraberliğini hem de ülkelerin güvenliğini sağlamayı hedeflediklerini aktardı. Terörsüz Türkiye'nin sadece Türkiye'nin değil, Suriye'nin, Irak'ın, İran'ın ve oradan bütün bölgenin güvenlik ve istikrarına katkı sağlayacak tarihi bir adım, tarihi bir perspektif ve tarihi bir fırsat olduğunu belirterek, bunu hayata geçirmek için bundan sonra da gece gündüz çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
İstihbaratın Tanımı
MİT Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. İbrahim Kalın, konuşmasının ardından yöneltilen "Sizce istihbarat nedir?" sorusuna kendi cümleleriyle yanıt verdi. Hatıra Panosu'na, "İstihbarat doğru ve kıymetli bilgidir." şeklindeki notunu yazarak, istihbaratın temel tanımına dair bakış açısını paylaştı.